16 Aralık Cuma günü Şişli’de 2. Asliye Ceza Mahkemesi önünde “uluslarası” bir şov tezgahlanmakta. O gün, o mahkemede, uluslararası ödüller almış, kitapları yabancı ülkelerde “Best Seller” (çok satan) kitaplar listelerinin en başında giden, “büyük romancı” Orhan Pamuk’un, Şişli Cumhuriyet Başsavcısı Metin Fadıllıoğlu’nun 3 yıl hapis cezasına çarptırılması talebiyle, yargılanmasına başlanacak.! O gün, bütün yerli yabancı “Pamuk severlerin”, AB, Avrupa Parlamentosu, liberal sivil toplum örgütleri temsilcilerinin ve uluslararası medya kamera ve mikrofonları, mahkeme kapısında, büyük romancıya destek vermek için şov yapacaklar.
İngiliz Financial Times gazetesi bu şovun adını da temasını da belirlemiş; “Pamuk ile birlikte Türkiye de yargılanacak!”… Pamuk’a “renegade author” yani REDHOUSE lügatine göre, “hain, kaçak, dönme yazar” sıfatını yakıştıran, Vincent Boland imzalı “Türkiye’nin rahatsız edici Yazarı” başlıklı yazıya göre, Türk Devleti, yedi yıl önce, Pamuk’a “Devlet Sanatçısı” unvanını vermeyi önermişken, tüm yabancı ödülleri almaya, seve seve koşan “Büyük Romancı” Türkiye’nin bu ödülünü almayı reddettiği içindir ki, koca devletimiz, şimdi onu yargılamakla intikam alıyormuş! Vay vay! Kısacası; Cuma günü Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu, “en ünlü yazarıyla birlikte sanık kürsüsüne çıkacak, Batılı ve modern olduğunu iddia eden, AB’ne katılmak isteyen bir ülke, Batı’da kuşaklar boyunca yapılmayan bir şeyi yaparak; bir yazarını devlet karşıtı eylemlerinden dolayı yargılayacak!”
Gördünüz mü, içerden ve dışardan şişirilen balonun, koca Türk Devletini ve yargısını getirdiği aciz durumu; yani, milletine hakaret, tarihine ihanet eden “kaçak” Pamuk yargılanmıyor, Türk Devleti “sanık sandalyesinde yargılanıyor!”
BİRAND’DAN AL İŞARETİ
Cuma günü, maksatlı bir şov yapılacağını, post-modern Ali Kemal, Mehmet Ali Birand, haftalarca önce haber vermişti; Bir yazısında Pamuk’un hapse mahkum edilmesini istediğini, şimdi Pamuk hapis cezasına çarptırılır, dünya TV kameraları önünde, elleri kelepçeli, hapse sokulursa dünya sivil toplum örgütleri ayağa kalkar ve bu vesileyle, Türkiye dünya önünde yargılanır ve bu vesileyle, TCK’nin Türklüğü, Cumhuriyeti veya TBMM‘yi alenen aşağılayan kişinin altı yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılmasını öngören 301. maddesinin, iptal edilmesi mümkün olurmuş!
Ancak, şimdi dört koldan, şovla veya hülle takkiye vb. ile kurtarılmasına çalışılmakta. Pamuk’un avukatları onun eski TCK’nin ilgili maddesine göre yargılanmasını talep edecekler veya zaman aşımına sokup, davanın düşmesini sağlayarak, yakasını, böyle sıyırmasını sağlayacaklarmış. İktidar, Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Adalet Bakanı da peşin hükümle dünyaya, Pamuk’un hapse mahkum edilemeyeceği izlenimini veriyor ve böylelikle de mahkemeyi AB hayali uğruna, etki altında bırakmaya çalışıyorlar. Savcı ve yargıçlarımızın, bu oyunlara gelmeyeceklerini ümit ediyorum. Ancak sonunda “ TC Devleti’nin yargılanması” ayıbı kalacak!
PAMUK İPLİĞİ
TCK 301. Maddesinin Demokrasiye insan haklarına, ifade özgürlüğüne ve AB kriterlerine uygun olmadığı iddiası, bu olayın ”Pamuk İpliği”… Kendi yemek yediği ülkeye kendi tarihine ve milletine hakaret ve ihanet , AB kriterlerine göre “ifade özgürlüğü” adına mümkün olsa ve “büyük bir romancı” olmak bazılarına cezadan muafiyet ve dokunulmazlık sağlasa bile, bizim milli, geleneksel değerlerimize ve kriterlerimize uymaz! AB ile derin uyuşmazlığımızın kanıtlarından biri de bu!
PAMUK SUSMUYOR
Orhan Pamuk, yargılanmasının arifesinde susmuyor ve özellikle yabancı medyada Türkiye karşıtı sözlerinde devam ediyor. Çünkü “mağdur” ve “martir” olmak para ve ödül getirir ve muhtemelen, “aklanması” için tezgahlanmakta olan şova yarar.
Orhan Pamuk bu hafta, Amerika’da “New Yorker” dergisinde ve Avrupa’da başka önemli dergi ve gazetelerde “Bu hafta yargılanıyorum” “Yorum Yargılanıyor” v.b. başlıklarla yayımlanan makalesinde, hala Ermeni ve Kürtler hususunda söylemiş olduklarını gene dolambaçlı da olsa teyit ediyor ve ülkesini suçluyor. “Türkiye’de yaşamanın küçük düşürücü” olduğunu söylüyor. Bu makalesi ,sanki “TC Devleti’nin yargılanmasında savcı iddianamesi!
PAMUK'UN ASIL SUÇU
Pek iyi; “dünyaca ünlü” bir yazarın kendi milletini ve e tarihini aşağılaması, düşünce özgürlüğünün gereği olarak mubah ve dokunulmazlık altında, ödüllere layık. Fakat; Pamuk “30.000 Kürt öldürüldü” demekle ve bunların çoğunun Kürt halkı ve “Türk ordusuyla savaşan ayrılıkçı Kürt gerillalıları” olduğunu söylemekle PKK’yı ve ayrılıkçılığı bölücülüğü destekliyor, onların eylemlerine gerekçe sağlıyor…
PKK organlarından ve sitelerinde ona verilen desteğe bakın! Yani, PKK’ya destek, bölücülüğü teşvik de mubah mı? Bu konuda da dokunulmazlık mı var? Pamuk’un asıl yargılanması gereken suçu işte budur!
Ben bu davaya müdahil olmak için Mahkemeye resmen başvurdum. Mahkemenin ne karar vereceğini bilemiyorum. Ama, o gün, yani 16 Aralık Cuma günü Mahkeme kapısında olacağım, ve Orhan Pamuk olayının Türk tarafını, dilimin döndüğü, sesimin çıktığı ve duyurulduğu kadar, o mikrofon ve kameralara anlatmaya çalışacağım... Bakalım, o uluslararası medya mensupları bu davanın bizim tarafını dinleyecek kadar özgürlüklere bağlı olacaklar mı? Son tahlilde asıl bu AB’lilerin, Brüksel sevdalıların ve liberallerin, iyi niyetlerinin ve ifade özgürlükleri anlayışlarının yargılanması olacak!...