Son günlerde birkaç olay bazılarında polis karşıtlığını depreştirdi. Ben bu olaylarda polisin haklı ve doğru mu olduğunu tartışmayacağım. Olayları içinde bulunan ortam ve koşullardan soyutlayıp masa başından ve köşelerden ahkâm kesmek kolay! Bu hususta da “ateş düştüğü yeri yakıyor” …
Bir köşe yarı tepeden “Polislerin, Polis Okullarında 12 Eylül ‘den sonra eslerlerin getirdikleri askeri müfredata göre yatıştırıldıklarını ve buna göre de polislerin herkese düşman nazarıyla baktıklarını iddia ediyor- ve başka bir zihniyetin gelişmesi için de “yeni tarz” eğitimin şart olduğunu söylüyor. Eğitim ve yeni şartlara göre eğitim şart ve bildiğim kadar bu da geliştirilmekte. Ama bunları yazanlar polislerimizin çalışma şartlarını biliyor onların ruhi durumlarını ailevi şartlarını düşünüyorlar mı?
Bır defa bu köşe yazarının verdiği misaller abartmalı. Ç Hazret polis ekibinin bir hücre evini basınca megafonla “teslim ol “çağrısına rağmen üzerine ateş edilince veya başka bır olayda, yerleştirilen saatli bombanın yerini söyletmek gerektiğinde polislerin ne yapacaklarını önerebilir mi? Böyle örnekler çok. Ancak ilgili polislerin, yıllar boyu, yargılandıkları da gerçek!
Polis, Devletin ve milletim ilk güvenlik savunma attı… Vatandaşla, sanıklarla ve suçlularla bire bir, zamanına göre göğüs göğüse ve silah ve bıçak bomba karışsında görevini yapmak zorumda. Kısacası e “polislik” tehlikeli hem de güç meslek. Günümüzde bütün dünyada ve Türkiye’de polisler, çok daha büyük ve karmaşık tehlikelerle karşı karşıyalar. Teröristten kapkaççıya kadar, suçlular –suçluluk artar ve teröristler. Hırsızlar kaçakçılar daha cüretkâr, hatta “teknik” olurken ve görev alanları büyürken polislerimizin yetkileri, AB uyum yasalarıyla kısıldı, polisler suçlular karşısında aciz duruma düştüler. Mesela bir yakınımı güpegündüz tehdit eden tinercileri yakalatamadım. Veya yakalansalar da “mevzuat” müsait olmadığı içim geri geldiler ve büsbütün bela oldular.
Polisler tabii “melek” değildirler. İşleri icabı “düşmanları “ olmasa bile muhatapları olan canilerle karşıya temas halinde, daha başka bır yaklaşırın ve tavır içinde olmaları doğal! .Bütün dünyada da öyle! .
Ama polislerimiz “şeytan “ da değildirler. Her meslekte olduğu gibi, çoğunluk olan ”iyi polislere" karşı ”kötü polisler” de oluyor! Ama medyada temayül, en ufak bır ters olayda hemen polisleri suçlamak!
Bir saldırı, tehdit ve hırsızlık vakasında, a vatandaş "İmdat Polis!" der, ama sonra hemen Polisleri kötülemeye aşağılamaya başlar Polis günah keçisidir! Birkaç polisin yolsuzluğu veya yanlış işlere karışmaları, manşetlere çıkarılırken başarıları “görülmez”
Polisler anormal ve güç şartlarda görev yaptıkları için aile hayatları kaçınılmaz olarak düzensizdir, Bunun üzerime bır de toplum ve medya tarafından horlanınca, polislerde ruhi bunalımlar ve de intiharlar artmakta!
Polisler arsında “kötü elmalar çıkıyor. TSK kendi kuralları ve sağlam gelenekleri sayesinde, kendi içimizdeki "kötü elmaları", hemen ayıklıyor, ama Emniyet Teşkilatında, maalesef, bu gelenekler bu yöntemler yok. Ama aksine, politikacıların müdahaleleri var!
Polis konusunda güncel, tehlikeli bır durum da var; Burnuma kötü kokular geliyor: Emniyet Teşkilatında “önleme – ayıklama” mekanizması olmadığı için, bazı “cemaatlerin”, kilit yerlere, hazırladıkları, eğittikleri “adamlarını” ,bazı kilit mevkilere yerleştirdikleri ihtimali! Zamanı gelince kullanılan üzere’!’ Bu galiba, Mülkiyede de, Adliyede de oluyor. Son zamanlarda Yaşar Büyükanıt Paşa’ya karşı düzenlenen komploda, bazı polislerin olması, bunun bir işareti!
Türk Polisinin, doğru yönlerini, Çektiği meşakkati ve sorunlarını ve sorunlarını anlamak için elime geçen bir kitapçığı okuyucularıma ve ilgililere tavsiye ederim: İlhan Ataman adlı görevli bir polisin anıları. Sade ve akıcı ı dille yazılmış yer yer komik, yer yer, acı olayları naklediliyor. – ERİŞİM Yayınevinden istemek için : .Telefon 9212 511297 den, faksla 0212 5114231.
Yayın Tarihi :
11 Eylül 2006 Pazartesi 14:27:35