17. Milli Eğitim Şurası'nın son Genel Kurul toplantısında, ''şiddet ve cinsel içerikli yayınların kontrolünün artırılması'' önerisi benimsendi.
Şura'nın 13 Kasım'da başlayan çalışmaları bugünkü Genel Kurul çalışmasıyla tamamlandı.
''Küreselleşme ve AB Sürecinde Türk Eğitim Sistemi'' konu başlığıyla toplanan komisyonun raporunun ele alındığı oturumda, önergelerin fazlalığından kaynaklanan tartışmalar yaşandı.
Genel Kurul'un dün çalışmalarında oturumlara başkanlık eden Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, önergelerden Şura'nın konusuyla ilgili olmayanların elenmesi önerisinde bulunarak, oylamaya sundu. Şura üyelerinin çoğunluğu öneriyi kabul etti.
Komisyonun raporu üzerindeki görüşmeler tamamlandıktan sonra önergelerin okunmasına geçildiğinde raportör 68 önerge geldiğini ve bunlardan benzer olanların birleştirilerek 15'e düşürüldüğünü söyledi.
Bakan Çelik de komisyonun ''Küreselleşme ve AB Sürecinde Türk Eğitim Sistemi'' konusunu ele almasına karşın hazırladığı raporda yer alan önerilerin çoğunun konuyla ilgisi bulunmadığını belirterek, ''Arkadaşlarımız gönüllerinden geçen ne varsa koymuşlar, temennilerini dile getirmişler. Birbirini tekrar eden ifadeler var. Eğer biz eğitimin tüm meselelerini önerge haline getirirsek bize 365 gün yetmez'' dedi.
CHP Denizli Milletvekili Mustafa Gazalcı ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gülsün Kaya Özakın, Çelik'in sözlerine tepki gösterdi.
Önergelerin okunmasına geçildiğinde Gazalcı, kendisinin de önerge verdiğini ancak bunların okunmadığını belirterek, tepki gösterdi. Gazalcı'nın ''Eğer önergelerin amacı bir katkı sunmaksa böyle yapılmamalı'' sözleri üzerine Çelik, konuyla ilgisi bulunmayan önergelerin okunmasının anlamı olmadığını söyledi. ''Biz burada anayasa değişikliği yapmıyoruz. Mecliste bile bir madde üzerinde en fazla 7 önerge verilebilir. Şura'ya katılan 866 kişi var. Her birisi önerge verirse ne olur?'' diyen Çelik, bütün önergelerin Şura'yla ilgili hazırlanacak kitaba alınacağını ifade etti.
Rapordaki bazı önerilerin değiştirilmesi ve bazılarının çıkarılmasına ilişkin önergeler okunduktan sonra Çelik her birini oylamaya sundu. Birkaç maddenin birleştirilmesini, bazı ifadelerin çıkarılmasını öngören önergeler ile yeni öneriler getiren bazı önergeler okunduktan sonra Çelik önergelerin ne anlama geldiğini açıklayarak oylamaya sundu. Yeni bir öneri getiren bir önerge okunduktan Çelik, oylama yaptı. Sadece birkaç üyenin el kaldırması üzerine Çelik önergenin ne getireceğini açıklayarak, ''Şahsen ben olsam katılırım'' esprisi üzerine, üyeler gülüşerek el kaldırdı.
Şurada, ''cinsel ve şiddet içerikli yayınların daha fazla kontrol edilmesi'' önerisi de benimsendi. Çelik, bu kararın ''RTÜK'e uyarı'' anlamını taşıdığını belirtti.
Türkçe eğitiminin yurt dışında yaygınlaşması ve bu amaçla yapılan çalışmaların tek elde toplanmasına yönelik ''Yunus Emre Enstitüsü'' kurulması önerisi de kabul edildi.
Genel Kurul'da rapor üzerinde tartışmalar sürerken üye Zeki Saruhan'ın AB karşıtı görüşleri üzerine Bakan Çelik, ''Milli Eğitim Bakanlığının başındaki 'milli' kelimesi bizim namusumuz gibidir, orada olmak zorundadır. Ama oradaki 'milli' bazılarının anladığı anlamda ulusalcılık değildir'' diye konuştu.
Isparta'nın Eğirdir ilçesi Kaymakamı Ömer Ulu da okullardaki şiddet konusuna değinerek, bunun eğitimin kalitesini etkileyeceğini söyledi. Ulu, Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulunda bu konuyla ilgili içinde psikolog ve sosyologların da bulunduğu bir birim oluşturulmasını önerdi. Ulu, ücretsiz kitap dağıtımı ile ilgili olarak, ''Maddi durumu iyi olan velilere okul idareleri bu kitapları ücret karşılığı versin ve elde edilen gelirler okul idarelerine kalsın'' dedi.
