19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Nasıl ve niçin ve neyin müzakeresi ?

AB ile, sözde tam üyelik müzakereleri, 3 Ekim’de başlayacakmış… Ne var ki, Alman Cumhurbaşkanı Horst Köhler, onbeş yıl sürecek müzakerelerin “ucunun açık” olacağını gene vurguladı…

Avusturya Parlamento Başkanı Andreas Kohl, “Türkiye’nin 15-20 yıldan önce üye olacağına inanmıyorum” diyor… Gene Avusturya Maliye Bakanı Karl- Heinz Grasser, aynen “Türkiye, AB’ne üye olmak olgunluğuna sahip değildir” dedi ve müzakerelerin 3 Ekim’de başlamaması gerektiğini ilave etti…

Fransa ve Hollanda’daki referandumlar sonucu AB’nin genişleme süreci fiilen durdurulmuş oldu.

Ankara’daki AB temsilcisi Hansjoıg Kretschmer de açıkladı; Engin Ardıç’a göre, aslında “müzakere olmayan bu müzakerelerin ”katılım süreci olarak adlandırılan bu süreç, aslında müzakere süreci değil, ballı kurallara uyum sağlamak sürecidir…Birliğe katılmak isteyen birliğin müktesebatını sorgulayamaz!"

GERÇEKLER

Demek oluyor ki, müzakereler 3 Ekim’de, şeklen, formalite olarak başlasa ve Babacan ekibi havanda su dövemeye başlasalar bile, müzakerelerde yazılı ve yazısız “müktesebatı“ ve ek dayatmaları kabul etmeye elimiz mahkum.

Ve sonunda ve ya ortasında ya kesilecek ya da “imtiyazlı ortaklık” önerilecek. Chırac ve Almanya’da iktidara geleceği muhakkak Hıristiyan Demokratların lideri Angela Merkel “imtiyazlı ortaklık” dayatmakta kararlılar…

Bu açık seçik gerçekler karşısında ,AB’nin genişleme süreci fiilen durdurulduktan sonra, biz ucu açık, müzakerelerle AB nin dayatacağı bütün koşulları kuzu kuzu kabul edip, onbeş yıl sonunda ne şekil alacağı belli olmayan fakat bizi tam üye yapmayacağı muhakkak AB’ye hala taraftar mıyız?

Ben bunu söyleyenlerin mantığını anlayamıyorum. Hele TSK’nin gücünü kırmakta kararlı olan ve Kürt konusunda, Ermeni konusunda, Kıbrıs konusunda, APO konusunda foyaları ortaya çıkan Avrupa Birliği tutkusunu doğrusu anlayamıyorum.

“GÜVEN” VERİCİ SÖZLER (!)

Sivilleştirilen MGK’nın ,sivil Genel Sekreteri, Büyük Elçi Yiğit Alpogan, Yunanistan’daki TO VİMA gazetesine verdiği bır demeçte, “AB üyeliğini ve stratejilerini askeri yetkililer de dahil Türkiye’de bütün kesimler destekliyor” buyurmuş. Çok büyük ve maksadını aşan sözler…

Önce TO VIMA’ nin Yunanlı Okuyucuları inanmazlar. Bugün Türkiye de AB üyeliği konusunda bütün gerçekler ortaya konulduktan sonra yapılacak bir referandum veya kamuoyu araştırmasında Türk milletinin artık. Bu AB’ne taraftar değil karşı olacağına inanıyorum. Hodri meydan!

“Milli” bir kurumun Genel Sekreteri hamamda türkü söylüyor ve karanlıkta ıslık çalıyor ve maalesef ve hiç de güven vermiyor.

TSK TARAFI

AB üyeliğini ve AB stratejilerini, TSK ‘nin de desteklediği iddiasına gelince, bunu da hele son gelişmeler muvacehesinde , Genelkurmay’ın, yuvarlak sözlerle değil, açı-seçik olarak teyit etmesi gerekir.

Ülkedeki liboş yazarlar ve dışarıdaki hasım Avrupa çevreleri, TSK’nin manevi gücünü kırmak ve “sivil otoriteye” ram etmek isterler. Ancak TSK Türk mılletı için Cumhuriyetin ve varoluşunun garantisi ve son sigortasıdır. Hele şu bağlamda , sigortanın gevşetilmemesi gerekiyor.

TSK Genelkurmay ve Başkanı laiklik konusunda ve irtica ıle mücadelede kararlılıklarını her fırsatta gösteriyorlar. Bugün İrtica diğer tehditlerden soyutlanabilecek tek tehlike ve tehdit değildir. Bugün Türkiye irticadan başka, kuyrukları birbirine bağlı tehditler karşısındadır.

TSK bu konuda millet indindeki moral gücünü, tüm tehlike ve tehditler karşısındaki kararlılığından alır.

Yayın Tarihi : 13 Haziran 2005 Pazartesi 15:32:48
Güncelleme :13 Haziran 2005 Pazartesi 15:40:24


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?