Sözde “aydınlarımızın”, köşe yazarlarının, bir huyları var; yabancı ülkelerde olanlardan, söylenenlerden, ülkemiz ve sorunları için “ahkâm çıkarmak”…”Komşuda-başka yerlerde- pişer bize de düşer’ “ hesabı!
İspanyol hükümeti ayrılıkçı örgüt ETA ile silah bırakışması ve özerklik verilmesi için uzlaştı; arkasından, bizimkiler de bundan örnek almamızı, PKK ile uzlaşılmasını telkin ederler. Gene İspanya’da bazı yüksek rütbeli ve konumlu generaller, bunların hata olduğunu ve Orduyu rahtsız ettiğini söylerler, Hükümet Generalleri emekliye sevk eder… Bizim liboşların da, hemen ağızları sulanır”!
Önce “sui misaller”, yanlış örmekler, hem genel de hem de ülkemiz için “misal” olamaz. Bizim, kendi tarihi birikimimiz, sürecimiz, kendimize özgü koşullarımız var… İspanya, İngiltere ve Amerika, ne yaparsa yapsın, temel konularda onları ve hatalarını örnek alamayız… Ve herhalde onlar da bizi hiç misal almazlar!
“Demir Leydi” Margaret Thatcher bir konuda benzer iddialar karşısında erkekçe ifade etmişti: “Biz İngiltere’yiz! Kimseden ders ve örnek almaya ihtiyacımız yok!” diye… Cumhuriyet’im altın yıllarındaki o slogan- şimdilerde bazılarının alay aldıkları “Biz Bize benzeriz” sözleri- aslında Osmanlı’nın son dönemlerinde kaybettiğimiz milli kimliğimizin ve kişiliğimizin meydan okuması idi… ve bugün de, AB kıstas dayatmaları karışsında hatırlanmalı!
AMERIKA’DA PİŞEN TARTIŞMA.
RADIKAL gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, şu sırada, Amerika'da yaşanan bir tartışmadan yol açarak, bize oradan örnek vermeye kalkışmış...
Berkan'ın deyimiyle “Çok Kültürlülüğün Kalesi” sayılan Amerika’da, bır süredir Amerikan Milli Marşının, İspanyolca söylenmesi tartışılıyor... Ben de, TEK DİL”in bir ülkenin birlik ve beraberliğinde,” ne kadar hayati ve değiştirilmemesi gereken bır unsur olduğu hususundaki tezimi teyit etmek için, bu tartışmadan söz etmeyi düşünüyordum ki, Berkan, önleyici vuruşla bu konuyu kendi düşüncesini savunmak için kullanmış! .
Amerika bır çok ülkeliden gelip oraya yerleşen ve etnik köken ve kültürlerin, bir ölçüde ve bır yere kadar, muhafaza etseler bile Amerika'nın "erime kazanında" bir arada, birlikte kaynaşan, " Ben Amerikanım" diyen insanların "Birleşmiş Devleti"… Yani Amerikalılar e RTE’ nin , “Türkiyeli” olmasına karşın , “Ben Amerikalıyım" demezler!
ABD ‘nin gücü de bu “Birlikte” …”Amerikan” olmakta! Bunun için de. İspanyolca konuşanların çoğunlukta olduğu Kaliforniya ve Florida’da İspanyolcanın ikinci veya ortak dil yapılması teşebbüsleri hep geri çevrildi.
Başkan Bush da, Amerikan Milli Marşsının İspanyolca söylenmesine şiddetle karşı çıktı. Bu ülkenin vatandaşı olmak isteyenler, tek dili- İngilizceyi öğrenmek zorundadırlar… Milli ruhumuzu kaybetmemeliyiz” dedi… ABD Başkanı bir süredir ABD "birliğinin" ,kontrolsüz muhaceret yüzünden yozlaştırılması tehlikesine karşı Kongre'den Muhaceret Kanunumda bazı değişiklikler yapılmasını da istiyor.
Bakın, ABD Milli Marşının İspanyolcaya çevrilip, söylenmesine karşı çıkan yazıların birinde, " İngilizler “Rule Brıtanıa” marşlarının, değiştirilmesine veya başka bir dile çevrilmesine, Hintliler, Pakistanlılar var diye, mesela Orducuya, Fransızlar "Marseyezin" Korsıkaca söylenmesine ne derler?" diye soruyor ve “Bır ülkenin milli marşı kendisine özgüdür ve o ülkenin tek dilinde söylenir” deniyor.