''EĞİTİM SİSTEMİNİ YÖNLENDİRECEK''
Şura'nın organizasyonunu gerçekleştiren MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı İrfan Erdoğan, AA muhabirinin sorusu üzerine, Şura'da geniş bir yelpazenin temsil edildiğini belirterek, ''alınan kararlar bir tarafa, eğitimle ilgili tartışmalara ışık tutacak etkileşimler oldu'' dedi.
Kararların, Türkiye'nin, gelecek yıllardaki eğitim sistemini ve ortaöğretimin yapılanmasını yönlendirecek nitelikte olduğunu belirten Erdoğan, bu açıdan Şura'yı önemli bulduğunu söyledi.
Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bu Şura'da, yıllardan beri kangren haline dönüşmüş olan sınav sistemi uygulamasının ortadan kaldırılması için ilk defa ciddi bir şekilde sorunun adı konmuş oldu. Alınan en önemli kararlardan birisi bununla ilgili. Ayrıca, son zamanlarda olgunluk sınavına dayalı bir uygulamaya geçişle ilgili öneri gündeme gelmekteydi ve bu öneri de benimsendi. Olgunluk sınavlarına dayalı bir uygulamanın adı da ilk kez Şura sayesinde kondu. Olgunluk sınavlarının, kalkacak olan sınavın yarattığı problemleri çözecek nitelikte olmasına çalışacağız.'' En fazla tartışılan konuların başında gelen üniversiteye girişte katsayı uygulaması konusuna da değinen Erdoğan, şunları kaydetti:
''Katsayının yarattığı adaletsizlik eğitimciler tarafından yaygın bir şekilde gündeme getirilen bir problem olmuştu. Katsayı özellikle ortaöğretimde 'iddialı okullar', 'iddiasız okullar' şeklinde bir sınıflama yaratmıştı. Kısacası katsayı uygulaması otaöğretimi her açıdan derinden etkilemekteydi. Bu konu da gündeme geldi ve katsayı uygulamasının ortaöğretim üzerindeki yıkıcı etkisinin kaldırılması benimsendi.'' Erdoğan, meslek liselerinin son yıllarda cazip olmaktan ve tercih edilmeyen okullar haline geldiğini anlattı.
Erdoğan, Şura'da ortaöğretim mezunlarının kendi alanlarıyla ilgili bölüme gitmeleri halinde ek katsayı avantajından yararlanmalarına yönelik karar alındığını söyledi.
91 YAŞINDAKİ ŞURA ÜYESİ
Şuraya, Cumhuriyet'in ilk öğretmenlerinden olan 91 yaşındaki Milli Eğitim Bakanlığı özel danışması emekli tarih öğretmeni Refet Angın da katıldı.
Toplantıları aksatmadan sonuna kadar izleyen Angın, AA muhabirinin sorusu üzerine en önemli konunun öğretmenlerin eğitimi olduğunu belirterek, öğretmen okullarına önem verilmesini istedi.
Şuraların 1939 yılından bu yana yapıldığını ve ilk şuraya ''üniversite talebesi'' olarak katıldığını söyleyen Angın, biri hariç tüm şuralara katıldığını ifade etti.
16. Milli Eğitim Şurası'na rahatsızlığı nedeniyle gelemediğini söyleyen Angın, ''Şuralar, eksikliklerin tamamlanması ve eğitimin en iyi şekilde yapılması için şart'' dedi.
Şura'nın ön çalışmalarına da katıldığını ifade eden Angın, ''Eğitim şuraları bir başka şuraya, toplantıya benzemez. Şura demek fikirlerin, düşüncelerin birleşmesinden meydana gelir. Ben insan yetiştiriyorum. Benim hamurum insan, ben ona şekil veriyorum. Ben isterim ki eğitim bakanları eğitimden gelsin. Cumhuriyet kurulalı 83 yıl oldu, kimler geldi, kimler gitti...'' diye konuştu.
''70 yıllık tarih öğretmeni'' olduğunu söyleyen Angın, ''18 Mart 1915 doğumluyum. Okul müdürlükleri yaptım. Ankara Deneme Lisesi'nin kurucularındanım. Şimdi özel anlaşma ile danışman olarak görevime devam ediyorum'' dedi.
A.A.
Yayın Tarihi :
17 Kasım 2006 Cuma 22:53:45
Yorumlarınız
tayfun karaca IP: 85.101.77.xxx Tarih : 18.11.2006 00:06:12
Yayınları bırakın kardeşim,onu aileler de denetler.Siz park,sahilleri vs. denetleyin.Cinsellik toplum içinde olan yerlerde alanen işleniyor.Zaten bu yüzden hergün tecavüz haberi çıkıyor ve sıradan bir haber gibi görülüyor.OTOKONTROL olmalı ve herkesin buna destek vermesi gerekir.Çözüm yolu bu!