5
Mart
2026
Perşembe
MEDYA

TASVİR'İ EFKARDAN HABERLER

Osmanlı'nın ve sonraları Türkiye'nin basın hayatının oluşmasında önemli yeri olan "Tasvir-i Efkâr" gazetesinin 1862-1869 dönemi haberlerinden değerli akademisyen Prof. Dr. Necdet Hayta'nın çalışmalarını içeren bir kitap var. 2002 yılında Kültür Bakanlığı tarafından basıldı: "Tarih araştırmalarına kaynak olarak Tasvir-i Efkâr gazetesi." Bu hafta gazetenin "o" döneminden derlenmiş haberlerden küçük bir bölümünü Sayın Hayta'nın izni ile sizlerle paylaşmak istedim. O dönemin sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel durumunu bugünle bir karşılaştıralım istedim.

Tasvir-i Efkâr, Osmanlı Türk aydınlanma hareketinin öncülerinden olan İbrahim Şinasi'nin çıkardığı, Namık Kemal, Recaizâde Mahmut Ekrem gibi günümüzde de önemli yeri olan aydın insanların yazdığı bir gazete. Osmanlı'da "Tercüman-ı Ahval" gazetesinden sonra ciddi zorluklara karşın bir Türk tarafından çıkartılabilen ikinci gazete. Meşrutiyet'in ilanında da önemli rolü var. Halkın yavaş da olsa gözlerini ahiretten dünyaya çevirmesinde önemli bir paya sahip olduğunu söylüyor Prof. Hayta. Gazete, gelecekteki gazeteler ve gazeteciler için çok etkili bir okul. Yayının içeriği günümüz gazetelerine benziyor, örneğin bugünün Dışişleri Bakanlığı'ndaki atamalar, valiler kararnamesi gibi idari haberler ne ise o dönemdeki de aynı, taşra denilen İstanbul dışındaki şehirlerdeki karışıklıklar, asayiş olayları, ekonomik ve sosyal hayattaki gelişmeler, karşılaştırıldığında içerik olarak aynı. Gelin şimdi o dönemdeki bazı haberleri paylaşalım.

Müsteşara 'hava ve su değişimi'
•İlk haber: Nisan 1863 tarihli. Zamanın padişahı Abdülaziz Mısır'a salimen varmış, İskenderiye'den tren ile Kahire'ye doğru yola çıkmış, aynı bugün gibi şenliklerle karşılanmış.
•Haziran 1867'de Fransa imparatorunun daveti ile padişahın Hariciye Nâzırı (Dış İşleri Bakanı) Fuat Paşa ile birlikte cuma günü seyahate çıkacağı ve bu seyahatin Osmanlı sultanları tarafından Avrupa'ya yapılan ilk seyahat olduğu yazılı. Yani bizim politikacıların çok sevdiği yurtdışı seyahatlerin miladı bu oluyor.
•Haziran 1865'te Maarif (Eğitim) Nezareti'nden (bakanlığından) gelen bir yazıda, Müsteşar Derviş Paşa'nın "Hava ve Su Değişimi" için Almanya'ya gönderildiği yazıyor. Yöntem farklı değil ama bugün "su değişimini" unuttuk. Bu bölümün ilgilileri uyarma etkisi olabilir.
•26 Mart 1866'da İstanbul'da Samatya civarında meydana gelen bir yangında tablo vahim: 563 ev, 155 dükkân, bir cami, bir kilise, bir okul ve dört fırın yanıyor ve yangınlar sonrası ahşap bina yapımı yasaklanıyor. Bugünün deprem tehlikesi o dönemin yangın tehlikesi ile sanırım eşdeğer.
•Kapitülasyonların sunduğu avantajlardan yararlanmak için Osmanlı Devleti tebaasında (vatandaşlığında) olanlar yabancı ülke tabiyetine geçiyor. Sayı hızla çoğalınca "Tabiyet-i Osmaniye Kanunu" çıkartılıyor. Bugünün problemleri de benzer değil mi? Kıbrıs'ta olanlar, "yes be annem"ler, güneydoğu talepleri, çifte vatandaşlık istekleri, çocuğunu başka ülkede doğurmalar, problem aynı varlığını sürdürüyor.
•Ocak 1869'da önemli bir haber var: İstanbul'dan Üsküdar'a konulacak olan çekme köprü ile ilgili Şûrâ-i Devlet'te yapılan müzakere ve kararın sonuçlanmak üzere olduğu yazılı. Köprü işi ciddi. Bakalım üçüncüsü kimlerin hayrına olacak?
•İktidardaki akrabadan yararlanmak sanırım hep var. Eylül 1865 tarihli haber şöyle: Rüsumât Meclisi (Gümrüklerden Sorumlu) İkinci Reisi Edvaris Efendi'nin kardeşi Avrupa'dan gelen vapurdan kayık ile yalısına giderken gümrük deniz memurlarının şüphesi üzerine aranmış ve vergisi verilmemiş çok sayıda mücevhere el konulmuş.

140 yıl önce de dertler aynı
•Korsan kaset, korsan CD'lerin karşılığı da var. 1867 Temmuzu'nda İstanbul'da Büyük Çamlıca'da gezdirdiği sandık içinde genel ahlaka, özellikle çocuk ve kadınların iyi terbiyesine (o zamanda da erkeklerin hepsi iyi terbiyeli) aykırı rezil fiillere dair birtakım resimleri gösteren ve satmaya çalışan bir erkek aranıyor.
•Ver parayı askerlikten kurtul: 1868 Mart ayında bir haber; "askere gitmemek için para vermek istemiş, işi garantiye almak için de bir parmağını kesmiş." Karar: Bedel-i nakdi vereceklerden askerlik süreleri olan beş sene için 80 mecid lirası alınmasının kararlaştırılıp, bu şekilde uzuvlarını kesenlerin ceza olarak askerlik sürelerinin 7.5 yıla çıkarıldığından bedel-i nakdinin bu orana göre 120 mecid lirası olarak alınmasına.
•Bir güncel haber de Trabzon'dan; Lazistan'daki Çürüksu kazasında meydana gelen selde ürünü zarar görenlere dağıtmak üzere Valipaşa 900 kilo mısır ve buğday göndermiş, tarih Temmuz 1863. Temmuz 2009'daki sellerin sonuçları ile karşılaştırın yüz kırk yıl geçmiş değişen pek bir şey yok.
•Evet dostlar, yaşam durmuyor, yüz kırk yıl öncesinin dertleri de günümüze sanırım uyuyor. Elimizi biraz daha çabuk tutup sorunlarımızı çözmeye niyetlensek mi, ne dersiniz?
Kalın sağlıcakla. Haftaya "Huysuz İhtiyarın Anısına."

Radikal
Yayın Tarihi : 4 Ağustos 2009 Salı 19:59:35


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?