20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

'Türk askerlerinin Avrupa'ya yürüyüşü mü?'... 2

Bazı iyi niyetli kişilerimizin, hala AB’ne taraftar olmalarının sebepleri, Türkiye’nin, zorunlu reformları, ancak AB sayesinde ve sürecinde yapabileceği düşüncesinden kaynaklanıyor.

Daha 1919'da, Sivas Kongresi esnasında Türkiye çok güçsüz ve de ordusuz düşmüşken, bazı aydınlar ve siyasetçiler- Halide Edip, Kara Vasıf bey vb. vatanseverler, Türkiye’nin, ancak ABD mandası sayesinde, “kurtulabileceğini” ileri sürmüşlerdi.. Mustafa Kemal, bu teşebbüsleri, elinin tersiyle reddetti. Bugün de, vatanseverliklerinden şüphe edilemeyecek “iyi niyetli” kişiler, aynı şeyleri söylüyorlar.

Onlara “Ama en güçsüz dönemimizde ,ABD “mandası” ve yabancı sopası olmadan Cumhuriyeti kurduk, çok büyük şeyler yaptık… Neden, şimdi, AB dayatmaları olmadan , kendi değer ve çıkarlarımızdan tavizler vermeden , aynı şeyleri yapamayalım?” dediğimizde, “Zaman ve koşullar değişti, hem o zaman Mustafa Kemal vardı” diyorlar Doğru; Mustafa Kemal’in eşsiz önderliği vardı ama bugün O olmadan ama O’nun bütün aksine uyarılarına rağmen, ABD veya AB “mandası” altına girmeden kalkınamayacak ve kendimiz için zorunlu olan reformları yapamayacak kadar aciz düşmüşsek demek ki büyük millet olmak ve büyük liderler çıkarmak gücünü kaybetmişiz demektir.. O zaman “örtün ki ölelim”! … Ama ben bu kadar aciz olduğumuza inanmıyorum; Türk milleti güç zamanlarında kurtarıcıları bağrından çıkarmıştır.… Ancak buna imkan vermek için, siyasetin ve siyasetçilerin kısır döngesinin bir şekilde kırılması gerekiyor. Bunun da yolu ortada; seçim ve siyasi parti kanunlarını, yöntemlerini değiştirip, lider sultasına son vermek yeni gerçek liderlerin önünü açmak!
Ve en sonunda umut –son sigorta gene Türk Ordusu…. 1919’da da Mustafa Kemal’in başlıca dayanağı çok güçsüz düşmesine rağmen, ruhunu yitirmemiş olan Türk Ordusu idi, askerlerdi.. Bugün çok güçlü, bilgili bır ordu ve askerler var. Zaten Türkiye üzerinde, “Büyük Oyun”larını oynamaya devam edenler de, bu “beladan” bunun için, kurtulmak istemiyorlar!

“Derin Devlet” dedikleri de, aslında tehlikeler karşısında kendiliğinden ortaya çıkan “milli reflekstir” ve bu “refleks”te Ordu omurgadır!
1919’dan bugüne değişmemiş başka bir gerçek daha var; 1919'da Türkiye yenik düştüğü hale, Batı’nın istihbarat raporlarında belirtilen endişesi “ya bu çılgın Türkler bir gün ayağa kalkarlar ve birleşirlerse, Türk tehlikesi gene ortaya çıkar ve halımız duman olur” idi!… Bugün de AB'nin emel ve dayatmalarının arkasında bu endişenin bulunduğundan emin olabilirsiniz. İhanetin kuyrukları bir yerlerde biribirlerine değiyor. Bunu fark etmeyen de maalesef kendi ayak seslerimizden korkar hale gelen kendi gücümüzü i bilmeyen bizleriz!

TSK SALDIRI ALTINDA

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ manevi ve maddi olarak en ihtiyacımız olduğu şu sırada, bir taraftan AB’nin diğer taraftan bu Ordunun müdahalelerinden rahatsız olan gericilerin ve diğer taraftan da sözde “aydınların” entel ukalaların ve her fırsatta orduyu hırpalamak için askerlerle ilgili en müptezel haber ve söylentileri öne çıkaran medyanın saldırıları altında. Son örnekler Cengiz Çandar’in, Fehmi Koru’nun Mehmet Ali Ağca konusunu ordu ile bir yerlerde, irtibatlandırmak çabaları…

Hasan Cemal, FOREIGN AFFAIRS makalesi üzerine yazdığı iki yazıda “ AB yolun sonunda su koyarsa ne olacak?” diye soruyor ve itiraf ediyor üyelik garanti değil… Uzun açık seçik inişli çıkışlı olacak ama ona göre süreçte çıkarlarımıza,değerlerimize verilecek, onarılması güç tahribata – ve sonunun hüsran olmasına, AB karşıtı “kızılmacıların” itirazlarına rağmen, bu yolda devam etmek gerek… Çünkü ucunda kişisel çıkarlar ve rantlar var! ……

Evet; AB su “koyarsa” değil sonunda muhakkak “koyuverince”- ne olur?” diye soruyor... Hasan Cemal aklına, bu haysiyetsiz aşağılayıcı “yolculuktan” vazgeçmek ve kendi yolumuza davam etmek gelemiyor! Yabancıların dayattıkları koşullar altında bağımsızlık ve milli egemenlik mümkün mü? Atatürk’ün dediği gibi “tarih böyle bir şey görmemiştir” … Aklıma bir ata sözü geliyor; “Geçme namert köprüsünden. Koç su apartsın seni… Yatma tilki gölgesinde ko arslan yesin seni’”…

PEYGAMBER ORDUSU
İktidarın gericilerin yapmak istedikleri, bir taraftan AB kriterlerini kullanarak, Ordu’yu etkisiz hale getirmek bir taraftan da kenarından ucundan Orduya nüfuz etmek; bunun içinde İmam Hatip mezunlarının askeri okullara girmelerinin yolunu açmaya çok çalıştılar...

Türk Ordusunun “Peygamber Ordusu” olduğu yolundaki ifadelere bir Generalimiz “Türk Ordusu Peygamber ordusu değildir - TC’nin, Atatürk’ün Ordusudur” diye cevap verdi… ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu, bu generalimizi “aklı evvel bir paşa” diye tanımlamış ve eleştirmiş.. Oysa, anlaşılan asıl Mumcu’nun kendisi, “ aklı evvel” –daha doğrusu, aklı bir kesimin oylarında olan oportünist bir politikacı!

Türk ordusu elbette, ”Allah Allah” diye hücuma kalkan ve mensupları ölüme kelime-i şahadet getirerek ölüme giden bır ordudur ama bu Orduya “hele şu bağlamda, “Peygamber Ordusu” denirse bu Kuvvay-ı Milliye’ye saldıran Hilafet ve Ümmet Ordusunu çağrıştırır Ordumuzun üzerindeki malum bazı hevesleri yansıtır.. Türk Ordusu Türkiye Cumhuriyetinin ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ordusudur ve öyle kalacaktır!

Yayın Tarihi : 16 Ocak 2006 Pazartesi 14:42:13


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?