19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Türk Hakları Mahkemesi

İstiklâl Mahkemeleri, Kurtuluş Savaşında ve sonra, Devrimlerin gerçekleştirilmesinde büyük bir görev yapmışlardı. Bu gün de, gaflet, dalalet ve ihanet erbabı, belkı o yıllardakinden de daha fazla ve tehlikeli oldukları halde, o “devrim mahkemelerini” şimdi kurmak, maalesef, olanaksız! Fakat , “İnsan Hakları Mahkemesine” nazire, bır “Türk Hakları Mahkemesi” kurmanın zamanıdır… Türklerin hak ve çıkarlarını, görmezden gelip , Ermenilerin, Kürtçülerin, Rumların vb. hakları “ için inisyatif platformları kuranları, Pavlof ‘un köpekleri gibi, hep milli çıkarlara ters refleks verenleri , “İnsan Hakları” diye kuyruklarına basılmışçasına feryat eden, kadın ve erkekleri, hiş olmasa , Türk milletinin vicdanlarında yargılamak için! 

Bunların karargâhı haline dönüşen RADİKAL gazetesinin İKİ ekinin son sayısında, bakın, Boğaziçi Üniversitesinden “Dr.” Nazan Üstündağ adlı bir “hanım” neler yazıyor. Meğer “Avrupalı ‘dostları’ gazeteciler, milletvekilleri “egemenler” ve muhaliflerin, bu hanımı ve onun gibileri, herhalde halvet oldukları özel toplantılarda olacak, defalarca uyarmışlar; AB’ne giriş sürecinin sancılarından dem vururken, yapılması gerekenlerin toplumu ve yasa koyucuları zorlayacağını, reformların gündelik hayata yansımasının zaman alacağını söylemişler ve de; “ AB sürecinde egemenlik yeniden inşa edilirken ve farklı bır egemenlik bölüşümü üretilirken, milliyetçiliğin dehşetli ve korkunç bır yüze bürünüp faşizm ve ırkçılık olarak karşımıza çıkacağını öngörmüşlermiş”…Ama sıkı durun, bu Nazan “hanıma” göre, hiçbir uyarı – onu, onları, bu dehşetli ve korkunç yüzün, bu kadar kısa bir sürede, kazanacağı güncelliğe, “şımarıklığa, cesarete ve yüzsüzlüğe” hazırlamamışlar! Kadın, şecaat arz ederken, Avrupalı, her cinsten “dostlarıyla” sıkı fıkılığını, onlardan cesaret, tüyo ve uyarı aldıklarını da itiraf ediyor! 

HANGİ BİLGİYLE?
Daha yazının gerisini okumadan, bu kadına, kadıncağıza milliyetçiliğe yaptığı ağır hakaretleri, mümkün olsaydı yüzüne karşı bire bır, aynen, iade etmek isterdim –isterim. Kadın, bu yetkiyi ve cesareti kimden, nereden ve hangi bilgi ve yetenekleriyle, alıyor? Önce neyin, ne kadar uzmanıdır ve milliyetçiliğe bu kadar acımasızca ve bir bilim insanına yakışmayacak üslupla saldıracak kadar, neden düşmandır? . Entel ukalalığından mı, kuyruk acısından mı? Milliyetçilik- Türk Milliyetçiliği –Atatürk Milliyetçiliği bu kadının neresine batıyor?
Bır hanıma- hem de kendi feyiz aldığım bir kampusta, sözde öğretim üyeliği yapan bir “hanıma”- eğer gerçek bir bilim hanımefendisi gibi yazsaydı ve milliyetçiliğe bu kadar edepsizce hakaret etmeseydi, böyle hitap etmeme terbiyem müsaade etmezdi.Bu konuda aklıma gelenlerin tümünü söylemeye, terbiyem, yapmaya da yaşım, müsait değil! 

KIZDIRAN NE?
Nazan “hanımı” Türk milliyetçiliğine karşı ,böyle ateş püskürten nedir?
Bu sözde aydınların üslubudur: ne demek istediklerini, açık seçik yazmak yerine, cümleleri, kavramları öylesine dolandırırlar ki ne demek istediklerini pek kolay anlayamazsınız… Nazan “hanımın” yazısını, adeta bilmece çözer gibi, birkaç defa okuduktan sonra anlayabildiğim, kadar, milliyetçiliğe, milliyetçilere ateş püskürmesinin sebebi, Bölücüler tam kazanırken, Türk Milliyetçiliğinin yükselerek, milliyetçilerin, Kürtlere “haklarının” verilmesini yani Türkiye’nin bölünmesini önlemeleri! Ve de “özgürlükleri kısıtlayıcı” bir Terörle Mücadele yasasının hazırlanması! 

“Diyarbakır olayları”,şimdi , Türklüğün acıyla imtihanının” belki de ne yazık ki,” ebediyen kaybedilmişliğinin çetelesi olarak karşımızda duruyormuş!”
Nazan “hanım” Kürtlerin sorunları konusunda böyle duyarlı da acaba şimdiye kadar, 1984 ten bu yana, Güneydoğuda olanları iyi tahlil edebilmiş mi - ve hangi açıdan? Ama verilen, verilmekte olan şehitler konusuna duyarlı olmak bir yana, şehit yakınlarının acılarını ve yürekli davranışlarıyla- vatan sağ olsun- bir çocuğum olsa onu da veririm”, demelerini hafife alıyor… Diyor ki. “Türk her zamanki gibi acıyla imtihanını bildiği tek yola, ateşle imtihana dönüştürecek ve alkışlar arasında kazanılmışlığını ilan edecek”…

AB'nin, bunu dönüştürmeye yetemezliği kimileri tarafından şaşkınlıkla karşılanacak, kimileri ise tam bu noktada kendi çözemediğinin AB süreci sonrasında hala çözülemez kalmasını Kürt halkının boynuna zincir edecek” Benim anladığım kadar, Nazan “hanım” sadece milliyetçilerden değil bu işi AB ye havale eden veya etkicisiz kalan kendi aydınlarından da şikâyetçi… Ama “ mazlum ve mağdur olanlar”, ona göre, hep Kürtler! Onların tepkileri de, son Diyarbakır olaylarında ortaya çıkmış. Nazan'a göre onlar, polislere askere taş atan çocuklar vb “durmadılar, bize katılmadılar sorunlarını havale etmeyi bilmediler acılarını sabra endeksleyip AB sürecinin sonunu beklemediler” 

Ama aynı duyarlılığı-duyarlıktan vazgeçtim biraz anlayışı- şehitlere şehit yakınlarına ve bu ülkenin birliği bütünlüğü için mücadele edenlere göstermeyen Nazan “ hanım” , ”Türkün ateşle imtihanı” ile alay ediyor… Bu tabiri değerli bır hemcinsi, aynı okulda okumuş olan ve Mustafa Kemal'e karşı çıkacak kadar da yürekli , rahmetli Halide Edip, Milli Mücadelemizi tanımlamak için kullanmıştı. Bu Nazan “hanım” bu kutsallaşmış deyimi , hiç olmazsa yozlaştırmasın ve böylelikle de Boğazın tepesinde oturup, oradan ahkam kesmek yerine, Kurtuluş Savaşına fiilen katılan rahmetli Halide “onbaşının” hatırasına ihanet etmesin!
Yayın Tarihi : 3 Mayıs 2006 Çarşamba 13:55:40


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?