“Bize Birşey Olmaz”
“Bize Birşey Olmaz”`dan bir hafta bile geçmeden “Temkinli Olmalıyız” söylemlerine geçtiğimiz de, aklımıza acı bir tecrübe geldi;
Avrupa’daki çoğu finans kuruluşlarının üst düzey yöneticileri; “ABD deki krizin bize etkisi olmaz!” diye düşünmüşlerdi. Bizde de böyle düşünen yada söyleyenlere iletilir.
“BİZE BİRŞEY OLMAZ” DİYENLERE DUYURULUR!!
Bundan 10 gün önce “Bize Birsey Olmaz” diyen Sn. Başbakan ve üst düzey Devlet yetkilileri piyasalara güven aşılamaya çalışan tavırlarından, daha bir hafta geçmeden, artık temkinli olunması gerektiğini söylemeye başladılar.
Ankara küresel krizin hala bizi etkileyeceğini kabul etmiyor gibi görünse de, finansal sistem içindeki oyuncuları yavaş yavaş uyarmaya ve önlemleri arttırmaya başladı bile.
Geçen hafta bankalara `kredileri çağırmayın` diye uyarı yapan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, bu çağrısını yüz yüze söylemek için TBB Başkanı ve sektörün önde gelen yöneticilerini bir araya toplayarak tavrını net olarak ortaya koydu.
Aslında bu tavrı ile hükümetin; olası bir kriz ortamında hem finans sektörünün en önemli ayağı olan bankaların panik havasına girmemesi hem de Reel sektörün lokomotifi olan ithalat ve ihracatçılara kurları kontrol ediyoruz sinyali vermek istediğini düşünüyorum.
Hükümet burada hakli olarak, Reel sektörün üzerinde oluşacak Kur riskini en aza indirgemeye çalışmaktadır.
Burada asil sorulması gereken soru şudur?
Uluslar arası finans sistemini alt üst eden bu kriz, bizim ülkemizdeki finans sisteminde aynı etkiyi göstermese de; Reel sektörümüzü nasıl etkileyecektir?
Fırtınanın etkilerini yeni yeni ensesinde hissetmeye başlayan Reel sektör, kendisine normal görünen fakat çok da normal olmayan finansal ortamdan çıkaracak yollar veya yöntemler bulabilecek midir?
120 milyar dolarlık İhracatımızın % 50 sini AB ülkelerine yapmaktayız, bu bize gösteriyor ki; önümüzdeki dönem talep daralması yaşayacak olan Avrupa Ülkelerinden en az etkilenmek için, İhracatçılarımız neler yapmalıdır?
Cevap çok açık: AB ülkeleri dışına açılarak, yeni pazarlar yani alternatif gelişmekte olan diğer bölgelere yönelmesi gerekmektedir. Yoksa durgun bir seyir izleme olasılıkları yüksektir.
Bu nedenle, uluslar arası pazarları çok iyi araştırıp kendilerine en doğru hedefleri koyarak, pazar paylarının daralmasının aksine, krizi bir fırsata dönüştürecek, silkelenmelerini sağlayacak yeni hedefler ve daha yüksek hedefler belirlemelidirler.
Ocak-Ağustos 2008 aralığında toplam 145.5$ milyar olan ithalatımız, Global krizin etkisiyle ithalatçılar için olumsuz yönde etkilenecektir. Özellikle döviz kurlarındaki artışlar ile yüksek kar marjları yerini artık, girdi maliyetleri arttığından dolayı zam yapamayan ithalatçımızın kurların düşmesini beklemeye bırakmıştır ki ithalatçımızın başka çaresi kalmamıştır.
Tabi ki bu, orta ve uzun vadede ithalatçının fiyat düzeltmesi yapamayacağı için ayni ürünü satamamaya başlamasıyla sonunu getirecektir.
Kısaca eskiden 1$ a maliyeti olan bir ürünü yurt içindeki piyasaya 2YTL’ ye satarken; son gelişmelerden sonra, ortalama %20-25 daha fazla maliyet ile aynı fiyattan talebi karşılamak zorundadır, bu da imkânsızdır.
Peki, reel sektör temsilcileri bu şartlarda önümüzdeki dönem nasıl bir strateji izlemelidir?
Firmalar önümüzdeki yılın hedeflerini belirlerken, hükümetin 2009 tahminlerini temel alır. Burada dikkat edilmesi gereken husus herkesin bildiği gibi: Enflasyon, Büyüme, Cari Açık ve Döviz kurları tahminleridir.
Hepimizin beklediği 2009 Hükümet tahminleri, geçen hafta kamuoyuna açıklandı ve bu hedeflerin içinde IMF`in 2009 Türkiye hedefleri ile tutan bir tek kalem ise Enflasyon`du, Diğer kalemler de ise hükümetin tahminlerinin çok iyimser olduğu gözlendi.
Bu nedenle, kriz ortamında gerçeklerle tek başına yüzleşmek ve bütün zorlukları tek başına aşmaya çalışan Reel sektör, kendisine alternatifli senaryolar üretip, hükümetin yaptığı tahminleri en olumlu senaryo olarak algılayıp, bu tahminlerden kademe kademe kötüleşerek birden fazla senaryo oluşturması ve kendilerini bu senaryolara göre yeni yıla hazırlaması gereklidir.
Ekonomik beklentiler`de: kötü göre hareket edip, iyiyi umut etmekten başka çaremiz yoktur.
Sizin gibi genç nesilden arkadaşların bu kadar dogru ve bilinçli bakış açısına sahip olmalarını takdir ediyorum..Başarılar Serkan bey
Doğru söylüyorsunuz Serkan Bey Ankara avutuyor biz avunuyoruz.
Bizler "kötüye göre hareket edip,iyiyi umut etmege" o kadar alıştıkkı önümüzde bize çare olacak bircok yol olsada görecek gözümüz,duyacak kulagımız kalmadı artık..