20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Sirenler Kimin İçin Çalıyor?

Dün Sabah erken uyandım ve saat 9’5’de, 72 yıldır, yaptığım gibi sirenlerin çalmasını bekledim… Bu yıl, siren sesleri bana, biraz uzaktan ve hafif geldi. İnşallah kulaklarımın biraz ağır işittiğindendir… Ama gelecek yıllara bu sirenlerin çalması-saygı duruşu, kaldırılırsa hiç şaşmam!

Bazı gazetelerdeki mutat Atatürk’ü anan manşetler de adeta yasak savarcasına. Mâlum gazetelerde ise tabii esamisi okunmuyordu. Okyanusun öte tarafından da hiç ses yok. Gazete ve televizyonları mâlum! Hoca efendi, bu konuda hiç konuşmasa daha iyi!

Yeni “Radikal”in” baş sayfasında, her nedense, Atatürk hiç yoktu. Acaba, bu da ”hamle” gereği mi diye düşündüm; Öyle ya, hem, “eşkıya ıle konuşalım - teslim olalım” diye kampanya aç, hem de, bunu aklından bile geçirmeyen Mustafa Kemal! Hiç olmazsa, sureta an!

Şu sırda Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan Abdullah Gül’ün İngiltere Kraliçesinden en yüksek ödülü alması bu gazeteler için herhalde daha önemli… Bu olayın yorumunu, arkadaşım Aslan Bulut’a havale ediyorum –Ancak hatırladım; Mustafa Kemal hayatta iken, İngiltere Kralı, O’na, Krallığının en yüksek “Diz bağı nişanını” vermek istemiş, fakat Mustafa Kemal bu “onuru”, nezaketle fakat kesinlikle ret etmişti! “Bu nişan sonra bize ayak bağı olur” demişti… Şimdi “ayak bağımız”; AB ve Avrupa Parlamentosu “ilerleme Raporlarını” karne bekleyen çocuklar gibi bekliyor, AKP iktidarı ve yanaşmaları. Bakın, bunlardan bir- bu Cumhuriyeti yıkıp yerine, ne üdüğü belirsiz 2.Cumhuriyeti kurmak için çalışan Mehmet Altan “ulu öder” diye, adeta alay ettikleri Atatürk’ün ölüm yıldönümünde, ne yazmış: “Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden bu yana 72 yıl gibi epeyce uzun bir süre geçtiği halde, Türkiye, tek parti döneminin egemen ideolojisi olan ve en çok ordu yönetimi tarafından benimsenen “Kemalizm” ile çoğulculuğu temel alan “demokrasi” arasındaki farkları kalın çizgilerle birbirinden ayırmış görünmüyor...”

Kısacası demek ister ki: Atatürkçülük “Kemalizm” , Demokrasiye engel. -“Kemalizm” in, vesayetçinden kurtulalım. – AB ve ABD’nin vesayeti altına girelim! Bu zata göre, darbeler, Ergenekonculuk hep “Kemalizm” üst başlığı altında icra ediliyormuş ve “ ev ödevlerimizi” veren AB'nin son “İlerleme Raporunun” , “demokrasi ve hukukun üstünlüğü” bölümünde, genel olarak, suç yapılanması olduğu iddia edilen Ergenekon’a yönelik soruşturma ve muhtelif diğer darbe planlarına yönelik tahkikatlar Türkiye’de demokratik kurumların uygun işleyişine ve hukukun üstünlüğüne güveni artırmak için fırsatmış. Bu “raporda” , “Ergenekon kapsamında”. Atatürk’ü hiç benimsemeyenlerin gerçek Atatürkçülere reva gördükleri eza – cefa ve açık hukuk ihlallerinden bahis yok! I. Bizim demokrasi ve “insan hakları” şampiyonları bunları hiç kınarlar mı?

Bir başka âdem  Zaman’da, Hasan Gülerce , “Atatürk'ü vesayetçilerden kurtulmak. Çünkü ülkemizdeki kutuplaşmayı azaltmanın, ortak bir zeminde buluşmanın yolu, Atatürk istismarının önlenmesinden geçiyor.” Sormalı; “Ya dinin her alanda istismarı?”

Dün sabah, Atatürk’ü anarken, Elazığ’dan gelen bir telefonla kahroldum… 66 yaşında bir öğretmen arıyor ve ağlamaklı sesiyle, oradaki Namık Kemal İlk Öğretim okulunda tanık olduğu bir sahneyi anlatıyor… Öğretmen, öğrencilere Atatürkü anlatır, eserini överken sıralardan, “yuh” ve ıslık sesleri yükselmiş… Aynı öğretmenin anlattığı ve benim yazmakta hicap duyduğum başka başka şeyler var… Bazı öğrencilerin, tuvalete giderken söyledikleri! Bu Atatürk’e de taş-kaya atan, çocukları, kimler eğitiyor ve sormadan edemiyorum: “Kökenleri ve inançları ne”… Galıba doğru: “balık baştan” kokuyor ve “sirenler” kimin için çalıyor ve daha ne kadar çalacak?***

Yayın Tarihi : 11 Kasım 2010 Perşembe 10:23:33


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?