20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Resepsiyon-Erozyon-Çöküş

Galiba unuttuk unutturdular. Türkiye Devletinin adı “Türkiye Cumhuriyeti”… Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk! Rejimin temel ilkelerini, özellik ve öncelikle, “ Milliyetçilik” ve “ Laiklik” ilkelerini, O koydu ve bunların asla değiştirilemeyeceğine inandı. Cumhuriyetini, Türk Gençliğine ve Türk Ordusuna emanet etti… Fakat engin vizyonuna rağmen “İkinci” bir Cumhuriyetin, hele bir “İslam Cumhuriyetinin”, söz konusu olacağını tahmin etmemişti… Gün kadınların başlarını bağlamalarının, mesele olacağını, yeni icat “Türbanı”, sokakların Türbanlılarla dolacağını da aklına getirmemişti. Daha doğrusu, “İlerde dahi” tehlikelerin olabileceğini öngörmüş olsa bile gene de, Cumhuriyetin “ilelebet payidar olacağına” inanmıştı…

Daha önceleri Çankaya’da “başörtülü” kadınlar vardı. Ama o zaman “türban” denilen örtü, bugünkü acayip başlığa, benzemiyordu… Duvarımda anamın, halalarımın, Çankaya’da, Mustafa Kemal ve eşi Latife Hanımla birlikte, fotoğrafları var; Hanımların, hepsinin başları bağlı –Yıl 1924. Ama 1926’da çekilen fotoğrafta Mustafa Kemal, başları açık hanım ve genç kızlarla. Resepsiyonlarda da öyle! Sonraki yıllarda, geleneksel başörtülü kadınlar belki, nadiren Çankaya’ya geldiler ama her halde resmi davetlere katılmadılar. Ve o zaman, başörtüsü artık bir simge olmaktan, mesele olmaktan çıkmıştı, çünkü mesele, kadınların kendileri tarafından “eşit hak ve imkânlara” kavuşmalarıyla çözülmüştü… Ben, 1946’da İstanbul Hukuk Fakültesi birinci sınıfındayken, bir İmam kızı, Şükran adlı sınıf arkadaşımızın başı örtülüydü, ancak çok geçmeden, aynı yıl kendisi, babasının da rızasıyla başını açtı ve sonra avukatlık ve galiba, yargıçlık yaptı.

Bugün, 21.Yüzyılda, 2010’da, Cumhuriyetin, 86. yıldönümünde, başörtüsü en büyük sorunumuz! Neden? Çünkü “Başörtüsü” gericilerin bayrağı oldu ve AKP’nin de ‘siyasi simgesi’. Açıkçası, Atatürk’ün kurduğu “laik”, çağdaş Cumhuriyeti, tepeden, tırnağa değiştirmek istiyorlar!... Üniversitelerde, türbanın yolu açılınca, Cumhuriyetin siperleri, teker teker düşürüldükçe, sıra son sipere, Cumhuriyetin bir kalesine gelecek, başörtüsü kamu alanlarına girecek ve tepeden gelen baskıyla, bütün mahalleye yayılacak. Artık Çankaya’da Atatürk yok, İsmet İnönü yok, Ahmet Necdet Sezer ve Demirel yok; Abdullah Gül var… Onun ve Başbakanının, Atatürk’e ve Cumhuriyetine ne kadar düşkün oldukları “mâlumdan”, malum…

“Mahalle Basksı” tepeden, Çankaya’dan, başladı… Bu yılki Cumhuriyet Resepsiyonuna, geçen yıllardan farklı olarak devlet erkânı ve diğer davetliler, eşleri, başları bağlı olarak davetliler! Belki, Hayrünisa Hanım’ın, Çankaya’dan, Atatürk’ün izlerini silmek için, büyük masraflarla yaptırdığı yeni dekora uygun olacak, ama çağdaş Cumhuriyete uygun mu?

Abdullah Gül Cumhurbaşkanı Atatürk'ün halefi olarak, bu sorunu kesinlikle çözmesi gerekirken, şimdi, çatışmaya ve “geriye”, davet çıkarmış oluyor! “Türban” Çankaya’da olursa, Devlet dairelerinde, Mahkemelerde vb. neden olmasın?

CHP Gurup Başkan Yardımcısı Muharrem İnce, CHP’nin, bu davete katılmayacağını, tutarlı gerekçeleriyle açıklamıştı, Kılıçdaroğlu’nun son zamanlardaki, ikircikli hareketlerinden, endişe duyuyorduk… Bu karardan dolayı rahatlamıştık. Fakat anlaşılan Sayın Kılıçdaroğlu “Resepsiyona daha çok vakit var” diye, İnce’den farklı düşünüyor. “Uzlaşma” uğruna ve CHP içindeki liberal hizbin, desteğiyle, geri adım atabilir -çok yazık eder- emanete ihanet eder!

Bu konuda uzlaşma, Mustafa Kemal’in kurduğu CHP ile, Gül’ün ve Erdoğan’ın AKP’siyle, “uzlaşma” mümkün mü? Hele taviz verecek taraf, CHP olunca!

Deniyor ki, başörtüsü bir inanç, anayasal hak ve kişisel tercihtir… Giyime kuşama kimse karışamaz! Kişisel özel alanda, muhakkak öyle! Ama ya Rejim söz konusu olunca?

Cumhuriyet mitinglerinde “Tehlikenin farkında mısınız”? Diye bağırdık… Karşımıza “Ergenekon" duvarı ördüler… Şimdi, farkında mısınız ki, bu konuda ve “Ana dilde eğitim” konusunda, “ kişisel, hak- özgülük” filan denirken, Cumhuriyetin temel taşları erozyona uğratılıyor! Toprak kaymasından sonra, çöküş kaçınılmaz!

