Tarihteki ünlü devlet adamlarının bazı sözleri vardır ki, diplomaside ve iç politikada adeta kural haline gelmiştir.
Mesela, Churchill’in “politikada ve aşkta, zamanlama çok mühimdir”demesi! Ve İsmet Paşa’nın politikacıları “Bir şey söylemeden, kırk defa düşünüp, tartmalı” diye uyarması! Rivayet olunur ki, Paşa, bunu söylerken, bazı politikacılar için, “Tuvalete gider gibi, içlerini boşaltmak için konuşuyorlar” demiş!
Askeri dehası ile devlet adamlığını birleştirmiş ender liderlerden Mustafa Kemal Atatürk de,” Milletlerinin istek ve güçlerini, doğru bölmeyenler devlet adamı olamazlar” demiş ve başka bir zaman da “İdare-i maslahat, idarelerin en kötüsüdür, İdare-ı maslahatçılar, asla devlet adamı olamazlar” buyurmuştu. Babam, O’nun bir sözünü çok tekrarlardı: “Kolay iflah olmayan yaralar “dil” yaralarıdır!” Burada “dil” kelimesinin iki anlamını murad ediyordu; yani söz ve kalp yaralarını!
Bu bilge deyişlerden, zamanımızın, hasb-el kader veya “hasb-el demokrasi”, bazı mevkilere gelmiş politikacıların alacakları dersler olmalı. Ama galiba tarih şuurları yok, düşünmeden konuşuyorlar!
ZAPSU
Bu, ne söylediğini ve sözlerinin ucunun nereye gideceğini “bilememenin” en canlı örneğini, Başbakan’ın “danışmanı” Cüneyt Zapsu, Washington’da. AMERICAN ENTERPRISE INSTITUTE’ UN, Başbakanını, Amerikalılara “anlatmak” için katıldığı toplantısında verdi… İngilizceyi ve Amerikan argo ve deyimlerini herhalde çok iyi bilen Zapsu’nun sözlerinin İngilizcesi, bant kayıtlarına göre, şöyle “ I think, instead of pushing him, putting him(Erdoğan) down the drain, use him. Here and ın Europe, take advantage of him” Çevirisi, benim İngilizce bilgime göre, şöyle; “Benim düşüncem, Onu (TC Başbakanının) atık su giderinden aşağıya (kanalizasyona) itmek, süpürmek, yerine onu kullanın… Burada ve Avrupa’da kendi maksatlarınız için, ondan istifade edin!” …Zapsu, önce “exploit him” Onu sömürün- yararlanın” diyecekmiş, ama ağır kaçacağı için, yerine , “onu kullanın” demiş!
Adam, Amerikalılardan, sadece kendi liderinin değil, TC Başbakanının, adeta kâğıt mendil gibi “kullanılmasını” istiyor.
Bu sözlerin, bir kelime eksik veya fazla, neresinden bakarsanız bakın,”çerçevesi dışına çıkarıldı “diye mazur gösterilecek, tavzih edilecek, tevil edilecek tarafı yok! Eminim, dinleyen Amerikalılar da öyle anlamışlardır.
Siyasi gaftan öte, hem Başbakana hem de Türkiye’ye hakaret hatta ihanet! Kimsenin bir TC Başbakanını bu duruma düşürmeye hakkı yoktur!
SON KULLANIM TARIHI
Akıllara başka bir şey daha geliyor; acaba Amerikalılar, Zapsu’ya “son kullanım” tarihini de sormuşlar mıdır? Veya kendileri böyle bir tarih saptamışlar mı?
Son zamanlarda, Washington çevrelerinden gelen sinyallere göre Başbakan Erdoğan’ın oradaki, ABD indindeki kredisi azalmış, hatta bir Washington muhabirinin deyimiyle, “suyu kaynamış”! Böyle sinyallerin, sıkça verilmesi falı hayır değil!
Ama neye üzülür, kızarım, bilir misiniz? Öteden beri. Türkiye’de, Başbakanların, hükümetlerin, Amerikalılar ve CIA tarafından düşürüldüğü ve atandığı söylenir. Bu, her şeyden önce, onur kırıcıdır!
Asıl, şu sırada, ülkenin içinden yükselen sinyaller, AKP iktidarının ve Başbakanın durumunun çok sarsıldığını gösteriyor…”Kamuoyu araştırmaları” ne derse desin, bence gerçek öyle! Hele Erdoğan’ın bu koşullarda Cumhurbaşkanlığına aday bile olması, güçleşmekte.
Başbakanın, Medyadaki taraftarları dahi, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’na aday olmasının dahi ülkede ağır bunalımlara yol açacağını ve bu hususta “bir süre” sabretmesini tavsiye ediyorlar. Erdoğan’ın Çankaya yolunda, kolay aşılmaz reel politika engelleri var ve bu engeller artmakta!
Ama bu böyle olduğuna göre ve Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkması “fiilen” mümkün olamazsa, , “ O’nun önünü Washington kesti.”, sonra da “AKP’yi CIA devirdi” denecekse, çok yanlış ve onur kırıcı olur. . Türk milleti herhalde, kendi makûs talihini yenmek, bir iktidarı, demokratik yollardan, kendisi değiştirmek gücünden yoksun değildir. Bu, mukadder neticeye kimse başka kılıflar hazırlamaya kalkışmasın!
AB NOTU
Adalet Bakanı Çiçek yeni bir “AB ne uyum yasaları” paketinin hazırlandığını müjdelemiş. Ben sorarım , “AB sürecinde “ şimdiye kadar geçirilen “uyum” yasalarıyla, terörle mücadelede, asayiş konusunda ve milli çıkarlar hususunda, verilen telefat, Milli Güvenlik Kurulunun iğdiş edilmesi, güvenlik kuvvetlerinim ellerini, kollarını bağlanması yetmedi de, bu hükümet ve Adalet Bakanı, hala AB “müktesebatına uymaktan” söz edebiliyorlar? Anlayan ve anlatabilen beri gelsin!