21
Mart
2026
Cumartesi
ANASAYFA

Olmayacak Dualara Âmin ve Abesle İştigal!


Oy çokluğu –“Demokrasi Tramvayı” ile, devleti ele geçirmiş bir iktidarın, Türkiye’nin en hayati konularındaki aymazlığını anlamak mümkün değil – daha doğrusu, bütün yaklaşımlarına bakınca, pek de mümkün! Öncelikle, “Güneydoğu sorunu” konusunda! Bu “Sorun” aslında, “Türkiye-Türk “ sorunu…

Başından beri, hatta AKP İktidara gelmeden önceki hükümetler döneminde de yapılan hatalar, aymazlıklar yüzünden bugünkü durumlara gelindi! Güneydoğu sorununun vurucu gücü PKK eşkıyasıyla mücadele için ABD’den icazet beklendi… AB’nin bu konudaki dayatmalarına, uyum, uyum boyun eğildi! APO’nun idam edilmemesi, bu gafletin doruk noktası idi. Nasıl bir aymazlıktır ki, bölücülüğün –Kürt ayaklanmalarının 19. Yüzyıl sonlarından beri tahrikçiler Türkiye’yi bölerek, güçsüz kılmak isteyen Avrupalılar ve Amerikalılar olduğu, belge ve haritalarıyla sabit iken, biz hala onlardan medet umuyor, icazet beklıyoruz. Amerikanın PKK’ya paraşütlerle silah yolladığı – ve Avrupalıların da PKK’ya, bölücülere maddi manevi destek sağladığı “açık bir sır”! Eski MİT Müsteşarı Sönmez Köksal, “PKK, Kuzey Irak’tan çok, gücünü özeklikle AB ülkelerinden almaktadır” diyor. Herhalde bildikleri vardır!

Şimdiye dek, kimse sormadı; ABD, APO'nun idamına neden engel oldu diye. Kimse sormuyor; ABD’nin, uluslararası kurallara aykırı olarak Kuzey Irak’ı ve hava sahasını kontrol etmeye ne hakkı var diye! Öyle ya: ABD kendisi terör tehdidi altında olunca, binlerce mil ötelerden gelip Kuzey Irak’ta egemen, fakat Türkiye’nin geleceğini tehdit eden, hemen hudutlarımızda konuşlanan eşkıyaya karşı Kuzey Irak’ta kara harekâtı yapmamıza aynı ABD engel! ABD, ağzımıza bir parmak bal çalarcasına, yasak savarcasına, güya “istihbarat paylaşıyor… Türk Hava Kuvvetlerinin ne kadar güçlü, pilotlarımızın ne kadar başarılı oldukları kanıtlandı, ama bu hava operasyonlarının, manada, PKK’yı yok edemeyeceği, hatta caydıramayacağı da ortada… Bizi oyalıyorlar, biz de oyalanmaktayız!

GAFLETİN SON PERDESİ

Şimdi de, bu konularda gafletin yeni bir safhasındayız. AKP Hükümeti, PKK ile mücadelede, Irak’ın Kürt Cumhurbaşkanı Talabani’den ve başlıca amacı, sözde “ve yerel yönetimini” “Büyük Kürdistan”a dönüştürmek olan Barzani’ den yardım umuyor! Olmayacak dualara âmin!

SAMİMİ İTİRAF

PKK’nın, TBMM’deki kolu DTP’nin Ahmet Türk başkanlığındaki heyetini kabul eden Kuzey Irak Kürt Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani, PKK’ya yönelik silahlı bir harekete geçmeyeceklerini, “Kardeşin kardeşini vuramayacağını”, Türkiye’nin, bu sorunu diyalogla “barışçı çözümle halletmesi gerektiğini” söyledi, dedi ki : “Kürtlerin kendi aralarındaki kavga artık tarihte kaldı. Kürtler arası çatışma artık bizim için stratejik bir konu ve kırmızıçizgimizdir… Kürt sorunu güvenlik ve terör sorun değil, siyasi bir sorundur. Kürtlerin demokratik istekleri barışçıl yönden çözülmeli!"

