Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen metinde, Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünün korunamamasından duyulan üzüntü dile getirildi ve “AP, internet yasaklarıyla, eleştiride bulunan basına yönelik baskının ve açılan davaların, basın özgürlüğüne hizmet etmediği görüşündedir” denildi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın basına yönelik sert çıkışlarıyla başlayan ve sonrasında boykot çağrısına kadar uzanan süreçte genelde sessiz kalmayı tercih eden ya da muğlak açıklamalar yapan Avrupa Birliği (AB) kurumları, tepkilerini kademeli olarak artırıyor. Bunun son örneğini Avrupa Parlamentosu (AP) adına Hollandalı Parlamenter Ria Oomen-Ruijten tarafından kaleme alınan ve Dışişleri Komisyonu’nda 4’e karşı 65 oyla kabul edilen Türkiye raporu oluşturdu.
Başlangıçta konuya “ifade ve basın özgürlüğü” genelinde yaklaşmayı tercih eden Oomen-Ruijten, parlamenterlerden gelen değişiklik önergelerini de dikkate alarak, “basına yönelik baskı” vurgusuna metinde net ifadelerle yer verdi.
Yasaklar ve baskılar
Raporun Kasım 2008’de ele alınan ilk metninde, ifade ve basın özgürlüğünün tam olarak korunamamasından duyulan üzüntü dile getiriliyor ve internet sitelerine getirilen yasaklar eleştiriliyordu.
Dün AP Dışişleri Komisyonu’nda kabul edilen metinde ise, ifade ve basın özgürlüğünün hâlâ tam olarak korunamamasından duyulan üzüntü dile getirildi ve buna ek olarak, “AP, internet sitelerine sıklıkla getirilen yasaklarla, eleştiride bulunan basına yönelik baskının ve açılan davaların, demokratik ve çoğulcu bir toplumda basın özgürlüğüne hizmet etmediği görüşündedir” denildi.
Deniz Feneri çağrısı
Bu ifadeler, hükümete ya da üyelerine yönelik eleştiride bulunan basın organlarına yönelik bir baskı ortamı bulunduğunun ve konunun Başbakan’la bir medya grubu arasında yaşanan bir sorunun ötesine geçen bir boyuta sahip olduğunun AB tarafından tespit edildiğini göstermesi açısından önem taşıyor.
Taslak rapora, Deniz Feneri Davası’yla ilgili önemli bir ekleme de yapıldı. Belgede, Türk hükümetine ve yargı makamlarına çağrıda bulunularak, Deniz Feneri Davası’nda AB ülkeleri ve yetkilileriyle daha iyi bir işbirliği sergilenmesi istendi.
İyileştirmeler yapıldı
Belgede, Türkiye lehine bazı iyileştirmeler yapıldı. Bu değişikliklerden en dikkat çekenleri şunlar:
- AB üyesi ülkelerin Türk öğrenciler, akademisyenler ve işadamları için vize kısıtlamalarını kolaylaştırılması istendi.
- PKK konusundaki söylem daha da sertleşti ve ilk kez, “terörist PKK” ifadesi kullanıldı.
- “2009 sonunda Türkiye’nin Ek Protokol’den kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde bunun müzakere sürecini daha da olumsuz şekilde etkileyeceği” yönündeki kesin yargı, muğlak hale getirildi.
- Genelde AP’nin kullanmaktan çekindiği “katılım” ifadesi metne sokuldu.
“Ermeni soykırımı” ifadesine bu kez de yer verilmeyen rapor, dengeli yapısıyla dikkat çekiyor.
Rapordaki ana vurgulardan birini ise, AB’yle tam üyelik müzakerelerinin başlamasından bu yana reformların yavaşlama sürecinin devam ettiği tespiti ve hükümetin siyasi reformları devam ettirme konusundaki iradesini kanıtlaması talebi oluşturuyor.
Eksikler de sıralandı
AB Komisyonu’nun 2008’de yayımladığı İlerleme Raporu’yla paralel bir içeriğe sahip olan belgede, öne çıkan diğer mesajlar şöyle:
- Ergenekon konusunda sonuna kadar gidilmesi istenirken, adil bir yargı süreci beklentisi dile getiriliyor.
- Yolsuzlukla mücadele kapsamında, kapsamlı bir strateji belirlenmemesinden üzüntü duyulduğunun altı çiziliyor.
- Alevilerin, eğitim ve ibadet yerleri konusundaki sıkıntılarının sürdüğü belirtiliyor ve hükümetten endişeleri bir an önce gidermesi talep ediliyor.
TRT-6 memnuniyeti
- Sivil anayasa çalışması yapılırken, siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin yanı sıra etnik ve dini azınlıkların da sürece dahil edilmesi isteniyor.
- Kürt sorununa çözüm için siyasi inisiyatif talep edilen belgede, seçilmiş yetkililerin seçmenleriyle Türkçe dışında bir dilde iletişim kurmalarına olanak tanınması isteniyor. TRT-6 yayınlarının başlamasından duyulan memnuniyetin altı çiziliyor.
- DTP’nin ve seçmenlerinin, PKK’yla aralarına mesafe koyması isteniyor.