Bir iddiaya göre, “kızgınlık guddesi” denilen “adrenalin”in, aşırı olmamak şartıyla, yükselmesi, özellikle yaşlılara iyi gelirmiş! Benim de, galiba öyle oluyor; etrafta, medyada, kızılacak o kadar çok şey var ki, adrenalim yükseliyor!
İşte, gelin de kızmayın? Bakü çıvarına bir Azeri uçağı düştü. Bizim gazetelerin bazılarında ve mesela MİLLİYET’TE başlık; “Bir Azeri uçağı düştü, ölenlerden biri Türk...” Kan beynime sıçradı, birkaç yıl önceki bir olay aklıma geldi. Bir “Türk” gazeteci büyük Azeri “Türk” şairi Bahtiyar Vahapzade’ye “ Ne kadar güzel Türkçe konuşuyor ve yazıyorsunuz… Türkçe’yi nerede nasıl öğrendiniz ?” diye sormuş ve Vahapzade de, kükremiş; “Benim özüm Türk’tür dilim, Türkçe’dir; anamdan, babamdan öğrenmişem!” diye….
Bu son, uçak kazası haberinin başlığı üzerine, Azeri Türk kardeşlerimiz de MİLLİYET okuyucu temsilcisine acı acı tarizde bulunmuşlar; Azerilerin TÜRK olduklarını hatırlatmışlar. Aslında, bizim bazı gençlerimizin böyle, cahilane sorular sormalarının kabahati, yıllardır, “Aman Turancılık olmasın” diye onlara dünyadaki “Türklük” gerçeğini anlatamadığımız için, bizim suçumuz!
Okuyuculardan Sayın Eraltan, tepkisini gösterirken, bunun “Pantürkizm"le ilgisi olmadığını, söylemek lüzumunu hissetmiş! Ben ise, “neden “Türk Birliği ”şuuru olmadı ve olmasın”? diyorum. Başka topluluklar dünyada kendilerine “franko- fon” “anglo- fon”,vb. – yani fon fin dayanaklar ararlarken, biz o nimeti, o koca gerçeğimizi - neden dışlayalım- neden şimdiye kadar dışladık?
OMBUDSMAN’DAN İNCİLER
Gazetenin “Ombusmanı”, Derya Sazak’ın, bu haklı tarizlere verdiği cevapta, hele son günlerde “alt kimlik -üst kimlik” safsataları yüzünden alevlenen kafa karışıklığını yansıtıyor. Sazak, tarizde bulunan okuyucunun “alınganlık derecesinde duygusallık” göstermesinden şikayetçi… Sazak’a ben söyleyim; “alınganlık, duygusallık filan değil düpedüz kızgınlık” benimkisi!
Sazak, izah ettikçe batıyor; “Bir uçak kazası haberinde “alt kimlik –üst kimlik" nitelemesine yol açacak ayırımcılık yapmak doğru olmaz… Kaldı ki, Azerbaycan halkını “Türk” olarak tanımlamak, bağımsız bir cumhuriyet olan komşu bir ülkenin vatandaşlık haklarıyla ilgili siyasi çağırışımlar uyandırabilirdi…” diyor. Zırva tevil götürmüyor; eğer, gazete haberinde, bilgisizlikten dolayı değil de, iddia ettiği gibi, Azerilerin “vatandaşlık kaygılarına” sözde itina göstermek için böyle ”ölenler arasında “Türk” –Azeri vb ayrımı yapılmışsa, asıl hata da burada… Haber vereyim; Azeri kardeşlerimizin böyle üst kimlik - alt kimlik, anayasal vatandaşlık vb takıntıları yok, hiç olmadı; onlar kendilerine “TÜRK” derler ve bununla övünürler!
Sayın Sazak, bu konulardaki kafa karışıklığını –asıl ayırımcılığı lütfen o kardeş ülkeye ihraç etmeye kalkışmayın!
Sevdiğim eski bir fıkra vardır… Yeri gelmişken anlatayım; Sefere çıkacak bır gemi tayfa alıyormuş… Kaptana üç kişi başvurmuş.. Kaptan ne iş yaptıklarını sormuş… Biri “Ben uzağı çok iyi görürüm”.... İkincisi “Ben de uzağı çok iyi işitirim” demişler… Üçüncüsüne sorulduğunda; “Benim ara sıra canım sıkılır, ama bunlardan ayrılamam” diye cevap vermiş.. Kaptan üçünü de tayfa almış. Gemi bir kaç gün açıldıktan sonra, tayfalardan biri kaptana koşmuş; “Kaptan kaptan, gördüm… bilmem kaç bin fersah ötedeki bilmem ne kralının kızı gergef işliyor!” demiş.. İkinci tayfa da arkasından “Doğru söylüyor Kaptan- kız gergefi yere düşürdü, duydum” demiş. Üçüncü tayfa arkadan seğirtmiş ; “Kaptan hani benim sıra canım sıkılır dedim ya, bu heriflerin bu laflarına canım sıkılır”
Evet, benim arada sırada canım sıkılıyor, kızıyorum ya işte, bunlara, bu adamlara, fena halde kızıyorum ve adrenalim yükseliyor!