21
Mart
2026
Cumartesi
ANASAYFA

Yeni “Cambaza Bak” Oyunu

Çocukları oyalamak için, “cambaza” götürürler – kapkaççılar da işlerine rahatça devam etmek için ,”avlarına”, “cambaza bak” derler!
Şimdi PKK’ya “ sıcak takıp” konusunda, Hükümet, milletten gelen baskı üzerine, ABD ye bastırınca, Washington, önce, “makul ve mantıklı olmaz vb” diye direndi, savsaklamaya, topu “taca” muhayyel sözde “Irak-ABD-Türk hareketine” atmaya çalıştı. Ama bunlar “yutulmayınca”, Washington’dan Bush’un “gereğini yaparız” mesajları geliyor. "Condi" hanım Nisan’da Türkiye’ye geldiğinde de aynı mesajı vermişti.

Şimdi başka yeni bir “cambaz oyunu” tezgâhlanıyor; TSK, Lübnan’a gönderilecek, Barış Gücünün başını çeksin. Komutanlığını alsın! Maksat, bır bakıma bize paye vermek, PKK’yı unutturmak, TSK‘ni “meşgul etmek ve “ateşteki kestaneleri” ona çektirmek! Ama ,”teşbihte hata olmaz” ;. İnşallah gözümüz açılmıştır! , 

NAHOŞ –MEYHOŞ KOKULAR, 
Yaşlı, fakat. Deneyimli burnuma nahoş, meyhoş kokular geliyor… Önceki gün de yazdım: birileri, 30 Ağustos öncesinde, ortalığı kaçıştırmak, . Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığını önlemek için, hala, bazı tertipler peşindeler! 

TSK, şimdiye kadar, bütün gayretlere rağmen, içine sızmadıkları bir kurum. Kendi özgün kuralları ve gelenekleri sayesinde bağımsızlığını ve saygınlığını korudu. İçinden, nadiren çıkabilen ,” çürük elmaları”, kendi kural ve yöntemleriyle ayıkladı… İmam- Hatip mezunlarının askeri okullara girmeleri ve YAŞ kararlarını sivil denetime tabi tutulması teşebbüsleri defedildi. Politikacıların silahlı kuvvetlerdeki terfi ve tayinlere müdahale etmeleri, baskı yapmaları mümkün değil. Etraf, maalesef, bu kadar yozlaşmışken TSK’nin, bu yozlaşmadan bu derecede masun kalması, aslında küçük bir mucize! Ve bu sayededir ki, bir kısım medyanın, ya dalgalanma için, ya da maksatlı olarak, askerlerle ilgili en ufak yolsuzluk, vb olayının ve haberinin üzerine atlamalarına rağmen. TSK halkımız indinde yıpranmadı- saygınlığını koruyor- Cumhuriyeti, iç ve dış düşmanlara karşı korumak-kollamak görevini yapıyor. TSK, özellikle, laik ve üniter devletin korunmasında, son sigorta ve son savunma hattı. Bir paradoks: asker ve ordu düşmanları da, bugün milliyetçilik ve Ordu aleyhinde pervasızca konuşup yazabiliyorlarsa, bu da TSK’nin hoşgörüsü ve bekçisi olduğu demokrasi sayesindedir! ’ Avrupa Birliği, Avrupalılar ve içerde emellerini onlarla tevhit edenler, TSK’nin bugünkü gücünü ve konumunu “bugüne kadar” bozamadılar. Ama hala çalışıyorlar! !
Benim burnuma gelen bır nahoş koku da şu: Orduya doğrudan vuramayanlar, şimdi Komutanların arasına- Ordu ıle Emniyet arasında ve de hatta Kara Kuvvetleri ıle Jandarma arasına nifak sokmaya çok çalışıyorlar. Ve de, ortada, güya sınırları korumak için, AB tarafından önerilen ve desteklenen Özel bır para-militer kuvvet – bir ”Alternatif Ordu” “projesi rafta imiş! Ve de başka bir meyhoş koku, şüphe; bir cemaatin, sivil bazı kurumlara olduğu gibi, TSK içine de şartlandırılmış –hazırlanmış bazı elemanları sızdırmış veya “elde etmiş” olması! Bu kuşkuyu paranoya diye yabana atmayın! Eşkıyada oyun çok! 

ALTAN’IN “ ENDİŞESI”
Liboş yazarlar, hararetli Kürt yanlıları dahi, PKK azgınlığı karşısında PKK’nın haddinin bildirilmesi, en azından, “yola getirilmesi” gerektiğimi yazıyorlar. 

Medyadaki liboş bir sacayağının küçük bacağı Mehmet Altan, AB Brüksel sevdalısı olduğu kadar – ve bunun için de “Kürt hakları”nın ateşli savunucusu, TSK karşıtıdır! Şimdi şehitler arkasından, timsah gözyaşları döküyor, sonra da a -sıkı durun- bu kadar fazla kayıp verilmesinin sebebinin, TSK’nin, ,komutanların, kurmayların aczinden- İstihbarat, planlama taktik hatalarından ve erlerin tecrübesizliğinden, kaynaklandığını iddia ediyor. Ve Sınırlardan bu kadar kolaylıkla geçilmesinin suçunu da gene askerlere yüklüyor. “Güvenliğimizi sağlayanların, güvenliği yokmuş”…Bu da, herhalde büyük askeri uzman Mehmet Altan’ın yanı bır kavram… 

.Terörle bunca yıldır mücadele eden. Asimetrik savaş- düşük yoğunluklu savaş konusunda, diğer ordulara ders veren, TSK, , şimdi neden bu kadar fazla kayıp verildiği için, ihmallerinden dolayı, sorgulanmalıymış! R. Bu zat, daha önce de, kent bombalamalarında kullanılan C–4 patlayıcılarının.” PKK işi değil, asker işi olduğunu” ima etmişti. İnsanın, hem suçlu hem de iddialı adaman sorası geliyor; ” Hırsızın, hudutların suçu yok da, ev sahibinin suçu mu var” diye! Onu Allaha ve sonra da bu işin kitabını yazmış olan Mehmet Ali Kışlalı kardeşime havale ediyorum.
Yayın Tarihi : 25 Temmuz 2006 Salı 01:01:01


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?