Türkiye ekonomisi global krizin etkisiyle resesyon’a girince, lokomotif sektörler dediğimiz tekstil, inşaat ve gayrimenkulde fiyat düşüşlerine neden olurken; sanayi sektöründe de kapasite kullanımı neredeyse % 50’lere kadar geriledi ve bunların sonucu olarak işsizlik Cumhuriyet tarihimizde hiç görülmemiş bir noktaya geldi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, Ekim 2008 itibari ile ülkemizde çalışmak isteyen ama iş bulamayan 2,7 milyon işsiz bulunmaktadır.
Peki, yukarıda çizmiş olduğum olumsuz tablodan çıkış yollarını nasıl bulacağız?
Cevap: Küçük ve orta ölçekli şirketlerimize ‘finansman kaynağı ya-ra-ta-rak’.
Sayıları yüz binlerin üzerinde olan şirketlerimiz finansal sıkıntıları çözümleyemedikleri için bir bir kepenklerini indirmektedirler. Çünkü hem ellerindeki mal ve hizmeti satacak müşteri bulmakta sıkıntı çekmektedirler hem de mali alacaklarını gerçekleştiremedikleri için ödemelerini yapamamaktadırlar.
Aslında şirketlerimize sadece kaynak yaratarak tam çözüme ulaşamayız, bitirici hamlelerin bizleri yönetenler tarafından yapılması gerekmektedir.
Merkez Bankası’nın geçen hafta yaptığı faiz indirimi ile ticari, işletme ve kurumsal krediler de orta vadede olumlu yönde etki yapması beklenmektedir.
Ekonomi idaresi reel sektörün üzerindeki resesyon etkisini azaltmayı ve durgun olan ekonomiyi canlandırmayı istemektedir. Yani, Merkezi Bankası faiz indirimi ile ekonomik durgunluğu bir nebze de olsa hafifletmeye çalışmaktadır.
Şimdi sizlere soruyorum:
Gerek politikacılar ve gerek bürokratlar krizin etkilerini nerdeyse aylar önce görerek şu anda almaya çalıştıkları tedbirleri ‘yumurta kapıya gelmeden alamazlar mıydı?’
Cevap: Piyasadaki yüz binlere sormaya gerek yok, hepimiz cevabı çok iyi biliyoruz.
Peki, şirketlerimiz ne yapmalıdır?
‘Zararın neresinden dönersek kardır’ felsefesi ise yukarıda anlattıklarımızı bir kenara bırakıp, yapması gerekenleri özetlemek istiyorum:
— Zaman kazanmaya çalışarak yani ayakta kalmaya çalışmalıdırlar. Merkez Bankası’nın geçen hafta yaptığı faiz indirimi ile piyasaların biraz daha olumlu havaya girmesi beklenmelidir ama piyasaların toparlanması için daha zamana ihtiyaç olduğu ortadır.
— Piyasayı çok iyi araştırarak, kendi ihtiyaçlarına en uygun finansal desteği yaratmaya çalışmalıdırlar.
—
Bankalar şu anda ticari kredi vermekte çok isteksiz oldukları için; bağlı bulundukları Ticaret Odaları ile irtibat sağlayarak kredi başvurusunda bulunabilirler.
Örneğin, Bursa Ticaret ve Sanayi odası 70 milyon TL’lik kaynağı Halk Bankası aracılığı ile kullandırıyor. Ankara Ticaret ve Sanayi odası 600 milyon TL’yi Halk Bankası ile kullandırıyor ve bunlar gibi diğer Ticaret odaları bu uygulamayı başlattılar.
Şirketler bu ve bunlara benzer kuruluşlarla irtibat halinde olup finansal problemlerini ötelemekten ziyade; kendi yol haritalarına uygun krediler almaya çalışarak yeni bir borç ve ödeme planı oluşturmalıdırlar.