Dünkü köşemde şunları yazmıştım ; “ 1955’te, İstanbul’da yaşanan 5-6 Eylül rezaleti-faciası ...Bu olay, gerçekten de tarihimizin büyük ayıbı idi…
"Ancak ,bu yıl 50.Yıldönümümde medyamızda bu olayı-dosta düşmana , hatırlatmak hususunda aşırı bir gayret vardı . Bu,eğer son APO’ cu PKK'cı küstahlıklar karşısında topluma provokasyonlara gelmemek için uyarı olarak yapılmışsa , doğru. Ancak, bu olayın ayrıntıları, doğru, yanlış, ortaya dökülünce , yabancıların, Ermeni ve Rum aşırıların, bunları “kayıtlara geçirip” aleyhimizde koz olarak kullanmaları da mümkün!”
Evet, elli yıl önceki o acı olayları unutalım demiyordum; bunlardan, hele şu sıralarda ders alalım diyordum. Ne var k ki – bu yıl bu olayların hatırlanması ve hatırlatılması ölçüleri , yeni provokasyonlara gelmemek derslerini çok aştı, adata toplumsal bır suçluluk ve mazoşizm kompleksi gösterisine dönüştü. Aslında o olaylardan – hemen ertesi gün ders alınmış, hatta TC Hükümeti, biraz aşırı da kaçarak bır bakanını özür dilemek için Yunan Bayragı çekmeye göndermişti.. Ve 27 Mayıstan sonra Yassıada’da kurulan ,sözde “Yüksek” ve sözde “Adalet” Divanında- Başbakan rahmetli Menderes, Bakanlar, Yüksek idare amirleri ve Polisler hakkında özel bir dava açılmıştı. Unutulmaz Baş savcı Altay Egesel, bizzat Menderes’in bu olayları tertip ve tahrik ettiğini iddia etmiş ve düzmece tanıklar çağırmıştı. . Ama bu arada tanık olarak dinlemen Rum Patriği Athenogoras - bütün zorlamalara rağmen olayları Menderes’in ve Hükümetin tertıp ve tahrik ettiği iddialarını yalanlamıştı! . .
O dönemde, Hükümette ve devlette bazılarının, Londra Kıbrıs konferansı esnasında Türk halkının Kıbrıs konusundaki duyarlılığını göstermek maksadıyla ( ki gerçekten büyük duyarlılık vardı) , bır hareket yapılmasını istemiş ,ancak bazı provokatörlerin de tahrikleriyle , bu hareketin dozu çok kaçmıştı.
Bu acı olaylardan ders alalım, ama bu derece mazoşizme ve “Türk” Tarih Vakfının olayın fotoğraflarını bu sırada sergilemesinin ne anlamı, ne faydası var, yabacılara, “barbarlığımızın” belgelerini sunmaktan -hasımlarımıza “ Ermeni soykırımını da yapan bunlardı” dedirtmekten başka! Entel fantezi mı? Tarihe hizmet mi? Hasımlarımıza koz verip hizmet mi?
Fotoğraflar rahmetli Amiral Fahri Çoker’in Vakfa Bağışladıgı belgelermiş…Yavuz zırhlısında görülen Nazım Hikmet davasının da savcısı olan rahmetli Amiral acaba bu sergiyi tasvip eder mi idi; bu maksatla mı ,Vakfa bırakmıştı? Yakını olan dostum Yılmaz Çetiner’e sormalı!
TEPKİ
Bu sergiye bazı vatansever –milliyetçi gençler haklı olarak- bazılarının hareketleri biraz aşırı kaçsa da - aynı tepkiyi göstermişler. Bır gazete bunu, “ 5- 6 Eylül ruhunun hortlaması” olarak tanımlamış. Hayır; bu , milli bır yaranın zamansız olarak adeta kanatılıncaya kadar kaşınmasına karşı bir onur tepkisi idi. . Eskiden Gençlerimiz, Bulgaristan’da Razgrat Türk mezarlığının talanına, Vagon Li Şirketi memurunun Türkçe’yi aşağılamasına , yabancı , telefon -elektrik tekellerine karşı da göstermişlerdi . Allah bu gibi onurlu reflekslerin yok olmasını göstermesin!
Bizim “aydın” entel köşe yazarlarımız, ögretim üyelerimiz- profesörlerimiz, her olayın içinde arkasında- mesela Kürt “sorununda” , milliyetçi tepkilerde , psiko-sosyal sebepleri irdeleyip - noktasız- virgülsüz anlaşılması kasten güç, kelime sala lataları haline getirmeye meraklıdırlar. Bir de kendilerinin , her fırsatta- Türklüğü Türkleri karalamak güdülerinin, psikolojik sebeplerini “irdeleseler”