Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyeleri, bildiri yayınlayarak, TCK’nin, 301. maddesinin ”muğlâk, yoruma açık, olduğunu ve ifade özgürlüğü önünde, engel teşkil ettiği için” kaldırılmasını istemişler!
Bu saygın üniversitemiz, bazı sözde “Türk” akademisyenlerin, “Ermenilere soykırımı yaptık!” diye, sözde bilimsel, tek taraflı tebliğler vermeleri için bilgi şöleni platformunu, içtenlikle, vermişti… Üniversite’nin Sayın Rektörü hanımefendi, benim, toplantıya katılmak için yaptığım müracaatı cevapsız bırakmak “nezaketini” göstermiş ve ifade özgürlüğünü nasıl yorumladığını da, böylece belli etmişti! Kayıtlara geçsin diye söyleyim; aynı kampusta okumuş olduğum için, bu tavırlardan üzüntü duyuyorum!
PAMUK OLAYI
Pamuk hakkında, bu madde mucibince, yani “ Türklüğe hakaretten” açılan dava, Adalet Bakanlığının, izin verme yetkisi olmadığı gerekçesiyle, hâsıl olan hukuki boşluktan bil istifade Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek tarafından ustalıklı hukuk “hüllesi” ile düşürüldü. Ancak Pamuk’un milletine ve tarihine hakaret ettiği, İsviçre gazetesine söylediklerini, tevil etmesine rağmen, aslında hiç pişman olmadığı, sonraki beyanlarıyla sabit. Bu “davanın” böyle “düşürülmesine rağmen, kendisi amme vicdanında mahkûm olmuştur… Ve aynı maddeden yani Türklüğü “aşağılamak” suçundan açılmış başka davalar, mesela, “Zehirli Türk kanı” diyen Hrant Dink var! Ve kaldırılmadığı sürece 301 madde, hala kanunda ve yürürlükte!
Gene hatırlatalım; TCK, AB uyum yasaları gereğince değiştirilip eski TCK’nin 159. maddesi yerine bu 301. maddesi kabul edilince, bu cümlece, başarı sayılmış ve aydınlarımız hiç ses çıkarmamışlardı. Akılları, madde, nazik yerlerine, Pamuk gibilere dokununca başlarına geldi ve şimdi diğer hakaret “sahiplerinin” yargılanmaklarını önlemek için önleyici vuruş yapıyorlar.
Ankara’daki AB Temsilcisi Hans Jorg Khretshmer; “Daha 6O Pamuk –yani Pamuk’unki gibi dava – var” demiş… Adam, sömürge komiseri edasıyla, Pamuk davasının düşmesinin, Türkiye’de, gerçek ifade özgürlüğü olduğunu göstermediğini, bu konuda hükümeti uyardıklarını” da söylemiş.
Bilemiyorum, ”Bakan Gül, hele bu uyarılar üzerine, entelleri ve AB’ni kızdırmamak için, Türklüğe hakaretten haklarında dava açılan o, 60 kişinin kurtarılmasını hangi hukuk hüllesi ile başaracak?
Türk yargıç ve savcılarının Pamuk’tan ağızlar yandığı için, diğer davalarda “yoğurdu üfleyerek yiyeceklerini” ,çekingen davranacaklarını, düşünmek bile istemiyorum!’
Hangi hukuk hüllesi ile engel olacak…
YA TÜRK HAKLARI?
Evet, gün onların: ve onlara, bu “aydın” öğretim üyelerine göre, ifade özgürlüğü, tartışma özgürlüğü, insan hakları var; “Türk hakları” yok; önüne gelen pervasızca Türk milletine- Türk ordusuna, kutsal bildiğimiz her şeye her kuruma alenen ve pervasızca hakaret edebilmelidir. Aslında, ben bu hocaların yetiştirdikleri öğrencilerin, bu zihniyetle, Cumhuriyete, değerlerine ve kurumlarına, nasıl sahip çıkacaklarını düşünerek, dehşete kapılıyorum! .
Bizler, Boğaziçi Üniversitesinin kampusunda, Robert Kolej’de okurken, hem kendi aramızda, hem de hocalarımızla serbestçe tartışırdık, ama milletimizi asla aşağılamadık- kutsal bildiğimiz değerleri, hep koruduk! Ben bu öğretim üyelerine –kayıtlara geçsin diye -sesleniyorum ; sizin iddia ve değerlendirmelerinize kesinlikle katılmıyorum; kendi millilerine, tarihlerine ordularına, ifade özgürlüğü kisvesi altında hakaret edenlerin, hiç bir şekilde ve hiçbir gerekçe ile cezai ve moral dokunulmazlıkları olamaz!
VİCDANSIZ RET
Geleneksel, milli değerlerimizin, uyum uyum aşındırılmasının bir örneği de, AİHM’nin “vicdanı retçilere” kötü muamele yapıldığı için, Türkiye’yi mahkûm etmesi! Vatan görevi, her Türk vatandaşının hem hakkı hem görevi. Ve bu Türk milletini ve Türk Ordusunu millet-ordu yapan temel ilkeler… AB tarafından çözülmeye başlarsa ucu nereye varır? Hem, yaşıtları ülke savunması için askerlik görevi yapar, gerektiğinde şehit ve gazi olurken, görevden kaçmak vicdani midir yoksa vicdansızlık mıdır?