Gözlerim, bir ameliyattan dolayı, birkaç gün, Orhan Veli’nin deyişiyle, “kapalı kalınca” ülkeyi dinledim ve düşündüm! Mustafa Kemal’in Büyük Nutuk’un başlangıcında tarif ettiği, 1919 dahi “ahval ve şerait ” ve O “Nutuk”un sonunda “Gençliğe hitabesini” gene düşündüm! Şimdi gözlerim açılınca, bunları hatırlamaktan ve “hatırlatmaktan” kendimi alamıyorum!
Büyük adam, engin vizyonuyla bugünleri görmüş ve bu “ahval ve şerait dâhilinde” dahi yeni kuşakların –gençlerin kurduğu Cumhuriyete sahip çıkmasını istemiş! Gençliğimizde bu satırları okurken, içimizden “Camım bunlar artık olamaz” derdik! Ama işte, 81 yıl sonra 2008’de, aynı “ahval ve şerait” Atatürk'ün “emanetine” sahip çıkılmasını gerektiriyor!.. Bugün de, sadece İstanbul ve Ankara değil bütün ülke, yabancılar tarafından,“fiilen” olmasa bile, işgal edilmiş, amaçları onlarla aynı olan “gaflet, ihanet ve dalalet sahipleri” iş başında. Medyada Ali Kemaller revaçta! Cumhuriyetin işgal edilememiş, “kaleleri”, Ordu ve Yargı kaldı, ama bunlar da sinsice aşındırılmakta!
Ve bütün bu ahvalde, seçimler –oy hesapları, esir alınmış! Bu uğurda ilkelerden taviz vermenin, yabamcılara ve yardakçılarına nasıl fırsat verdiği idrak edilemiyor!
Türkiye, yakın tarihinde “Mütareke dönemi” hariç, hiç bir zaman böyle yönetilmemiş ve bu kadar bölünmemişti! Her alanda, nifak tohumları serpiliyor, kardeş kardeşe bile düşman ediliyor… Ordunun içine bile nifak sokuluyor! Hasımlarımız bu durumda sevinç içindeler!
Türklüğün kuruluş efsanesi “Ergenekon” kâbusa dönüştürülmüş. Bu davanın millete, ülkeye ne kadar zarar verdiğinin farkında mıyız? Farkında mıyız ki “Ilımlı İslamcılarla”, liboşlar birlikte, AB desteğiyle, Atatürk Cumhuriyetini yıkıp yerine ne idüğü belirsiz “İkinci Cumhuriyeti” kurmayı tasarlamaktan öte temellerini yıkmaktalar! Ve gene farkında mıyız; yabancılar, ezeli “Türk tehlikesinden” kurtulmak için, Ordumuzu iç ve dış tehditlere karşı savunma gücümüzü etkisiz hale getirmek isterler? Amaçlar bir!
EVHAM DEĞİL
Bu bizim paranoyamız değil; 19.Yüzyıldan beri, ortalıklarda, dolaştırılan harita ve sözlerle sabit! Yabancılar Türkten hep korktular, şimdi de Avrupa’da yayılmalarından korkuyorlar! “Çıpa Üyesi” oldugumu NATO’nun eski Başkomutanı General Haig “soğuk savaş” döneminde, bir konferansta Sovyet Rusya’dan kurtulmak için Orta Asya Türklerinin neden kullanılmadığını soran bir subaya; ”Doğru, ama sonra onlardan bizi kim kurtaracak!” demiş! İşte asıl mesele de budur!
Ama biz, kendi gücümüzü bilmez, kendi ayak seslerimizden korkar olduk!
AB’nin, ABD’nin, bölücüleri tahrik etmeleri, maddi, manevi, destek vermeleri “insan hakları” diye, içişlerimize burunlarını sokmaları bilinirken, Ergenekon davasının hukuk ihlallerine, sanıkların aylarca çektiklerine bigâne kalmaları, başka nasıl izah edilebilir? Lagendjık cenapları itiraf etti: Ergenekon davasını çok evvelden biliyorlarmış. Nasıl? Onlardan icazet mi alındı yoksa “istihbarat paylaşım”ı mı oldu? İstihbarat paylaşımı derken, bu “paylaşımla” Türk Hava Kuvvetleri, Kuzey Irak’ta, başarılı operasyonlar yapıyorlar, ama acaba neden Kara Harekâtı durduruldu? Çinli strateji uzmanı “Harp Sanatı” yazarı Sun Tzu (MÖ i 5.yüzyıl) demiş ki:“düşmana boşuna kuvvet harcatmak iyi bir taktiktir”. Atılan bombalar – PKK’yı durdurmaya değiyor mu?
Aynı Çinli Sun Tzu, en büyük düşmanları Türkler için, “Onlar içlerinden bölünürler, onları yenmek için içlerine nifak sokmalı” demiş! Taktikler, strateji, aynı! Ve şimdikilerin mihrakı; “Ergenekon davası”. Ve bu davanın da baş tanığı, haham bozuntusu, kime hizmet etiği bilinmeyen (veya bilinen), deli mi yoksa fazla akıllı olduğu bilinmeyen (veya bilinen) Tuncay Güney!
Ergenekon konusundaki bir endişemi ifade edeyim; “Nifak”tan söz ettim, şimdi görüyorum ki sanıklar ve avukatları arasına da Nifak sokulmakta. Onları naçizane, uyarıyorum: aman bu “oyuna” gelmeyin.
Evet, “gözlerim kapalı”, bunları dinledim düşündüm. Şu son on yılda, AKP iktidarı döneminde, Atatürk’ün arkadaşlarının, on yılda başardıkları, bozuk para gibi harcanmakta ve daha önceki hükümetlerden başlayarak, savunma gücümüz, milli değerlerimiz, AB uğruna, “uyum uyum” zayıflatıldı!
Mustafa Kemal’in NUTUK’unu okudularsa da, özümsedikleri şüpheli olanlar işbaşında!
Bunlar böyle olunca gerisi “teferruat” –ama şeytanlar da bu ayrıntılarda!
Arkası yarın!***