AB ile, sözde tam üyelik müzakereleri, 3 Ekimde başlayacakmış Ne var ki, Alman Cumhurbaşkanı Horst Köhler, onbeş yıl sürecek müzakerelerin ucunun açık olacağını gene vurguladı
Avusturya Parlamento Başkanı Andreas Kohl, Türkiyenin 15-20 yıldan önce üye olacağına inanmıyorum diyor Gene Avusturya Maliye Bakanı Karl- Heinz Grasser, aynen Türkiye, ABne üye olmak olgunluğuna sahip değildir dedi ve müzakerelerin 3 Ekimde başlamaması gerektiğini ilave etti
Fransa ve Hollandadaki referandumlar sonucu ABnin genişleme süreci fiilen durdurulmuş oldu.
Ankaradaki AB temsilcisi Hansjoıg Kretschmer de açıkladı; Engin Ardıça göre, aslında müzakere olmayan bu müzakerelerin katılım süreci olarak adlandırılan bu süreç, aslında müzakere süreci değil, ballı kurallara uyum sağlamak sürecidir Birliğe katılmak isteyen birliğin müktesebatını sorgulayamaz!"
GERÇEKLER
Demek oluyor ki, müzakereler 3 Ekimde, şeklen, formalite olarak başlasa ve Babacan ekibi havanda su dövemeye başlasalar bile, müzakerelerde yazılı ve yazısız müktesebatı ve ek dayatmaları kabul etmeye elimiz mahkum.
Ve sonunda ve ya ortasında ya kesilecek ya da imtiyazlı ortaklık önerilecek. Chırac ve Almanyada iktidara geleceği muhakkak Hıristiyan Demokratların lideri Angela Merkel imtiyazlı ortaklık dayatmakta kararlılar
Bu açık seçik gerçekler karşısında ,ABnin genişleme süreci fiilen durdurulduktan sonra, biz ucu açık, müzakerelerle AB nin dayatacağı bütün koşulları kuzu kuzu kabul edip, onbeş yıl sonunda ne şekil alacağı belli olmayan fakat bizi tam üye yapmayacağı muhakkak ABye hala taraftar mıyız?
Ben bunu söyleyenlerin mantığını anlayamıyorum. Hele TSKnin gücünü kırmakta kararlı olan ve Kürt konusunda, Ermeni konusunda, Kıbrıs konusunda, APO konusunda foyaları ortaya çıkan Avrupa Birliği tutkusunu doğrusu anlayamıyorum.
GÜVEN VERİCİ SÖZLER (!)
Sivilleştirilen MGKnın ,sivil Genel Sekreteri, Büyük Elçi Yiğit Alpogan, Yunanistandaki TO VİMA gazetesine verdiği bır demeçte, AB üyeliğini ve stratejilerini askeri yetkililer de dahil Türkiyede bütün kesimler destekliyor buyurmuş. Çok büyük ve maksadını aşan sözler
Önce TO VIMA nin Yunanlı Okuyucuları inanmazlar. Bugün Türkiye de AB üyeliği konusunda bütün gerçekler ortaya konulduktan sonra yapılacak bir referandum veya kamuoyu araştırmasında Türk milletinin artık. Bu ABne taraftar değil karşı olacağına inanıyorum. Hodri meydan!
Milli bir kurumun Genel Sekreteri hamamda türkü söylüyor ve karanlıkta ıslık çalıyor ve maalesef ve hiç de güven vermiyor.
TSK TARAFI
AB üyeliğini ve AB stratejilerini, TSK nin de desteklediği iddiasına gelince, bunu da hele son gelişmeler muvacehesinde , Genelkurmayın, yuvarlak sözlerle değil, açı-seçik olarak teyit etmesi gerekir.
Ülkedeki liboş yazarlar ve dışarıdaki hasım Avrupa çevreleri, TSKnin manevi gücünü kırmak ve sivil otoriteye ram etmek isterler. Ancak TSK Türk mılletı için Cumhuriyetin ve varoluşunun garantisi ve son sigortasıdır. Hele şu bağlamda , sigortanın gevşetilmemesi gerekiyor.
TSK Genelkurmay ve Başkanı laiklik konusunda ve irtica ıle mücadelede kararlılıklarını her fırsatta gösteriyorlar. Bugün İrtica diğer tehditlerden soyutlanabilecek tek tehlike ve tehdit değildir. Bugün Türkiye irticadan başka, kuyrukları birbirine bağlı tehditler karşısındadır.
TSK bu konuda millet indindeki moral gücünü, tüm tehlike ve tehditler karşısındaki kararlılığından alır.