Sorun, “başörtüsü-Türban” sorunu değil, TC’nin varoluşu sorunudur… Atatürk Cumhuriyeti devam edecek mi? Gelecek yıldönümlerini, aynı coşkuyla kutlayacak mıyız? Kutlanacak Cumhuriyet kalacak mı? Atatürk’ün, Anıtkabirden “Yıkın heykellerimi “ diye, haykırdığını, duyar gibiyim!

Asıl can alıcı soru: Komutanlar, bu başı bağlı resepsiyona katılacaklar mı? YAŞ’da hizaya getirildikten sonra, onlar da, ”uzlaşma uğruna” katılırlar ve “başörtüsü” hususunda, bunca yıl direndikten sonra, bu sigortayı da gevşetirlerse, AKP’nin, vesayeti altına girerlerse, Cumhuriyeti ve devrimleri kim koruyacak?… Galiba, sonunda yürekli kadınlar; açık başlarıyla-dim dik! ***

Yayın Tarihi : 16 Ekim 2010 Cumartesi 00:32:58


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Su Cemre IP: 78.183.194.xxx Tarih : 16.10.2010 16:26:44

Bu ülke kadınları,diğer İslam ülkelerinde olduğu gibi,Orta Çağ karanlığında boğulmayı kabul etmeyecek.Böyle biline.


K. Mükremin BARUT IP: 88.254.131.xxx Tarih : 16.10.2010 01:20:28

Sayın büyüğümüz soruyor: "Asıl can alıcı soru: Komutanlar, bu başı bağlı resepsiyona katılacaklar mı?" Ne kadar önemli bir telaş.

Vatandaş soruyor: "Öğretmenler bu resepsiyona katılacaklar mı?", "Polisler bu resepsiyona katılacaklar mı?", "Doktorlar bu resepsiyona katılacaklar mı?", "Avukatkar bu resepsiyona katılacaklar mı?", "Mühendisler bu resepsiyona katılacaklar mı?", "Veterinerler bu resepsiyona katılacaklar mı?"

Bu sorular uzatılabilir. Ama kimin umrunda. Vatandaş refahına bakar. Huzuruna bakar. Kazandığı para ile hayatını idame ettirip ettirmeyeceğine bakar.

Komutanlar, bu devletin memuru değilmi. Devletin diğer memurları gibi, zaman içinde terfi etmiş ve milli gelirden pay alan bir kesim değil mi? O halde katılsalar ne olur? Katılmasalar ne olur.

Türkilye çok değişti. Üstadımız ve onun temsil ettiği ekol, bekliyor ki; asker resepsiyona katılmayınca eskiden olduğu gibi enflasyon üç-dört hane oynasın. Bu tehditler yüzünden hükümetlerin eli kolu bağlansın. Spekülatörler keselerini doldururken, yoksular ellerindeki gelire bakarak artan fiyatlarla nasıl baş edeceklerini düşünür hale gelsinler.

O GÜNLER GERİDE KALDI. Son sekiz yılda enflasyon değerlerine bakın. Benim kuşaktakiler bunu hayal bile edemezdik. Türkiyenin büyüme hızına bakın. Dünyadaki itibarına bakın. Gelişmiş ülkeler sıralamasındaki yerine bakın. Gerisi teferruat ve kışkırtıcı propoganda. 


şengül küçükgöksel IP: 88.236.26.xxx Tarih : 26.10.2010 11:51:18

hiç kimse bir kere giydiği şeyi üzerinden çıkarmaz(milli görüş gömleğini).gül ile erdoğanın yaptığı gibi.sizce değişmişe benziyrlarmı,bence hayır.onların amacı bu güzel insanlarımızı kapatıp ülkemizi de bir din devletine dönüştürmek.türbanda bunun için bir kilometre taşı.kendileri dindarmış gibi,başkalarınıda mahalle baskılarıyla o hale getirmek.peki herkese soruyorum,sizce hayrunisa hanımın yurtdışında ve içinde verdiği resim çokmu güzel.ben o görüntülerden utanıyorum.bizleri kimlşer temsil ediyor yazık.başörtüsü sorununu yıllardır gündemde tutan kimler bir düşünün.akp ve onun gibi dinci partiler.çünkü onun üzerinden politika yayıp oy alıyorlar.bunun çözümü bnce kadınlarda biter.erkeklerin istediği gibi bir kuklaya dönüşmek,benzemek istiyormusunuz,yoksa saçınızı(aklınızı)serbest bırakıp hürmü olmak istiyorsunuz.kapalı bayanlara soruyorum neden kapandınız diye,ya çevremin baskısıyla yada baba,koca baskısıyla diyorlar.o zaman demmekki sorun erkeklerde,kadınlarda değil.çekin elinizi şu başörtüsünden çoğu gugule gibi kapanmak istemiyor kadınların zaten.


efe can IP: 89.0.134.xxx Tarih : 17.10.2010 15:50:02

hocam sizden bir konu üzerinde yazi yazmanizi istiyorum.su  füze kalkani konusu üzerine cok merak ediyorum o kadar haber okudum bu konu üzerine fakat birsey anlamadim ve size simdiden birde soru sormak istiyorum.amerika ve avrupa icin türkler bu kadar önemlimide türkleri korumak icin bu kadar caba sarf ediyorlar,kim parasini ödüyecek