Hasan Cemal, gene “celallenmiş”. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’e ateş püskürüyor; 1924‘de, Türkler ve Rumlar arasındaki “Nüfus Mübadelesinin” , Türkiye Ulus devletinin önde gelen öğesi olduğunu söylediği için!.. Gönül‘ün konuşmasını dilerken kulaklarına inanamamış; Bakan “1915'teki ‘Tehcir'i’ savunuyor, ‘Mübadeleyi’ övüyordu” diyor ve ekliyor: Diyor ki ; “Medeni bir ülkede böyle bir bakan istifa ederdi!”
Bir defa gına geldi, bu “başka ülkeler de şöyle olurdu, böyle olmazdı” kıyaslamasından, edebiyatından! Burası Türkiye; bütün tarihimiz, acılarımız, geçmişteki haşmetimiz ve milli değer yargılarımızla, hakikaten “biz bize benzeriz!” İyi ki öyle; başkalarının mukallidi değiliz. Kendimizden utanmak gibi bir kompleksimiz de olmamalı! Başka ülkelerde de olanların burada olmaması, bizim ülkemizde olanların öteki ülkelerde olamayacağı kadar tabii ve gerçekçi. Ben bu tarz “edebiyatı” başka hiçbir ülkede, hiç bir kişiden duymadım, yazarından okumadım! Hasan Cemal, aynı kafayla oralarda da, barınamadı, o sözünü ettiği ülkelerde “böyle” olamazdı!
Hasan “Bu topraklarda insanların bir zamanlar yaşadıkları büyük felaketleri, aradan yüzyıl geçtikten sonra bile daha hâlâ yerli yerine oturtamayan, hâlâ bir ölçüde olsun hissedip bu büyük acıları paylaşamayan bu zihniyet bir kez daha içimi acıttı.” Diyor… Sormak gerek; yaşanan o felaketlerin müsebbipleri kimlerdi?
KOMPLEKSLER
Hasan Cemal gibilerin aşağılık kompleksinin, başka bir tezahürü var; Osmanlının son zamanlarındaki, her milli olayda “Düveli Muazzama (Büyük Devletler) ne der” hastalığı nüksetti, şimdi her olayda “Amerika ne der… AB ne yapar” endişeleri içinde sürünüyoruz! Ve hep, onlar haklı, biz haksızız!
Sayın Gönül’ün söylediklerine katıldığımı yazmıştım! Evet; “Tehcir” olmasaydı, nüfus “mübadelesi” yapılmasaydı bugün nerede olurduk ve yabancı himayesindeki Rum ve Ermeni azınlıklardan, Patrikhaneden, bölücü Kürtlerden çektiklerimize üstelik neler çekmezdik! “Mozaik” dedikleri, içerden ve dışarıdan en ufak sarsıntıda parçalanırdı. 1896’da, Amerikan Kongresine sunulan- sonra 1919’da, Sevr’de ortaya konan, son yıllarda da, “Büyük Orta Doğu Projesi” kapsamında Amerikan Albayı Ralph Peters’ın haritasındaki amaç, hep aynı: hudutlar “etnik” çizgilerle yeniden çizilecek ve Güney Anadolu Ermenilerle, Kürtler arasında paylaşılacak ve Türkler Anadolu'nun batısında, bir köşeye, uydu devlet olarak sıkıştırılacak! Bu, 19.Yüzyıldan beri oynanan “Büyük Oyunun” son perdesi! Düşmanlar, etrafımızı saranlar, ne istediklerini biliyorlar – biz bilmiyoruz ve kendi gücümüzü de bilmiyor -kendi ayak seslerimizden korkuyoruz! Gafillerimiz “Büyük tabloyu” görmüyor, ayrıntılardan hayır bekliyorlar ama asıl şeytanlar, o ayrıntılarda… Hasan Cemal gibiler de şeytanın yardakçıları!
Diğer taraftan, Allahın her günü, şehitler verirken, aynı nakarat; kanları yerde kalmayacak. PKK çözülmek üzere vb. Ve hala Talabani’den, Barzani’den, hayır umuyoruz! Dağlıca Baskınından sonra PKK’lıları tebrik eden Sincabi, PKK'yı, güya, bitirecek heyetin üyesi! Güler misiniz ağlar mısınız? Ve 14 Kasım’da Avrupa Parlamentosunda yapılan Dersim sözde “Soykırımını anma” toplantısında Türk devletine “işgalci”, Başbakanına “İşgal Kuvvetleri Komutanı” diyen DTP’liler TBMM’de; Türkiye’yi 25 veya 26 eyalete bölmek istiyorlar! Bu başka ülkede olsaydı onları Parlamentodan yaka paça atarlardı! “.Olsaydı” diyorum; bunlar oralarda olamazdı, çünkü bizdeki şartlar, oralarda yok!
Ve oralarda, Hasan Cemaller yok! ***
Altemur Hocam, Rabbim sizlere uzun ömürler versin. Sizler yakın tarihimizin nadir tanıklarındansınız. ısmarlama olmayan tarihi bizzat biliyorsunuz. ve de oldukça cesursunuz. İyi ki varsınız be hocam. Sizi çok seviyorum.