20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Realite başka, sorun başka, zaman başka, mekan başka

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, her şeyden önce bir Atatürk milliyetçisidir. Kelimelerini, bilerek ve zaman ve mekana göre tartarak kullanır…

Başbakan Erdoğan ve yalakaları “Kürt Sorunu” ortaya atıldıktan sonra ortaya çıkan karmaşadan öte –tehlikeli, türlü ihtimal be yorumlara gebe durumu hafifletmek için , Demirel’in de Başbakan iken “Kürt Realitesini tanımalıyız” demiş olmasına ve CHP nin de geçmişte bu “sorundan” söz etmesine tutunmak istiyorlar..Oysa, siyasette, “taşlar yerinde ağırdır” ; kelimeler ,deyimler kullanıldıkları ortamda değerlendirilmek gerekir.

TC Başbakan Erdoğan’ın “Kürt Sorunu” deyimini kullandığı zaman ve mekan bambaşka. Hele, buna bir de muğlak-içi doldurulmamış bir “demokratikleşme” vaadini – PKK'nın azdığı bir amanda, bölücülerin ve yardakçılarının, sözde aydınların, “Kürtlerin kimlikleri tanınsın" taleplerini” katılınca, şu bağlamda, sorun başka ve tehlikeli boyutlar kazanıyor ve Cumhuriyetten beri telaffuzundan özenle kaçınılmış gerçek bir sorun oluyor. Nitekim, Başbakanın söylediklerinden sonra, hemen yapılan yorumlar,Kürtçü cenahtan PKK dan gelen sesler talepler bu durumu gösteriyor..

Dün de yazdığım gibi, PKK’nın muhatap kabul edilmesinden, Kürtlerin “kendi kabarelerini tayın etme haklarını” elde etmelerinden , İmralı’ya , APO ıle pazarlık masasına oturmaya kadar gider!

IRK -MİLLET

Sayın Demirel Fikret Bila’ya Kürt realitesinden ne anlaşılması gerektiğini ve bu realiteyi u tanımanın “Kürt sorununu” tanımaktan çok farklı olduğunu, Irk ve milliyet arasındaki farkları irdeleyerek anlatmış. Kısacası, Türk ırkı başka Türk mılletı başkadır. Anadolu'daki etnik halitaya – (ben buna Türk "mermeri" veya "ebrusu" demeyi tercih ederim ve mozaik kelimesini sevmem çünkü mozaik kolay parçalanır) “Türk” damgası vurulmuştur, ama Türk milletine mensup olmak için – vatandaşların kendilerini Türk addetmeleri için Türk ırkinden olmak şart değil. Bu, aslında ,sanki farklı bir konseptmiş gibi kullanılan “Anayasal Vatandaşlığın” da temeli. Ama herhalde Başbakanın pek sevdıği “Türkiyelilik” deyimine ters. İşte vatandaşların gönüllü aidiyetle Türküm-Türküz demelerine karşılık “Türkiyeliliği” getirirseniz bu “Kürt Sorununa ve de diğer etnik sorunlara kapıyı açar.

Bir incelik de var; Demirel “Kürt Realitesini kabul etmeliyiz ” diyene kadar devletin siyaseti Kürtlere Türklüğü benimsetmek için, Kürt dedirtmemekti . Bu da, Cumhuriyetin kuruluş yıllarının gereği idi.

Aslında Amerika’yı yeniden keşfetmeye de gerek yok. Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyetini kurarken bu tehlikeleri ve özellikle Kürt sorununu (evet Kürt sorunu) gördüğü için o muzsam ileri görüşü ıle “Ne Mutlu Türküm diyene” demişti. Cumhuriyetin l0. yıl nutkunun en sonunda, sesi heyecan ve inançla titreyerek…Dikkat edin ; Mustafa Kemal -”Ne mutlu Türküm” diyerek ırkçılık yapmamıştı; kökenleri ne olursa olsun, bu coğrafyada yaşayanları kucaklayarak “diyene” kelimesini kullanmıştı. Sayın Erdogan acaba Mustafa Kemal'in veciz sözlerindeki inceliği fark ediyor mu?

CHP

Erdoğan'ın allame yardakçılarından Taha Akyol da ,CHP'nin , geçmişte Kürt Sorunundan söz ettiğini söylüyor. Dönüyorum başta söylediğime başta söylediklerime; ; mesele dün değil bugündür ve bugünkü ortam ve koşullar. Mesele , artık "sen de eskiden söylemiştin" gibilerden, bilmem ne yarışına girmek değil!. Mesele, Sayın Erdoğan'ın bugün söyledikleri ve neticeleri! . PKK –KONGRA GEL, şimdi bu pazarlığı başlatmak maksadıyla “koşullu ateş kes” ilan edecekmiş. Bazı aydın olmayan aydınlar ve Liboşlar memnun. Ancak bu ,”sorunda” daha tehlikeli bır sürecin işaretidir. Bu konuda , şu sırada, son doğru söz, Sayın Demirel ve Sayın Baykal'ın ortak hükümleri; “Terör pazarlıkla durmaz Eğer bunu yaparsanız terörü durdururuz diyorlarsa ve siz de terör dursun diye onu yaparsanız” –yani bu çığırı açarsanız. Bunun sonu gelmez ve o zaman terörle daha fazla sonuç alacaklarını düşünürler”

Bu, ta başından, 1984'te ,Eruh ve Şemdinli de terör saldırısı başlayalıdan beri, buna aldırış etmeyenlere ve ya APO’nun ayağına kadar giderek, sıyası çözüm postacılığı yapanlar şimdi gene İmralı ile pazarlığa hazırlanırlarken, ve terör örgütü “ silahları bırakmayı düşünürüz , ama “ diye şartlar koşmaya hazırlanırken, en veciz cevaptır.

DEHAP -APO

Bazı gafillerin “Türk” partisi olduğunu sandıkları DEHAP’ın Zana Kadının Demokratik Kürt Hareketine iltihak ederken Eşkıya Başına bağlılık ilan etmesi de acaba bazılarının, mesela bu parti ıle seçim işbirliği yapan Murat Karayalçın’ın aklını başına getirecek, ayaklarını suya erdirecek mi ?

Tekrar etmeliyim ; su sırada bu soruna Güneydoğu oyları uğruna konuya siyaseti karıştırmak,bütan partiler için yanlış olacaktır. Bugünden sonra, hiçbir Türk Partisi "aman Kürtleri gücendirmeyelim” endişesiyle PKK'dan, DEHAP'tan ve yerine geçecek Kürt hareketinden faza oy koparamaz ve vaatleri de bölgeyi tatmın edemez.

KÜRTÇÜLÜK cini artık şişeden çıkmıştır. Bu hareke tın hedefi Türkiye’yi KÜRDİSTAN yapmaktır. Kürtçülerin ideologu Musa Anter nunun da işaretini ı “Niçin Hakkari’de ,Şirnak’ta sıkışıp kalalım…Mersin de bizim ,Antalya da bizim” diyerek vermişti.

Bu gerçekler karşısında, “demokratikleşme süreci” diye TRT’de Kürtçe yayınları başlatmak Üniter devletin temeli olan , Anayasa hükmü “Tek Dil” ilkesini ihlal etmekten öte açıkçası ahmaklık değil midir?'

Bugün TC Devletinin birliği ve milletin bekası söz konusudur. Here ne pahasına olursa olsun, hangi yöntemlerle olursa olsun bunları korumanın zamanıdır!

Yayın Tarihi : 18 Ağustos 2005 Perşembe 11:18:52


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?