Başbakan Erdoğan “açılım” konusunda dinleyenleri ağlatan dramatik bir konuşma yaptı, “Türk-Kürt kardeşliğinden” söz etti. Söylediklerinin çoğu, doğru ve çok acı; bizim de hep yazdığımız, söylediklerimiz! Türkü Kürt’ten Kürdü Türk’ten ayırmak mümkün mü? Anaların acılarına katılmamak mümkün mü? Fakat bu “açılımla”, Türkiye’yi bölmek, çok mümkün… Asıl tehlike de burada; CHP ve MHP bunun farkındalar- ama Erdoğan-İktidar-AKP- medyadaki yalakalar ve sözde aydınlar, işte bu tehlikeyi anlamıyorlar, anlamak da istemiyorlar.
Atatürk’ten, Atatürkçülükten hiç nasip almamış, Erdoğan ve şürekâsı, şimdi Mustafa Kemal’i tanık gösteriyor ve Onu “açılımlarına” alet etmek istiyorlar.
ATATÜRK VE KÜRTLER
Mustafa Kemal’in “Nutuk”unda ve diğer konuşmalarında, “Kürtler – Türk Kardeşliği” hususunda, çok önemli, dokunaklı ve ibret alınması gereken sözler var… Hatta Mustafa Kemal, o günün şartlarında “yerel yönetimler” kurulmasını bile düşünmüş. Ama “özerklikten” söz etmemiş… Hele “Bağımsızlığın” Türkiye’nin parçalanması demek olacağını, açık seçik söylemiş! Mustafa Kemal’in, bu samimi tasavvurlarına rağmen, bir takım Kürtler, yabancı devletlerin ve ajanlarının tahrikleriyle Mustafa Kemal’e ve Türk “kardeşlerine” ihanet ettiler. Bunun üzerine, kısacası, Atatürk “Ne mutlu Türküm diyene” anlayışıyla Türkiye’nin birlik- beraberlik ve bütünlüğünü gerçekleştirmeye çalıştı!
Mustafa Kemal’in, özellikle 1926’dan önce, Türk-Kürt kardeşliği konusundaki samimi, kendi yaşadıklarına istinaden söylediklerini, Erdoğan, şimdi, yeni hava ve “açılıma” göre biraz değişik de olsa söylüyor. Mustafa Kemal’i “Ne Mutlu Türküm Diyene” kavramına ulaştıran, Şeyh Sait ve dizi Kürt isyanlarıydı… Ne bunların, ne de daha önceki başkaldırıların, sebebi, “kimlilik -ve kültürlerinin inkâr edilmesi” değildi.
1984’den sonra, Eruh-Şemdinli baskınlarının – APO’nun PKK’nın, otuz binden fazla insanın hayatına mal olan ve hala da devam eden, terörün asıl sebebi de, bunlar değildi… Düpedüz, “bölücülüğe” kılıf uyduruyorlar!
Bu gerçek, Erdoğan ve diğerleri için bir anlam ifade etmez mi? Sorunu sadece kimlik-kültür aş- iş meselesinden ibaret olmadığını, anlatmaz mı? Yabancıların, gene, “Büyük Oyuna” devam ettiklerini ifade etmez mi? Asıl tehlikenin “Büyük Kürdistan” gerçeği olduğunu göstermez mi? Ama onlar anlamıyorlar, çünkü Tarih bilgileri, vizyonları yok! “Güneydoğu sorunun,” –“demokratik açılımla” Türklüğün çıkarlarından taviz vererek, “genel af” çıkararak, sözde “çözülmesinin” , TC’nin sonu, sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi “Sevr’e” dönüş olacağını, anlamıyorlar… Eğer Şeyh Sait’in ahfadı, “Said-i Kürdinin” müritleri ve “entelektüel” şıklar- budalalar ve yalakalar olursanız, bu gaflet ve ihanet, bir dereceye kadar, anlaşılabilir, ama ya TC Cumhuriyetinin Başkanı, TC Hükümetinin Başbakanı iseniz?..
Cumhurbaşkanı Gül, Bitlis'teki, Güroymak beldesine, Kürtçe “Norşin” diyor ve bölücüler Bayram ediyor- Erdoğan’ı, Rize’de de “Potamyalılar” (eski Rumca- Pontus ismi) “seninle gurur duyuyor” diyorlar- Başbakan memnun. Türkiye dağlarından Mustafa Kemal’in vecizesini silmenin, Kürtçe adları canlandırmanın sonunun nerelere varacağını bilmez mi? Ve bilmezler mi - değiştirilen yöre isimlerinin, çoğu, aslında Ermenicedir!.. Ve böylelikle kapıyı sadece Kürtlerin ayrışmasına değil , “bu fırsatı kaçırmayalım” diye “Ermeni açılımına”- ve Ermenilerin arazi ve tazminat taleplerine yol açar! Hazır, sırası gelmişken, Rumları da hoşnut etmek için, İstanbul’a da, eski adını iade edin: “Constantınople” deyin ve Ayasofya’yı da Kilise yapın!
GAFLETİN KÖKLERİ
Başbakanın, bu konudaki gafletinin sebebi: “Türkiye Cumhuriyetinin” Başbakanı olduğu halde, maalesef, “Türklüğün” ne ifade ettiğini, TC devletinin kuruluş felsefesini, “üniter - ulus devlet” kavramını, “Türklük” kavramını hiç anlamamış olmasıdır… “Türkler alt etnik kimliklerinden” biridir- “’Türkiye Türklerindir’ demek yanlıştır”-demişti, şimdi de Anayasa değişikliğiyle “Türk milleti” kavramını yok sayacak, zayıflatacak girişimler var, sırada!
Erdoğan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında “Bizim vatan sevgimizi ölçebilecek ne kalitededir, ne de kariyerdedir” demiş. Vatan sevgisi izafidir: vardır ve yoktur - adamına göre de değişir… Ama bir MHP Genel Başkanının, milliyetçiliğinden, vatan sevgisinden şüphe etmek özellikle Erdoğan’ın harcı olamaz! Bir tarafta, gerek Bahçeli gerekse Deniz Baykal’ın “kariyer ve kaliteleri" – diğer tarafta, Recep Tayyip Erdoğan! ****