20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Uygarlıkların ittifakı

Sayın Başbakanımız, Samuel Huntington’un, FOREIGN AFFAIRS dergisinin, 1993 yılının yaz sayısında yayınlanan ve tartışmalara yol açan ünlü makalesini okumuş mudur, bilmem amma , Türkiye’nin AB’ne üyeliğini haklı kılmak için, nereden bellediyse, bir “Uygarlıkların İttifakı”ndan söz eder. O’na göre ,eğer Türkiye AB’ne üye olursa, bu da, uygarlıkların çatıştığı tezini çürütecek ve “uygarlıkların ittifakını” kanıtlayacaktır. Ancak, Erdoğan , AIHM’nin, Türban konusundaki son kararından sonra , bu karara şiddetle karşı çıkmak ve konuyu “ulemaya”, yanı lügat anlamıyla “ sarıklı din bilginlerine” havale etmekle, bu “ittifaka” asıl darbeyi kendisi vurmuş oldu.. . Demek ki- Batı ve Doğu uygarlıkları arasında tam bir “ittifaka” imkan yokmuş!

HANGİSİ UYGARLIK?

Nasıl olur ki? Mesela erkek – Sayın Erdoğan, geçenlerde , Amerika’da, Sun Valley’de , yaz sıcağında, güneşin alnında, göğsü ,bağrı açık, püfür püfür , yürürken, arkasından, boğazına kadar kapalı, sıkma başlı-türbanlı Emine Hanımefendinin,kan ,ter içinde yürümesi, Kadın-Erkek eşitliğini bir tarafa bırakın nasıl bir “ uygarlıktır”?

Erkeğin,kadının saçının bir telini ve teninin bir yerini görünce ,”tahrik olacağı” için, “tesettür”ün, dinen, zorunlu kılınmasında ve buna inanmakta, çağdaşlık ve uygarlık nerede?
Gerçek uygarlık, hatta insanı hayvandan ve yabanilerden ayıran çizgi- uygarlık çizgisi , kadının saçını veya tenini görünce “tahrik olmamak” değil midir? Buna inanmayanlar veya kadın görünce kendilerini zapt edemeyenler –ve onları mazur görenler, “uygar” olabilirler mi , “Uygar” sayılabilirler mi? Uluslararası toplantılarda,ve özellikle AB toplantılarında , çoğu Müslüman ülkelerin, Mısır ve Suriye hükümet ve devlet başkanlarının eşleri modern giyimli ve başları açık ve modern giyimli iken , ve Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve hemen sonraki dönemlerde kadınlarımız eşitlik kazanmışlar ve toplantılara çağdaş giysilerle , başları açık katılmışken, bugün saati geriye çevirip ,kadınlarımızı , laikliğe ve çağdaş “ uygarlığa” meydan okurcasına, tepeden tırnağa kapatmak “uygarlık” mıdır?

Ve en önemlisi bütün bunlar belli bir “uygarlığın “ icapları ise, bu “uygarlıkla” çağdaş Batı “uygarlılığının” “ittifakı” – uzlaşması, mümkün olabilir mi?

Nihayet, Batı “uygarlığının “ , hukuk anlayışıyla , Osmanlı döneminde “şerriye” denilen din kadılarının – mecellenin ve ulemanın hükümlerinin, uzlaşması-ve ittifakı, mümkün olabilir mi? Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın her şeyden önce, bu soruların cevaplarını vermesi gerekiyor!
Mustafa Kemal Atatürk devrimleriyle , Türkiye’de uygarlıkların sadece uzlaşmasının değil birleşmelerinin yolunu açmıştı. Bu yoldan geri dönüş nereye kadar?
F16 ‘LAR
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, F16 uçaklarının normal eğitim uçuşları yaptıklarını ve fakat gerekirse de “uçurulacaklarını” söylemiş…Bence ,şu sırada bu izahatı vermek bile gereksiz; TSK ve THK, kimseye bu konuda izahat vermek durumunda olmamalıdırlar. İşkilli olan bölücüler ,Türk uçaklarının uçuşlarını , nasıl algılarlarsa öyle algılasınlar!

TEHLKIKELİ SÖZLER VE İHTIMALLER

Şemdinli’ de, Yüksek Ova’da ve Hakkari’de “kırmızı bantlı” DEHAP,DTH görevlilerinin yönlendirmeleriyle – doğruları söyleyen Hakkari Valisi Sayın Erdoğan Gürbüz’ü , AKP Hükümeti , o halkın “Vali ‘yi istemezük” baskısı üzerine görevden alırsa hiç şaşmayın…ve bir “mim” koyun!

Başbakan, oralardaki konuşmasında "Doğu Güneydoğu hep ihmal edildi, Batı ise ihya edildi" buyurmuşlar..Bu bölücülerin eskı nakaratı.Oysa devlet oraya Batıdan fazla –oradan aldığından çok fazlasını fazla verdi. Herhalde maksatlı bir ayırım yapılmadı.Ancak o yöreden çıkanlar Devlette ve iş hayatında hiç müdahalesiz en yüksek yerlere geldiler. Acaba onlar yörelerine ne verdiler?..

ŞANTAJA TAVİZ

Dünkü yazımda, yakın geçmişte, bölücülüğe yol açan oy hesaplarıyla yapılan politika hatalarından söz etmiştim. Sevgili eski bakanım Ali Ihsan Göğüş hatırlattı; DP iktidarda iken, , Bulgar Hükümetinin Türkiye’yi güç durumda bırakmak için zorla göçe zorladığı soydaşlarımızın - eskı İçişleri Bakanlarından Hilmi Uranın da önerdiği gibi - gibi Güneydoğu bölgelerinde iskan edilmeleri düşünülmüştü. Bu öneriyi, zamanın Cumhurbaşkanı merhum Celal Bayar da desteklemişti. Ancak Doğulu DP Milletvekilleri başkaldırmışlar ve toplu olarak istifa şantajı yapmışlardı. Hükümet bu şantaja boyun eğdi ve soydaşlarımız , Istan bul’da- Taşlıtarla’da iskan edildiler. Şantaja taviz vermenin sonu gelmez!

Yayın Tarihi : 23 Kasım 2005 Çarşamba 14:15:34


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?