Zaten bunun aksini, düşünmek de abes olurdu! Hem onların, Kürt liderlerinin yerinde siz olsaydınız, Türkiye’nin bugünkü iç durumuna Ergenekon davasıyla bölünmesine, devlet sırlarının elekten bile geçirilmeden ortalara saçılmasına bakarak, Kürt soydaşlarınızı “vurur musunuz”, yoksa şimdiye kadar olduğu gibi, el altından hatta şimdi, açıkça desteklemeye devam mı edersiniz? Yoksa Türkiye’nin olgun meyve olarak kucaklarınıza düşmesini mi beklersiniz? Hele Türkiye’de böyle, ne yaptığını bilmeyen, AB ve ABD havalarına göre, bir bu yana- bir öteki yana savrulan, devletin kırmazı çizgilerini hiçe sayan bir iktidar oldukça!

Ve bu iktidar ne oldukları ne istedikleri belli, Barzani ve Talabani’nin huzuruna resmi heyetler yolluyor. Nerdeyse Cumhurbaşkanı da gidecek!

THE ECONMIST dergisi, ne güzel özetlemiş: “Erdoğan’ın en sıkı müttefikleri Muhalefet” diye… Talabani’nin Barzani’nin ve de PKK'nın, Kürtçülerin de, en büyük yardımcıları bu “devlet adamı olamayan” eyyamcı, ileriyi göremeyen politikacılar ve sözde aydınlar! Eşkıya ile mücadeleden nerdeyse vazgeçecekler! AB’nin, ABD’nin, Kürt liderlerinin, Türkiye Devletini sürükledikleri “barış masasına” oturmaya ve bölücülerle “müzakereye” hazırlar! Hedef –ilke olarak “Barış”, ama aslında, PKK’ya masaya oturunca, ne alacağız- daha doğrusu nelerden taviz vereceğiz!

Türkiye, AB ve ABD itmesiyle hızlı adımlarla teröristlerle “barış masasına” getiriliyor. Hesapça, Abdullah Gül, Talabani ve Barzani’yi başkentlerinde ziyaret edecek, ya da Ankara’da kırmızı halılarla ve kırmızı çizgilerimiz ayakları altına koyarak, bu çözümüm kapısını açacak.

Neyse ki, Gül kulak rahatsızlığı bahanesiyle, Irak ziyaretini ertelemiş. Herhalde kulaklarına kar suyu kaçmış olacak; Irak’a gitseydi, Talabani’yle birlikte, Kerkük ve Erbil'e de gitmeye mecbur edilecekti. O zaman, Türkmen kardeşlerimize ne olacaktı

Amerika’da, Obama göreve başlayınca, Irak ve Kürt siyaseti değişecek mi? Hiç merak etmeyin Amerika Türkiye değil, Amerika’nın temel çıkarları ve çizgileri değişmez! ***

Yayın Tarihi : 18 Aralık 2008 Perşembe 00:10:20


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
ElSalud IP: 88.242.145.xxx Tarih : 19.12.2008 00:57:49

Sayın Kılıç, Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün, birlik ve beraberlik konusundaki "Bir ulus, sımsıkı birbirine bağlı olmayı bildikçe yeryüzünde onu dağıtabilecek bir güç düşünülemez." sözleri tarihe malolmuştur. Türkiye Cumhuriyetinin ilanıyla, devlet yönetimindeki etkinlikleri engellenmiş şeyhlerin, tarikat önderlerinin, Cumhuriyete karşı sadakatsızlıkları ile son 80 yılda devlete karşı 25 defa başkaldıran Kürt'lerin hep isyanlardayım tavırları birbirleriyle örtüşmektedir. Cumhuriyeti yıkmak için amaçta bu kadar birleşen iki grubun tek ayrılığı, farklı araçları denemesidir. Kürt'ler hep dışardan gelen tavsiyelerle uygun gördükleri anda silaha sarılmışlar, Şeriat hükümlerini devlet yönetiminde hakim kılmayı düşünenler de, sinsi sinsi Cumhuriyetin altını oymayı denemişlerdir. Bunun en canlı örneği; çok partili dönemin sonrasında kurulan ve inanç sömürüsü yapan siyasi partilerle, faaliyetleri Mustafa Kemal Atatürk tarafından engellenmiş olan şeyhlerin ve tarikat önderlerinin, demokrasinin sunduğu olanakları art niyetli kullanarak ülke siyasetine entegre olma gayretleridir. Bu noktada AKEPE ile ABD'nin Kuzey Irak'taki Kürt politikasının, Barzani ve DTP'nin taleplerindeki mükemmel uyum, Türk insanını fazla şaşırtmamalıdır. Arada birbirlerine kızmış gibi davrandıklarında ise amaç sadece hedef şaşırtmadır. Kısa zaman sonra kızgınlıkların yerini kadim dostlukların aldığı hemen görülmektedir.