“Godot’yu” bekler gibi ABD’nin yeni Başkanı, Barack Hussein Obama’nın 6-7 Nisan’da Türkiye’ye gelmesini bekliyoruz! Seçim gailesi bitti, şimdi “umudumuz Obama”!
Samuel Beckett’in, “absurd-saçmalıklar” türündeki ünlü tiyatro piyesinde, karakterler mevhum “Godot” nun gelmesini beklerler. “Godot” kimdir, nedir -ölüm müdür, kalım mıdır- hiç anlaşılmaz... Neye yorarsanız odur! “Obama” konusunda da rivayet muhtelif, ama ABD’nin maksadı, hep aynı!!
Deneyimli eski Büyükelçi Tugay Uluçevik’in yazdığı gibi: “Obama’nın seçim kampanyası boyunca, özellikle, Ermeni iddiaları ve ayrıca Kıbrıs konularında vermiş olduğu ve çoğu oy kazanma ihtiyacının gereği olabilecek ölçüleri bir hayli aşan sert bir üslup ve önyargılı içerik taşıyan demeçleri, bu konuda iyimser olmaya mani!" Obama sorumluluk makamına oturunca, gerçekleri, “içerden” görünce tutumunu değiştirse bile, bunun sadece bir taktik değişiklik olacağı muhakkak! Amerika gibi bir devlet kolay siyaset, rota değiştirmez!
Daha önce de yazdığım gibi, ABD Irak’tan çekilirken Ortadoğu’daki çıkarlarını korumak ve de olası bir İran “harekâtı” için ulaşım hatlarını ve üslerini sağlama almak zorundadır
Üstelik ABD yönetiminin önünde duran kabarık dış politika dosyalarından Afganistan, Irak, İran, Ortadoğu, Kafkasya, enerji güvenliği, terörle mücadele gibi doğrudan ABD’nin çıkarlarını ilgilendiren konular Türkiye ile işbirliğini gerekli kılmaktadır. Çünkü bu konularda Türkiye doğrudan söz ve rol sahibidir veya rol üstlenme kabiliyeti vardır.
Bunun için de, özellikle Türkiye’deki imajını değiştirmek zorundadır. Ancak sadık muhafızları Kürtlerle ters düşmeden ve de Ermeni lobisini gücendirmeden! Mümkünse, Türkiye ile Kürtleri uzlaştırarak ve Türkiye’yi Ermenistan’a yakınlaştırarak! Bu operasyonlar başlamıştır ve yakında Erbil’de toplanacak Kürt Konferansı’nda şekillenecektir. Tabii ufukta bir Kıbrıs sorunu var; Obama bu konuda da bir şeyler yapmak zorunda!
KÜRT-KÜRDİSTAN SORUNU
Kürtlerin “Büyük Kürdistan” emelleri varken ve gerçekleşirken, bu uzlaşmanın nasıl ve ne pahasına mümkün olacağı, cevabı hemen hazır bir sorudur; Türkiye’nin bütünlüğü pahasına!
Kısacası ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Obama’nın ziyaretine, kadınlığının zarafetiyle -yarattığı sempatiyle- Yunanlıları gücendirmek pahasına, müsait zemin hazırladık.
OBAMA-SONUÇLAR
Mesele; bu oyunlar karşısında AKP iktidarının, ne tavır alacağıdır. Mesela, ABD’nin olası “yol ve üs” talepleri karşısında yeni bir “tezkereyi” göze alabilecek mi? Kürtlerle uzlaşma konusunda tavizler verecek mi? Bütün bu sorular, bir yerde AKP’nin ciddi oy kaybettiği seçim sonuçlarıyla kesişiyor.
Güneydoğu’da, Kürtçü-PKK’cı DTP’ye ciddi oy kaybı -terazinin diğer kefesinde- Anadolu’nun diğer bölgelerinde, son zamanlarda, Kürtlere verilen tavizlere karşı artan milliyetçi oylar var. AKP’nin, bu konudaki tutumu, ülke yararına bir parti mi, yoksa eyyamcı, AB ve ABD’ye bağlı bir parti mi olduğunu belirleyecek.
ÇİÇEK'İN TESBİTİ
Bu konuda, AKP hükümetinin, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in, doğru bir tespitine “mim” koymak lazım. Çiçek haklı olarak “DTP’nin Iğdır’da kazanması üzerine “Buna dikkatle bakmalı” diyor. Malum Taraf gazetesine göre bu “Kürt seçmene zehirli çiçek”, ama 19. yüzyıl sonlarından bugüne, Ralph Peters haritalarına kadar, ortalıkta dolaştırılan Ortadoğu haritalarına bakılınca “Kürdistan-Ermenistan komşuluğunun” anlamı ve tehlikesi daha iyi anlaşılır!
VADİKARA
Çocukluğumuzda bir tekerleme, elin iki parmağını hareket ettirerek oynanan bir oyun vardı: “Vadikara geliyor, tasasından ölüyor... Tasalanma a böcek, yavruların gelecek” nedense aklıma geldi, tasalanmamak mümkün mü? ***
Türkiye hakkında incelemeler yapmak üzere, ABD senatosunda oluşturulan komisyonun başkanı olarak Türkiye'ye gelen General Harbord, 20 Eylül 1919 tarihinde Sivas'ta Mustafa Kemal ile görüştü. Bu görüşmede Mustafa Kemal Harbord'a, 'ulusal örgütlenmeyi ve ortaya çıkış nedenini, yabancı devletlerin propoganda çalışmalarını açıkladı. General Harbord'un "her şeye rağmen, ulusal mücadelede başarıya ulaşılmazsa ne yapılacağına" lişkin sorusuna, "bir ulus, varlığını ve bağımsızlığını korumak için, düşünülebilen girişim ve özveriyi yaptıktan sonra başarılı olur; ya başaramazsa demek, bu ulusu ölü saymak demektir. Ulus yaşadıkça ve özverili girişimlerini sürdürdükçe başarısızlık söz konusu olamaz" cevabını verdi. Soru ve tartışma konusu: Obama, Türkiye'ye niçin geliyor ? !.