Amerika’da, televizyonlarda, akşamları, saat başı bir spot yayınlanırdı; “Saat 8. Saat 9. vb… Çocuklarınızın, şimdi nerede olduğunu biliyor musunuz?” Bu, özellikle uyuşturucu belasına ve gençlerin diğer tehlikelere karşı uyarı idi!
On Altımcı yaşında,. İstikbal vaat eden bir genç kızın –Melis’in-, adı nedense “altın vuruş” olan, eroin aşırı dozundan ölmesi, günlerdir gazete ve TV sütunlarını, köşelerini programlarını işgal ediyor ve bu trajedinin sebepleri, bilimsel - ve de bilimsel olmayan şekillerde tartışılıyor… Oysa, trajedi yeni değil... Melis tek değil ve sadece ülkemize de has değil… Daha evvel nice Melisleri, Ahmetleri, “altın vuruşlarla”, kaybettik, sırada bekleyenler var.
Uyuşturucu belası, her zaman insanlığa musallat idi, ama son yıllarda çok daha geniş boyutlara vardı. Bütün dünyada, bu zıkkımların ticaretimdin bazılarına çok büyüt paralar kazandırması, bır taraftan, diğer taraftan da, geleneksel değerlerin yozlaşması, aile yapılarının aşınması – gençlerin, “bollukta” yeni heyecanlar, “darlıkta” da teselli aramaları ,trajedilerin, ölümlerin, mümbit zeminini hazırlıyor… Parçalanmış ailelerde, bu zemin sulanıyor! Ve bütün dünyada da Türkiye’de bu bela yaygınlaştırıyor.
Sosyologlar ve psikologlar, bu teşhisleri irdeliyorlar…r. Bu konularda ben fazla ahkâm kesecek değilim. Ama,derim ki, eğer idam cezasını gerektiren bir şey varsa, bu da, terörle birlikte, bu beladır!’ …Hem de uyuşturucu kaçakçılarının, satıcılarının, hemen yargılanarak,idam cezasına çarpılmaları ve hükümlerin Çin’de olduğu gibi, stadyumlarda, halkın önünde, ibreti âlem için, infaz edilmesi şartıyla! Hele,bu gerçek insanlık düşmanları, kurbanlarının mezarı başında asılır veya kurşuna dizilirse caydırıcılık tam olur!
ASIL MÜCADELE
Uyuşturucu ıle uyuşturucu teröristlerime mücadele de polisiye ve ceza yöntemlerinin önemi çok büyük ama asıl toplumda ve aile içimde mücadeleye gerek var. Analar-babalar ayrı ise, çocuklarıyla konuşmaya, dertlerini dinlemeye ve onları izlemeye vakit bulamıyorlarsa, savaş asıl ailede kaybedilmiş demektir! Bunun içinde ana ve babaların her akçam çocuklarının nerde olduğunu izlemeleri ve bilmeleri gerekir. Ancak bazılarının umurlarında bile değil! Maalesef, büyük ölçüde ve büyük şehirlerde gerçek ve geleneksel aile hayatı kalmamıştır! Ana ve babaların da kandı özel hayatlarıyla çocukları için iyi numune oldukları da söylenemez!
On beş, on altı yaşlarındayken, babam bır çay partisine giderken, özenti olarak cebime koyduğum sigara paketini görmüş ve bana ondan yediğim çok nadir tokatlardan birini atmıştı... Hayatımda hiç sigara içmedim!
Topyekûn ve devamlı –yani Melis öldürüldükten sonra değil, – kesif bir mücadele yürütülmesi, Eski yıllarda sıtma ve veremle mücadelede yapıldığı gibi afişlerle ve TV ve radyolarda bu belanın çocuklara ve gemçlere devamlı anlatılması lazım.
Ne var ki, aksine, ,özellikle TV 'ların, doğrudan olmasa bile, bazı dizilerde, özendirici bır rol oynadıkları da bir gerçek. Uyuşturucu bağgımlığının feci neticelerini, kaçakçi ve satyıcıların duyarszılığını gösteren diziler neden yapılmaz? Şimdi TV kanalları ve radyoların ,bu dizilerle , ve mesela “ Saat 8 vb-çocuklarımızın nerede olduğunu biliyor musunuz?” spotlarıyla başlayarak, bu mücadeleye katkıda bulunmalarını, buradan öneririm!
FUTBOL ANILARI
Hasan Pulur, Zidane hadisesi üzerine “Futbol ve Küfür”’den söz etmiş. Benim Baba Gündüz’ün kardeşi olmama rağmen, spor ve futbolla pek ilgim olmadı. Daha doğrusu, “ atletizm hayatım”, okulda cirit talimi yaparken, böğrüme saplanan ciritle sona erdi. Futbol karayerim de, yatakhane takımında kendi kaleme gol atınca bitti. e. 27 Mayıs darbesinden sonra Yassı ada’ya “tıkılırken” , Ada komutanı Tarık Güryay, . Gündüz’le bır yakınlığım olup olmadığını sorduğunda kardeşi olduğumu söyleyince:”Yahu neden sen de, futbolcu olmadın” diye çok üzülmüştü!
Futbolda küfüce gelince, Benim gençliğimde, maçlarda sporculara ve hakemlere bağırılırdı, ama böyle küfür edilmezdi. Bir maç haberini hatırlarım:”Dünkü maçta müessif bır olay oldu… Seyirciler hakeme yuh "diye bağırdılar…Rahmetli büyül anamı, Gündüz'ün bir maçına götürmüşler... Bir seyirci torununa “yuh” çekince celalli Çerkez, şemsiyesini kaptığı gibi adamın üstüne yürümüş… Babam da, Gündüz'ün oynadığı maça gitmiş! .Boyuna "ofsayt" diye bağırıyorlar. Babam kızgınlıkla bağırmış: “Kim bu Sait denilen herif? Atın onu dışarı”
Yayın Tarihi :
17 Temmuz 2006 Pazartesi 15:20:10