19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Şeamet Tellallığı

Eşim son yazılarımı okuyunca bana; “Hep aynı şeyleri yazıyorsun -şeamet telalığı yapıyorsun- bazı güzel şeyleri de yap - halka umut ver… CHP ve muhalefet de, aynı şeyi yapsınlar; iktidara gelirlerse, ne yapacaklarını söyleyip, millete umut versinler” diyor. Bir bakıma haklı, ama ortada bu kadar “şeamet” – “Uğursuzluk, kötülük” varken bunları yazmamak, habercilik ve uyarı yapmamak mümkün mü?

Şu sırada, bölgemizde ateşler yanarken – salgın hastalık çıkmışken, Tunus’ta, Mısır’da ve Libya’da, olanların, “bağışıklıkları” zaafa uğratılmış, hatta yok edilmiş ülkemize de, sirayet edebileceğini, görmezlikten gelmek ve uyarı görevimizi yapmamak mümkün mü?

Gene eşim:“Köydeki adam gibi, ortada kurt filan yokken, köy halkını, “kurt geliyor” diye, korkutursanız, kurt gerçekten saldırınca, kimse inanmaz” diyor. Fakat bugün, içimizde, etrafımızda, milletimizin simgesi olduğu için “kurt” diyemem, ama çakallar leş kargaları ve solucanlar gerçekten var ve her taraftan saldırıyorlar…

Şeamet Tellâlları” sözünü ilk defa rahmetli Adnan Menderes’ten duymuştum. 27 Mayıs darbesinden hemen önce, ülke, freni patlamış otobüs gibi, şarampole yuvarlanırken, rahmetlinin etrafını saran, şakşakçılarına, yalakalarına ve tahrikçilerine karşın, bir avuç dürüst kişi ve naçizane ben, kendisini, nazikâne uyarmaya çalışmıştık da, O, bizi, “şeamet tellalları” diye huzurundan kovmuştu. Menderesi, şimdikiler gibi olmaktan, tenzih ederim; o gerçek bir vatanseverdi ülkeye hakikaten büyük hizmetlerde bulundu ve idam edilmeyi de, hiç hak etmedi… Bugün, “şeametin ” pis kokuları, gaflet ve ihanet, ayyuka çıkıyor.

Pekiyi şeyler de yok mu? İyi şeyler de olmuyor mu? Tabii var ve oluyor. Mesela hakkını vermeli, hükümetin, Libya’dan, binlerce vatandaşlarımızı tahliye operasyonu, gerçekten çok başarılı- adeta “epik” bir operasyon! Ama unutmamalı; arkasında, içinde TSK- Deniz Kuvvetleri olmasaydı bu kadar başarılı olamazdı.

Bölgede yangın- bulaşıcı hasatlık sürer ve büyürken Türkye bunlardan sonuna kadar, masun muaf kalabilir mi?... Bu ateş daha bize sirayet etmeden, kıvılcımları içerde her yerde çakılıyor. PKK azmış durumda… APO çakmağı çakmak için Mart ültimatomu veriyor. BDP, ateşe körükle gidiyorlar… Libya’da NATO-BM müdahalesi söz konusu olunca, bölücülerin de, aynı yabancı müdahalelerin, Türkiye’de yapılmasına çanak tutuyorlar. İktidar bunlar karşısında ne yapıyor ”aman seçim arifesinde, dalgalandırmayın” demekten başka! Ve APO’nun “Marta kadar” ültimatomunun anlamı ne?

Ve Kılıçdaroğlu; AKP’nin PKK’yla da, Öcalan’la da görüşmeler yaptığını bildiklerini söyledi… Ona göre, görüşmeyi yapan bizzat hükümet. Devlet sadece bunun maskesi. Biz de Kılıçdaroğlu gibi, neler görüşüldüğünü merak ediyoruz…

Fakat ikilem-açmaz: CHP’nin “ekseni” de, yeni “Kürt Raporuyla eyalet sistemi- ana dilde eğitime” vb. doğru, usul usul kaymakta.

Ve Diyarbakır’da, Güneydoğu’da, AB desteği ve fonlarıyla, eyalet sisteminin “İstinaf Mahkemeleri” nin binaları çoktandır inşa ediliyordu... Mahkemeler kuruldu; yargıç ve savcı kadroları hazır. Gelin de “şeamet tellallığı”, daha doğrusu uyarısı yapmayın! Hele Türkiye’yi, bu yozlaşmalardan “tahliye” edecek olmadıkça!

En iyisi, geçen gün yazdığım gibi Amerikan milyarderi Rockeffeler’e, huzur vermek için çıkarılan, dünyayı, ülkeyi, güllük gülistanlık gösteren bir gazete çıkarılmalı ve millet uyutulmalı!

ŞIKLIK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki akşam, ATV’de, gazetecilerin sorularını yanıtlarken; “Genelkurmay Başkanımızla, Cumhurbaşkanı resepsiyonuna katılmama kanaatlerimi kendisiyle paylaştım, ‘Yaptığınız bu iş, Alternatif kutlama yapmanız doğru değil- çok ciddi bir tersleşmeye gidiştir, bu milletle sizi koparır” dediğini söylemiş. Genelkurmay Başkanı da cevaben, Ona nazikâne; “Bizim alışkanlıklarımız ve malum konular” demiş…

Erdoğan “mâlum konuları” açıklıyor: “Başörtü meselesi”!

Eşi Emine Hanımefendinin türbanı da çok şık, ama Atatürk’ün çağdaş Cumhuriyetine ve Cumhuriyetinin Başbakanın eşine, hiç yakışmıyor.

Asıl, Erdoğan’ın Koşaner Paşaya “Bu sizi milletten koparır” tabiri de Başbakanın ağzından hiç de “şık” olmadı… Aradaki zıtlığı teyit etti.

Atatürk’ün Ordusunun komutanlarının görevi, O’nun devrimlerini korumaktır. AKP’nin lâikliğe karşı eylemlerinin “odağı” olduğu Anayasa Mahkemesi’nin hükmü olduğuna göre, kim kimden kopuyor?.. Yazın, Erdoğan’ın bu sözlerini de “Erdoğan külliyatına”!.. ***

Yayın Tarihi : 26 Şubat 2011 Cumartesi 01:01:33


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
erat atar IP: 85.110.199.xxx Tarih : 27.02.2011 16:16:18

 abdullatif şener akpeye yakışır islam başa gelmişken islamı bölmenin yeri değil birlik olun birlik olalım zuriyetsizlere fırsat doğurmayalım abi bıraklım iyi gidiyor her şey akp sizinle var akp denince akla kim gelir tabiki abdullatif şener gel bırak bu küsü cumhur başkanlığın belkide en uygun sendin ama amac farklıydı türbanı köşke sokmak değilmiydi bunuda yaptık gel ayrılık yolundan vaz gec gel abi akp seninle ve hoşanın arka bahcesinden kacanlar kurdunuz yola devam bence


Gönül Aydemir IP: 85.96.231.xxx Tarih : 27.02.2011 16:10:17

Sayın Büyüğüm, bu sorunları nasıl aşacağız?Çözüm önerilerinizi de bekliyoruz. İncinmezseniz sorayım;ne yapmalı?