19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Ullah-Ullah-Abdullah-Allah, Allah ve Eyvah…

Türkiye’nin bugünkü durumunu, bir tekerlemeyle ifade edeyim: “Ullah:Hizbullah – Ullah: Fethullah- ve Abdullah (APO) … Ülkemiz bunlar arasında sıkışmış durumda; sonra da, muhtelif ton ve anlamlarda, “Allah Allah”; hayret, endişe ve öfke! Ve “Eyvah”!

Mübalağa etmiyorum; etrafınıza, olanlara, Türkiye’min her akşam TV ekranlarına yansıyan, şu hallerine bakın; Türkiye’nin, Tunus’tan farkı bir iç savaşın başlamamış olması… Ancak, Türkiye üzerinden, projeleri, emelleri olanların ve bölücülerin istedikleri de bu; Afganistan, Lübnan olalım; iç savaş başlasın. Kentlerde Türkler-Kürtler biri birlerine girsinler: “Barış Kuvvetleri” gelsin. Sonra olacaklar malum! Sevr’de yapamadıklarını, yapacaklar!

Tabloya bakın: En başta, Yargıtay 9. Dairesinin verdiği kararlara Hizbullah başta, katiller, tecavüz suçluları, mafya liderleri serbest bırakıldılar... Tecavüzcüler, Mafya vb. salıverilirken, suçları Atatürkçü olmak olanlar daha On yıl içerde kalacaklar... Kimse “Yargının kararı” demeye kalkmasın. İnsanlık için hazin, devlet için yüz karası olan bu “sahnenin", olmasaydı, gülünç olan bu “sahnenin” sorumlusu iktidardır. AKP’nin, art niyetleri, peşin hükümleri yoksa gerçekten “muktedir”, ileri görüşlü bir iktidar olarak, bu gelişmeleri ön görmedi…

Haydi, Hizbullahçı katiller, “yargı böyle istedi” diye, salıverildiler. Hükûmet- İçişleri Bakanlığına bağlı, Kolluk kuvvetleri, bu şerirler, kaçmasınlar diye, neden gereken tedbirleri alınmadı? Bu adamların halaylarla karşılanmasından belli idi ve işte, sırra kadem bastılar… Araziye uydular… Şimdi baskınlarla aranıyorlar, hayvanlar kaçtıktan sonra ahırın kapısı kilitlenmiş, neye yarar! Bu durum başka uygar bir ülkede olsaydı Bakanlar istifa eder, hükümet devrilirdi.

Ama şimdiki durumda, Hizbullahçılar önümüzdeki seçimlerde aday olamasalar da, güçlerini, şu veya bu yandan, kullanırlar ve de şenaatlerine, muhakkak devam edeceklerdir! Nitekim internet sitelerinden, tehditler savurmakta, meydan okumaktalar!

Hizbullah da, Fethullah da, Abdullah da, diğer cemaatler de, gelecek seçimlerde, bölgedeki insanlar üzerindeki korku ve nüfuzlarıyla önemli faktörler. Aralarında paslaşıyorlar ve ittifaklar kuruyorlar.

AKP İktidarı, bu örgütlerle işbirliği yapıyor -yapar, demeye, dilim varmaz fakat İktidar ve adamlarının seçimlerde bu faktörü, göz ardı edemeyeceği, tabanlarından, oy toplamak istemeyeceği – ve onları biri birlerine karşı kullanmak istediği, hiç olmaza düşünülmez mi?

Havada, bu gizli ittifak iddiaları vb uçuşuyor… Düşünülmesi-şüphe edilmesi gerçek olmasından da beter!

“Kürt açılımı” sonucunda, Habur’da yaşanan fiyaskodan çok daha büyük bir fiyasko bu! Maliyetini, AKP öder mi? Yoksa Kamuoyu bunları ahvali adı yesen sayıyor kanıksıyor mu?

UMUMİ VAZİYET

2011 yılındaki umumu vaziyet: “Tekkeleri, zaviyeleri kapatan kanun, hala yürürlükte ama “Cübbeli Hocanın” binlerce kişilik toplantısına, TC Hükümeti Bakanı katılıyor. Çünkü cemaatler dipdiri ve seçimlerde büyük rol oynayacaklar! Saidi Nursi’yi, bile mezarından çıkardılar… Diğer bir cemaatin, medya organları, henüz, içine sızmadıkları, fakat emellerine, hala engel olabilecek Türk Ordusunun gücünü, itibarını kırmak için, her gün, her vesileyle, fesat ve tezvirat yapıyorlar.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroglu, ”tablonun” bazı ayrıntılarını sıralıyor: "Çok yakında haksız tutuklamalar ve infazlar yapılacak. Başbakan BOP misyoneridir ve görev icra ediyor… Ordumuzun değerleri ile oynuyor… Silivri ile Yassıada aynıdır… Hizbullah’a sorumlu AKP’dir… AKP hem Öcalan’la alenen müzakere ediyor hem de güya PKK karşıtlığı yapıyor… İktidar, Yargıtay’ı ele geçirmek istiyor. AKP Türkiye’nin yaşam biçimini sistematik olarak değiştiriyor.”

Ben söylemiyorum: Kılıçdaroğlu’nun sözlerini naklediyorum! Ancak şurası muhakkak ki, TC Devletinin içi boşaltılıyor… Duvarları kalıyor ama bu gidişle duvarlar da çöker! Enkazın altında içini boşaltanlar da kalır!

APO, güya, Hizbullah’a karşıymış. Öyle diyor ama iki terör örgütü, geçici de olsa, önce, TC’ni yıkmak için, anlaşırlar. Sırtlarında yumurta küfesi yok; şimdi, zımni, gizli işbirliği yaparlar, sonra, Türkiye, bölünecek- “Büyük Kürdistan” mı kurulur, yoksa Şeriat devleti mi- kozlarını paylaşırlar veya haramiler biri birlerine girerler! -Basra harap olduktan- TC yok olduktan sonra!

Ama bu gerçeklere rağmen, “pervasız, korkusuz kaptanlar”, müsademe rotasında devam ederler… ”Demokrasi tramvayına” arka kapıdan “Ulahlar” alınır, ancak amaca varıldıktan sonra biletsiz yolcuların, tramvayı ele geçirmeleri de, mümkün!

Kısacası; “Hizbullah - Fethullah ve Abdullah, ve bu durumda, her tonda, “Allah, Allah! Evvel Allah” diyemezsek, Eyvah ki, Eyvah! ***

Yayın Tarihi : 17 Ocak 2011 Pazartesi 00:04:07


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
veli aydoğan IP: 85.97.201.xxx Tarih : 17.01.2011 10:26:29

korkunun ecele faydası yok hemşerim.