19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Onurlu Generalin Son Emri

‘Orgeneral Başbuğ ile “Tarih ve Gelecek”’ kitabını yazan Ercan Çitioğlu’nun, Genelkurmay Başkanı'yla son görüşmesini okurken, ABD Generali Arthur Mac Arthur’un (*) Kore savaşının yönetimi hususunda, ayrı düştüğü Cumhurbaşkanı Truman tarafından, emekli edildikten sonraki sözlerini hatırladım: “Eski askerler ölmezler. Sadece gözden kaybolurlar.

Benzerlikler var… Erdoğan, istemiş olsa bile, Başbuğ’u azletmeye gücü yetmezdi. İlker Paşa yaş haddinden ve TSK’nin gelenekleri gereği, 30 Ağustos’ta “onuruyla” emekli olacak.

Generalin, söyleyecek, söylemek istediği, fakat sırtında üniforması varken, söyleyemedikleri çok şeyler var… Ben, Başbuğ üniformasını çıkardıktan ve bir süre dinlendikten sonra, bunları açıkça söylemesini veya itimat ettiği Çitioğlu’na yazdırmasını bekliyorum. Bunlar, ülkenin yüksek çıkarları için, “Dolmabahçe Mutabakatı” gibi, devlet sırrı olarak kalmamalı! Önce, “kişisel” yönleri yok. Başbuğ Paşa töhmet altında kalmamalıdır ve şimdi ona, mâlum köşe ve kanallardan, hatta Meclis kürsüsünden saldıranların ağızlarına persenk olmamalıdır!

Biliyorum; onu şimdi çok üzen ve kızdıran bir şey de bazı lanetlenesi yazarların, DTP/ PKK vekillerinin, terbiyesizce, küstahça sataşmaları… Paşa görevde iken, onların düzeyine inip, onlarla ağız dalaşına giremezdi; “Burası kışla değil –biz senin emir erin değiliz” diyen, hakkında suç duyurusu yapan, DTP'li Selahattin Denirtaş’a “ağzının payını verir, kışlanın ne olduğunu hatırlatıp, “Senin kimin-kimlerin” emir eri değil, uşağı olduğunu biliyoruz- yıkıl karşımdan” diyemezdi. “Atakürt” diye, aklınca, Mustafa Kemal’le dalga geçen -“bir kadın memesine vatanını satmaya” hazır- Kandil Dağına koşarak, eşkıyalardan talimat alan Ahmet Altan’a ; “Eğer, ezkaza, askerlik yapmışsan ve de kanında biraz olsun Türk kanı varsa, milletimizin geleneklerine göre, bir üst rütbedeki subayın önünde, esas duruşa geçip, hizaya gel” diyemezdi… Bu adamların hizası, Altan’ın sözleridir! “ 'Toprak tek başına bir anlam ifade etmiyor. APO Türklere Allahın bir lütfüdür. İnsanları öldürmek yerine Kürtlere istedikleri toprakları vermek gerekir.'

Genelkurmay Başkanını savunmak ve bu adamlara hadlerini bildirmek, asıl, bugün hasbel kader, Türkiye’yi yönetenlere ve “şeklen” de olsa, Ordunun Başkomutanı mevkiinde olanlara düşerdi. Ama onlar ellerini bile kaldırmadılar, belki de içlerinden, bu adamları tasvip ettiler!

Umuyorum ki Başbuğ, bundan sonra, köşesine çekilmeyecek ve söyledikleriyle, bunları ve ötekileri “hizaya” getirecektir!

BİR FİLİM

Ve 1938 yapımı bir filimi hatırladım: Akım Tamıroff ve Gary Copper’ın başrollerini oynadıkları,“Asi generalin Son Emri” filmini!... İngilizce adı “General Şafakta öldü” olan filimin konusu ile bu olanları tespih etmek hata…

Başbuğ Paşa, “asi” bir general “darbeci “ olmadı… Bütün olup bitenlere, tahriklere rağmen, sonuna kadar bağrına taş bastı. Hukuka saygılı kaldı ve mevcut İktidara, başkaldırmadı!

Ancak, o filimdeki onurlu Çinli general gibi “şafak vakti ölmeyecek”. Onurlu bir Türk Generali olarak, inşallah, daha çok yaşayacak ve sonuna kadar görev bildiklerini yapacak.

Başbuğ’un, son konuşmaları –isterseniz “son emirleri”-, bir nevi veda konuşması gibi idi, ama ben gene, General MacArthur’ü, Japonların Filipinleri işgal etmesi üzerine oradan ayrılırken, “Geri Döneceğim” demesini hatırladım!

Son konuşmaları, Başbuğ’un İki yıllık görev süresinin muhakemesi gibiydi. Kırgınlığını belirten bir mesaj vardı o konuşmada… Öfke ve daha fazla kırgınlık! 'Bir senemi çaldılar' diyordu… Planladıklarının bir bölümünü dayatılan koşullar nedeniyle yapamadan ayrılmak, ister istemez burukluk yaratmıştı onda. Aslında o yıllar Türk milletinden çalındı!

“İstediklerini yapamamak”… Başbuğ’un acısı bu. Buna karşılık, Erdoğan’ın ve İktidarının, Terör konusunda yaptıkları, “açılımları” ise “Yapar gibi yapıp” yapmamak… İşte şimdi de hala ABD’den, Barzani'den “icazet”, Avrupalılardan da, hala yardım bekliyorlar… Başbakan onlardan şikâyetçi ama hakkı yok, onlardan medet ummakla ve TSK’ne engel olmakla asıl hatayı siz yaptınız. Derdinizi “umanlara” dökebilirsiniz!

Evet; “Eski askerler ölmezler”. Ben Başbuğ Paşanın kaybolacağını sanmıyorum… Asıl görevi bundan sonra başlayacak! ***

AMENTÜ-Bu iktidar yıkılmalı-Cumhuriyet yaşamalı.”

(*) General MacArthur 1932 Eylülünde, ABD Kara Kuvvetleri Komutanı olarak Türkiye gelmiş ve Atatürk tarafından, Dolmabahçe Sarayında kabul edilmişti. Atatürk o zaman yakınlarına “Bu adama dikkat edin - geleceği parlak olacak” demiş.
 

Yayın Tarihi : 14 Temmuz 2010 Çarşamba 11:14:59


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Dr. S. IP: 88.231.71.xxx Tarih : 14.07.2010 18:45:41

Muhterem Altemur Kılıç Bey; Kurulması düşünülen "profesyonel orduda (!)", onurlu generallerin ilk emri (veya söz hakkı) olabilecek mi ? Bu konuyu da işlemenizi ve bizleri - rahatlatacak - aydınlatmanızı içtenlikle bekler, en derin hürmetlerimi sunarırım.