Ne var ki, biz Anayasanın değiştirtemez maddesi olan “tek dilimizi”, AB'ye uyum yaslarıyla, Kürtçe eğitim ve yayını kabul ederek deldik, deldirttik! Kürtler, şimdi KÜRT devleti için, tek Kürtçeyi oluşturmak çabasındalar… Bu da, kendi ilkelerimizi, efendilik, hoşgörü, çok kültürlülük ve AB uğruna feda ederken, hasımların, ülkeyi bölmek isteyenlerin ellerine silah vermek demek oldu!
Berkan ,”Milli” marşların, orada burada, değişik tarzlarda oynayarak sıçrayarak, rock, samba veya caz gibi okunduğunu ve yüceltildiğini (!) yazıyor… Yanlış anlamdımsa, bunu, başka dillerde de söylenmesini, anlaşılan, hoş görüyor…”Bundan bizim için de çıkarılacak dersler var” dediğine göre sonraki yazılarında, bu noktadan hareketle, bizim İstiklal Marşımızın da Kürtçe ve Arapçaya çevrilmesini, mesela göbek havası eşliğinde, alınıp söylenmesini de önerecek gibi! Şimdilik, latife eder gibi bizde de İstiklal Marşının arabesk veya hicazkâr makamda söylenmesi ihtimalinden söz ediyor, ama hemen uyarıyor, “ Hele bır söylemeye kalkın da görün başınıza neler gelir. Bakın, “Atatürk Heykelinin yanında sakız çiğnerseniz ne hale geliyorsunuz”
MİLLİ MIRAS
Manevi değerleri ve milli mirasları zengin olan milletlerin, marş ve şarkılarının, muhakkak tarihi bır olaydan kaynaklanan kökleri vardır. Amerikan Milli marşını, Francis Scott Key adlı bir genç 1812’de ABD-İngiltere savaşı esnasında, bır savaş manzarasından heyecanlanarak şiir olarak yazmış ve sonra bestelenmiş, yıllar sonra 1931’de, Kongre Kararı ilke resmen ABD Milli Marşı kabul edilmiş…
Fransızların Marseyez’i, 1792 ‘de Rouget De Lısle adlı genç bır Fransız teğmeni tarafından Ren Ordusunun marşı olarak yazılmış sonra da Fransız İhtilalinin marşı ve Fransacın Milli Marşı olmuştu.
Bizim İstiklal Marşımızın Mehmet Akif tarafından yazılan güftesinin Kurtuluş Savaşının o Umutsuz günlerinde bir umut ve meydan okuma haykırışı olarak Yunan toplarını sesi Ankara’dan işitilirken Hamdullah Suphi Tanrover tarafından okunup oybirliğiyle kabul edilmesi, milli tarihimizin ve mirasımızın bır parçası ve Anayasandı da değiştirilmez maddesi. Ama bu marşın sözlerine vs itiraz edenler değiştirmeye kalkanlar çıktı son zamanlarda.
Şimdi hangi milletin olursa olsun böyle manevi miras parçası olan marşların değiştirilmesi ve samba veya arabesk olarak söylenmesi İstiklal Marşının Kürtçe veya Arapça söylenmesi “caiz olur mu? Olursa mesela Kürtçe İstiklal marşında vurgu ve kelimeler ne olur?
Bir zamanlar Ahmet Altan'ın "Atakürt" saçmalamasından, hiç rahatsız olmayanlar, bundan da rahatsız olmazlar ve muhtemelen “ çok kültürlüğün” gereği, " Kürt Sorunun" çözümü yolunda adım sayarlar… !
Berkan’ın gelecek yazılarında ne önereceğini tahmin ettiğim için bunları yazıyorum. “Atatürk heykeli yanında sakız çiğneyen AKP'li il Başkanı hakkında dava açılmasını yadırgamış. Yadırgayan tek kişi tek “aydın” o değil. Onlara göre, Atatürk’ün manevi huzuru ve heykeli önünde “sakız çiğnemek” , İstiklal Marşını Kürtçeye çevirmek de “caizdir” …Ama ben onlara Nasrettin Hoca’nın öyküsünü hatırlatayım; Birisi Hocaya “Helâda sakız çiğnemek caiz midir? “ diye sormuş. Hoca da cevap vermiş;“Caiz olmasına caizdir, ama başka şey çiğniyorsun zannederler”
Köşelerinden, kürsülerinden ve “üstünlük platformlarından” vb. boyuna böyle “sakızlar” çiğneyenlere ithaf olunur!
Yayın Tarihi :
2 Mayıs 2006 Salı 11:57:41