AKP Hükümetinin, Lübnan’a asker göndermek kararı, TBMM’de muhalefete ve halkın tepkilerine rağmen, AKP çoğunluğu tarafından kabul edildi. Türk askerleri, hükümetin , “yetkili kurumlara" danışarak, tespit edeceği biçim ve sayıda Lübnan’a gidecek. Artık davası olmaz ama Lübnan’da ve Orta Doğu’da olaylar geliştikçe, askerimizi bu gayya kuyusuna, Türkiye’yi de Orta Doğu’nun “Arap saçına” sokacak bu kararın tartışılması, eleştirilmesi sürecek. “Dava “ artık ve aslında, “Büyük Orta Doğu davası!
Olay Lübnan’la sınırlı kalacak. Münferit bir olay değil.. Türk askerlerinin barış gücü olarak şimdiye kadar görev yaptığı yerlerden, hatta Afganistan’dan, farklı olarak, çok karmaşık ve ülkemiz için sorunlar yaratabilecek bir durum! Filistin sorunundan. Arap-İsrail ihtilafından soyutlanamaz ve Lübnan sorunu bu sorunlar çözülemeden çözülemez. .
TAŞLAR YERİNE OTURUYOR
ABD Dışişleri Bakanı Condolleezza Rice, geçenlerde “Yeni bir Orta Doğu’nun zamanı geldi” demişti. İnsan ister istemez, İsrail’in iki askerinin kaçırılması üzerine Lübnan’a “orantısız saldırısı”, acaba, ABD ve İsrail’in, Orta Doğu haritasını yeniden çizmeleri için mi yapıldı diye düşünüyor. “Haritanın ve sınırların”, yeniden çizilmesi, Amerikan Albayı Ralph Peters’in ABD Silahlık Kuvvetler Dergisinde yayınlanan makalesini ve ekteki, yeni sınırları gösteren haritaları çağırıştır yor. Ve Avrupalıların “Türk tehlikesine “karşı, çok eskilerden beri tezgâhlanan ve son denemesi, 1919 da Sevr Dayatmasıyla yapılan “Büyük Oyunu da hatırlatıyor. Avrupalılar, sonunda, Türkiye’yi, AB ‘ye tam üye kabul etmeden, Ordusuyla birlikte, güçsüz kılınmış ve Anadolu’nun batsına sıkıştırılmış bir Türkiye’yi. Bir şekilde, kendilerine “iliştirip” hegemonyaları altında ve lejyoner olarak kullanmak isterler. ABD de “kullanmak” ister! .
Şimdi “Taşlar” yerine oturuyor - bilmecenin parçaları” birleşiyor. Som olarak Avrupa Parlamentosu Raportörünün, Türkiye İlerlene Raporunda koşulan şartlar ve bunlar arasında Ermeni Soykırımının kabul edilmesi şartı, Avrupalıların Türkiye’yi düşürmek istedikleri düzeyi gösterir. Bu “tavsiye raporu”, gelecek ay sonunda, AB Konseyi’nin “ İlerleme Raporuna” ve Konseyin dayatmalarına şekil verecek. Karşı karşıya olduğumuz bu durumlar muvacehesinde “AB ve ABD istiyor” diye Lübnan’a asker gönderilmesini, tartışmaya devam etmek gerek. Zira bu “karar” sonunda Türkiye’nin TC’nin geleceği ve var oluşuyla bağlantılı.
TEHLIKE VE FESAT YUMAKLARI
Türkiye şu sırada, biri biriyle bağlantılı tehditlerin, tehlikelerin, milli çıkarlarımızla çeliştiği bır “yumağın” içinde. ,ABD ve İsrail ile stratejik ortaklığımız olmasa bile, işbirliğini gerektiren bazı çıkarlarımız var. Ama hem ABD, hem İsrail’, kendi çıkarları için Kürt bölücülerini, bağımsız Kürt Devletinin kurulmasını. Türkiye’nin bütünlük ve birliğini aleyhinde olmasına rağmen, alttan alta hatta açıkça destekliyorlar. .
Diğer taraftan İran’ın nükleer silahlara ve füzelere sahip olması Türkiye için çok büyük, hatta siyaset belgesinde öncelikli olması gereken bir tehlike. Hizbullah da terör örgütü olarak terörle mücadele anlayışımıza ters düşüyor.
Ancak, PKK ıle mücadelede, İran’la işbirliği olmasa bile, bir şekilde adeta kendiliğinden gelişen ortaklık var. . Hizbullah da, bugün Lübnan Ordusunun aczi yüzünden Lübnan’ın savunulmasında bütün Arap âleminin desteğini alan bır direniş örgütü. “Tezkere”de Hizbullah’la la savaşmak ve silahsızlandırmak, özellikle Türk askerlerinin Barış Gücündeki işlevleri dışında tutulmuş olsa bile, İsrail’in saldırısını” meşru müdafaa” sayan ve Hizbullah’ı tehlike sayan BM kararıyla kurulan Barış Gücünde görev almamız, tarafsız değil, İsrail taraflısı olacağımızı, en azından, Orta Doğu ülkelerinde böyle algılanacak… Arapların Türkleri Türkiye’yi sevmedikleri malûm, ancak kendi çıkarlarımız ve Orta Doğu’daki ağırlığımız açısından tarafsız kalmamız gerekir.
İçinde bulunduğumuz tehlike ve tehditler yumağı- ve içimizdeki fesat yumağı karşısında, Türkiye, devlet adamlığından, tarih şuurundan nasıp almamış, kendi amaç ve küçük hesaplarını Amerikalıların ve Avrupalıların maksatlarıyla “tevhit” etmiş. Esen rüzgârlara göre hareket eden bir iktidar tarafından yönetiliyor, Oysa şu sırada ve bağımsızlığı her şeyin üstümde tutmuş Mustafa Kemal’in ileri görüşlüğüne, kararlılığına ihtiyaç var Ve bır İsmet Paşaya! .
Denirdi ki İsmet Paşanın kafasının içinde, kırk tilki dolaşır. Kuyrukları biri birlerine deymez” .Kuyrukları biri birlerine deyen bugünkü tehdit ve tehlikeler karışsında, devlet adamı, İsmet Paşa’nın dirayetine, . Becerisine ihtiyaç var… Ama nerede?
Yayın Tarihi :
13 Eylül 2006 Çarşamba 01:01:01
Güncelleme :11 Eylül 2006 Pazartesi 14:37:56