3
Mart
2026
Salı
TURİZM

HER ŞEY DAHİL OKYANUSUNDA BİR YALNIZ ADA...

Otel desem, otel değil, saray desem, saray değil, "Her şey dahil okyanusunda bir yalnız ada" misalinde sıradışı bir yapı. Türkiye âşığı bir Azeri Rus yatırımcı olan Telman İsmailov, gelmiş Antalya'nın Kundu Oteller Bölgesi'nin bir kıyısına bir Dolmabahçe Sarayı kondurmuş. Saraydan baktığında önce "Boğaz"ı, sonra "Boğaz"ın Anadolu ve Avrupa yakalarını görmek istemiş.

"Boğaz"ı temsil eden devasa havuzun ortasına da birebir ölçüsünde "Kız Kulesini" oturtmuş.

Dolmabahçe Sarayı'nın küçük bir modelini inşa etmiş. Tavanlardaki resimler, altın varaklar ve saray içerisindeki dörtlü merdiven aynen kullanılmış. Ana salon devasa 5 avize ile süslenmiş. Sıradışı bu yapıya da ne hikmetse "Dolmabahçe Palace" dememiş de "Mardan Palace" demiş.

Biz böyle bir yapının varlığını, Hollywood artistleri açılışına geldiğinde öğrendik.
Basınımız, "Bu açılışta 250 milyon dolar harcandı" şeklinde uçarken otelin maliyeti üzerine önce 1.2 milyar, sonra 1.8 milyar dolar gibi abuk rakamlar yazdılar.
Biraz, iş âleminde alın teri olan, biraz mürekkep yalamış, biraz dolar nedir, milyon dolar nedir, milyar dolar nedir bilen insan bu rakamları yemez.
Az biraz kafa patlatırsa maliyetinin en babasından 550-600 milyon doları geçmeyeceğini kolayca hesap edebilir. Hatta, daha da ısrarcı olursa arar, bulur ve bilenlerinden rakamın o minvalde olduğunu öğrenir.

Haaa, illaki 1.2 veya 1.8 milyar dolar diyenler varsa, o zaman, değirmenin suyundan girer, hava atma sularında dolanır, karaparada dinlenir, ardından para aklamaya kadar varan derin ve karmaşık bir muhabbete düşeriz ki, o bizim işimiz değildir.

Adına ister otel deyin, ister saray,
ister, 1.2 ister 1.8 milyar dolar diyerek atıp tutun,
sonuçta, Türk turizmine kazandırılmış bir değerdir.
Dört gözle beklediğimiz doğrudan yabancı sermayenin ta kendisidir.
Hazır pazarı olan, personeli istihdam edilen bir tesisin özelleştirilmesi hiç değildir.
Doğrudan yurtdışından gelmiştir, sıfırdan kazandırılmıştır ve ekstradan hiçbir kıyak istememiştir,
500-600 milyon dolar gibi hiç de küçümsenemeyecek bir değeri Türkiye'ye kazandırmıştır.
1200 personeliyle işsizliğin patladığı küresel kriz ortamında istihdama katkı sağlamıştır.
İnşallah her şey dahilci ucuz turistler değil, zengin, para harcayan turistler getirecektir, kâr edecektir, vergisini babalar gibi verecektir.
Veeee, örnek olacaktır...

En azından umduğumuz, beklediğimiz budur.
Rivayete göre Rusya Federasyonu Putin'in Rusya'ya değil de Türkiye'ye yatırım yaptığı için İsmailov'a kızarak Moskova'daki açık pazar olan Çerkez pazarını dağıttığı söyleniyor.

Putin'in gazabına uğrayan bu pazardan birçok Türk ihracatçının da mallarını kaptırdığı, yine aynı rivayetler içerisinde mevcuttur.
Bir başka rivayet de ülkemize böylesi devasa bir yatırım kazandıran Telman İsmailov'a Türkiye başbakanının bir telefon açıp, küçük bir teşekkür etmediği şeklindedir.

Bu rivayet doğruysa doğrudan yabancı sermaye diye inim inim inlediğimiz bu günlerde Putin'in tavrından daha ağır bir tavır olmalıdır. Sayın başbakan, belki de ülkesine devasa yatırım yapan bir dış yatırımcı da olsa Putin ile ters düşen bir kişi yüzünden Putin ile papaz olmaktan kaçınmıştır.

Her ne kadar İsmailiov ileride daha çok 600 milyon dolarları bulacak yatırımlar yapacak potansiyelde olsa da Rusya ile ticaret ve doğalgazdaki bağımlılığımız, Gürcistan, Azerbaycan hassasiyetimiz gibi nedenleriyle Putin'in ağır basacağı muhakkaktır.

Gelelim otele...
Otelin 100 kilometre sağı da 100 kilometre solu da bir "Her şey dahil okyanusu" dur.
Otel değil, saray da olsa Mardan şimdilik o okyanusta bir garip adadır.
500 odası, 1200 yatağını, geceliği 500 euro ile 15 bin euro arasındaki fiyatlarıyla bildik her şey dahil fiyatlandırmasından uzak tutsa da fiyatlarından, servisinin kalitesinden taviz vermek niyetinde olmasa da hep "seçkin" müşteriler kabul etmek niyetinde görünse de "her şey dahil okyanusunda" ne kadar hayat bulabilir?
Otel ne kadar lüks olsa da fiyatlarında ne kadar dirense de sonuçta Akdeniz çanağındaki ucuz ülkeler kategorisinde bir yerlerdedir.

Şimdilik, Rus zenginleri oteli keşfetmiş durumdalar. Arap şeyhleri, prensleri, torunlar ve kalabalık kral aileleri de burayı keşfetmekte gecikmeyeceklerdir. Zengin Rus ve Arap müşterilerin Avrupalı ve Amerikalı seçkin müşterileri otelden uzak tutacakları şeklinde bir düşünce geliştirilebilir. Veya aksi olabilir otel giderek hanedan kökenli müşterilerle dolabilir. Hanedanların kaldığı mekâna petrol zenginleri de rahatlıkla gelebilir ve böylece uluslararası seçkinler kulübü oluşabilir.

Eğer bu gerçekleşirse çevreye de olumlu etki yapar, çevresindeki oteller tesislerini yeniden elden geçirerek daha güzel hale getirirler ve onlar kendi seçkin müşteri kitlelerini yaratırlarken kendi ölçülerinde fiyatları ve servis kaliteleri de yükselir ve bu olumlu gelişme giderek çevreye yayılır.

Bir olumsuz düşünce ki, bunu hiç düşünmek dahi istemiyorum. Bu düşüncelerin hiçbirisi olmaz, otel ucuz ülkeler kategorisinden çıkamaz ve her şey dahil okyanusunda boğulur ve o da çevresi gibi sıradan her yey dahilci olur gider.

Şevket Sürek - Referans
Yayın Tarihi : 3 Ağustos 2009 Pazartesi 16:04:05


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?