Yedi yıl önce yeni bir logo ve tasarımla okuyucularının karşısına çıkan Zaman, bir yandan da, gazete tasarımında görev alacak gençleri yetiştirmeye devam ediyor. Zaman’ın Görsel Yönetmeni Fevzi Yazıcı, bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek Tasarım Günleri için, “Biz rakiplerimize tasarımcı yetiştiriyoruz.” diyerek iddialı bir şey söylüyor; ancak mevcut şartlarda gazete tasarımında daha iyisi de yok, bunun dersini veren de…
Tasarım denince, özellikle de medya tasarımı konusunda akla Zaman’ın adı geliyor. Zaman grubu ekleri ve dergileri ile tasarımı konusunda genel bir beğeni kazanırken, bu alanda verilen en prestijli ödüllerin de sahibi oldu. Gazetenin ayrılmaz bir parçası olan tasarımın önemini genç kuşaklara da aktarmak amacıyla düzenlenen Tasarım Günleri bu yıl üçüncü kez gerçekleştirilecek. Zaman’a yeni yüzünü kazandıran ve bu yolda devam etmesini sağlayan Görsel Yönetmen Fevzi Yazıcı ile hem gazete tasarımı hem de ilgilenenler için bunun eğitimi konusunda keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Çok klasik bir soru ile başlamak istiyorum. Tasarımcı doğulur mu, yoksa sonradan tasarımcı olunur mu?
Doğuştan olan bazı özellikler avantaj sağlıyor, ama kesinlikle belli bir eğitim ve gayretle tasarımcı olunabilir. Doğuştan gelen özellikleri ayrı tutuyorum ama gayretiyle çalışmasıyla belli yerlere gelen insanları gördüm.
Peki yetenek yüzde kaç rol oynuyor bunda?
Doğru mu bilmiyorum ama Goethe için söyleniyor, “Yüzde 10 kabiliyet yüzde 90 gayret” demiş. Eğitim, çalışmak ve yoğunlaşmaktan geçiyor. Biz, güzel sanatlar fakültesi öğrencileri ve iletişim fakültesi öğrencilerine eğitim veriyoruz. Gelen insanlara diyoruz ki, senin tasarımcılık kabiliyetin çok iyi ama senin gazetecilik yönün eksik. Bunu tamamlaman lazım.
Bir insan genç yaşlarda iken bununla ilgili bir eğitim de alıyorsa tasarımcı olabileceğine nasıl karar verir? Bunun ölçüsü nedir?
İngilizce öğrenmeye başladığım zaman, “Rüyalarını İngilizce görmeye başladığın zaman bu dili öğrenirsin.” demişlerdi. Ben de rüyalarınızda gördüğünüz zaman, aklınıza önemli şeyler geldiği zaman kalkıp bir kenara not ediyorsanız o zaman tasarımcı olma yolundasınız diyorum. Ben yaşadım bunu. Uykudan kalkıp aklıma gelen bir şeyi çizmiştim, onunla ödül almıştım. 1996’da Ankara Film Festivali’nin afiş yarışmasında birinci olmuştu.
Tasarım bir gazetenin nesidir, onu bir organizmaya ya da insana benzetirsek?
Tasarım kalbi ile kıyafeti arasında bir yerde bence. Kalbi de değil kıyafeti de. Çoğu insan tasarımı kıyafeti olarak algılıyor. Sadece o değil. Çünkü, tasarım içeriği tuttuğu sürece başarılı oluyor. İyi bir tasarım, içindeki malzemeyi de taşıyor. Dolayısıyla beynine ve kalbine sahip değilseniz, elbiseyi güzel oturtamazsınız.
Tasarım günlerini gerçekleştirirken, bunun için yola çıkarken hedefiniz neydi?
İki şey vardı birincisi bu alan çok boş bırakılmış bir alandı. Bir bilinç oluşturmak istedik. Biraz da kendimizi düşündük burada. Türkiye’de güzel bir gazete tasarlanırsa, bizim çalıştığımız alanlara diğer gazeteler de girerse daha farklı olurdu. Çünkü tek başımıza bir yolda gidersek, sadece Zaman olarak olursak bu bizi hiçbir yere götürmez. Bize doğru şeyler yapıyorsunuz diyen çok. Doğruysa hep beraber yapalım, yarışalım, yarışırken de ilerleyelim istedik.
Siz diğer gazetelere, rakiplerimize tasarımcı mı yetiştiriyoruz diyorsunuz yani?
Tabii ki. Ne kadar güzel olur bu. Daha güzel tasarımlar yapılsın, hatta şunu söylüyorum onlarınki daha güzelse biz de onların arkasından gidelim.
Neden ismini kısalttınız, önce ‘5N1K+1T’ deyip, sonra +1T’ye düşürdünüz. Haberle ilgili tüm unsurları yok saydığınız anlamına gelmiyor değil mi bu?
Böyle değil tabii, özetledik. İnsanlar, ismi söylerken 5N1K diye başlayıp devamını getiremiyor, bizim anlamamızı istiyorlardı. Biz diyoruz ki, ‘5N1K’ formülü yetersiz artık. Buna cevap verirsiniz ama dört dörtlük olmuyor. Artık sunumu da çok önemli.
Peki tasarımı bu kadar önemseyen bir ekip olarak bir gün sırf tasarımdan ibaret olan bir gazete çıkarmayı düşünüyor musunuz?
Tasarım demek, içeriği sunmak için doğru şeyler yapmak demektir. Burada kutsal olan şey haberdir, habercidir. Batı’daki deyimle ‘Visual Journalist’tir. Bunun için bir gazeteci, bir fotoğrafçı, bir grafiker olmak gerekir. Kesinlikle öyle bir şey olmaz. Tasarım gazete için var, haberin sunumu için var. Yaptığımız şeyi habere katkı olarak görüyoruz. Biz elimizdeki imkânları kullanıyoruz, sanatı kullanıyoruz. Sonuçta haber için varız.
Türkiye’de gazete tasarımcılığının durumunu nasıl görüyorsunuz, tasarımcıya yeterince yatırım yapılmıyor ve yetiştirilmiyor. Bunun nedeni nedir?
Bugüne kadar belki yeterince yoktu ama bütün sektörlerde artık tasarımın önemi fark ediliyor. Artık bizim de bu alanda özgün şeyler yapmamız lazım. Tekstil artık o noktaya geldi mesela. Gazeteler, otomobil tasarımcılarının haberini yaptı, dünya markalarını tasarlayan Türklerin haberini yaptı fakat kendi kendine bakmıyor. Fırsatı olmadı diyelim.
Tasarım ekibinin fotoğrafa kadraj attığını biliyoruz, habere de kadraj atıyor musunuz fotoğraflara attığınız gibi?
Habere kadraj yeni bir kavram herhalde, hiç duymadım! Bizim işlerde bazı öncelikler var. Biz haber için çalışıyoruz, haber için varız elbette ama görsel kısmı benim önceliğim. Metinden uzak değiliz ama metindeki tasarruflar öncelikli olarak editörlerin ve redaktörlerin işi. Sonuçta karar verecek olan onlar.
Bir noktada buluşuyoruz diyorsunuz yani…
Hepimiz aynı işi yapıyoruz ancak farklı yönlerinden tutuyoruz. Uyum açısından bir orkestraya benzetebilirsiniz. Saksafoncu kalkıp benim sesim çıkmıyor der mi? Ya da klarnetçi benimki öncelikli der mi? Sonuçta hepimiz bir orkestranın parçalarını oluşturuyoruz. Tabii ki sürtüşmeler, tartışmalar oluyor ama her şey pürüzsüz bir şekilde sayfaya yansıyor. Bu olmazsa uzun vadede bitersiniz. Sizi geliştiren şey biraz da yanlışlarınızın söylenmesidir.
Tasarım konusunda iyi ödüller alan Zaman, neden hep SND’den ödül alıyor? Başka yerden ödül almıyor musunuz, ya da başka yarışmalara göndermiyor musunuz?
Bu alanda en büyük platform SND. Ama işin zor yanı şu. Biz bu yoğunlukla her şeyi takip edemiyoruz. SND’ye başvurmak bile iki kişinin geceli gündüzlü bir haftasını alıyor. Bunun dışında İngiltere’den D&AD isimli bir yarışmaya katıldık. Oradan ödül aldık ancak ödül törenine bile gidemedik. SND İskandinavya var. Bizi davet ediyorlar ona da katılamadık.
Çalıştığınız dönem içerisinde Zaman’ı hayal ettiğiniz yere getirdiğinize inanıyor musunuz?
Kesinlikle inanmıyorum. Gün geçtikçe gözümüzde zaten yıpranıyor. Çünkü göz alışıyor, hatalarımızı görüyoruz. Yaptığınız tasarım yıpranıyor zamanla, geriye de gidebiliyor. Bu aralar yenilemeyi düşünüyoruz zaten.
Siz bu eğitimlerle tasarımcı gençleri yetiştiriyorsunuz, arkanızdan gelen genç birine koltuğunuzu vermeye hazır mısınız?
Tabii. Yerimi seve seve veririm. Bu çok yorucu bir iş. Bugün koşturuyorum, yarın da aynı şekilde koşturuyorum. Ancak, pek çok proje var ama iş yükü çok fazla olduğu için onlara zaman ayıramıyorum. Birileri gelse de genç arkadaşlar bu bayrağı alsa diyorum. Şu an gencim de bir gün mutlaka bu olacak.