
Kader anlamına gelen fado müziği ve Porto şaraplarıyla ünlü olan Portekiz, komşusu İspanya'nın hatasına düşmeyerek, turizmde kaliteli turiste odaklandı. Ülke, turizmde kontrollü bir gelişmeyi hedefliyor.
PORTEKİZ
Kadınlarının denize açılan gemici eşlerine özlemlerini yansıttığı müzik türü "fado"lar, bugün Lizbon'da halen söylenmekte. Kentin turizm ekonomisini besleyen ve kelime anlamı "kader" olan fadoları, Porto şaraplarının şöhreti izliyor...
İngiltere ve Fransa başta olmak üzere, pek çok Avrupa ülkesi pazarına satılan Porto şarabı, uzun yola dayanıklı oluşu nedeniyle tarih boyunca denizciler tarafından tarihte çokça içilmiş. Bu alışkanlığın getirdiği tüketim bugün de sürüyor. Porto şarabı ve şişe mantarı ülkenin önemli ihraç kalemleri arasında. Portekizliler, bir tür morino balığı olan "bacalao"yu ise yılın 365 günü farklı pişirebildiklerini savunuyorlar. Ülkede kişi başına düşen yıllık balık tüketimi 60 kilo olurken, yerli üretimlerinin yanı sıra balık ithalatı da yapılıyor. Daha önce İtalya'ya ihracat yapan pek çok balık üreticisi, daha yakın ve ucuz olan Yunanistan'a bu pazarı kaptırınca yalnızca iç pazara satış yapar olmuş.
AB balıkçılığı vurdu
Portekiz, 1986 yılından bu yana Avrupa Birliği (AB) üyesi. Balıkçılık için daha önce deniz suyundan tuz elde eden küçük ve orta ölçekli işletmeler, teknolojinin değişmesiyle birlikte yatırımlarını AB fonlarıyla balık çiftliklerine dönüştürmüş.
Avrupa Komisyonu ile Avrupa Gazetecilik Merkezi'nin düzenlediği bir dizi seminer için Portekiz'de bulunan Türk gazetecilere direktörü olduğu çifliği tanıtan Jose Alexandre, işletmelerini AB'nin 2 milyon euroluk hibesiyle tuzlama işinden balık çiftliğine dönüştürdüklerini söylüyor. Alexandre, iç pazara satış yaptıklarını belirtirken, doğal park içinde nehir kıyısında bulunan işletmenin yasal olarak yılda 2 kez sularda yapılan ölçümlerde çıkan kimyasal oranlarına göre vergi ödediğini anlatıyor. Portekiz, bir yandan da geleneksel sektörü balıkçılığı belli standartlara getirme amacıyla nitelikli işgücü yetiştirme çabasında. Çalışmaları yüzde 40-60 oranında AB tarafından finanse edilen ForMar Merkezi, bu amaçla 3 yıldır aralarında 15 yaşın üzerindeki gençler ile sahada bu işi yapan yetişkinlerin bulunduğu yüzbinlerce kişiye eğitim veriyor. Merkez yetkilileri, Portekizli gençlerin balıkçılığı sosyal statü açısından "düşük" bulduğunu ancak işi bırakanların bir süre sonra tekrar sektöre dönüş yapmak zorunda kaldığını da belirtiyor. Diğer yandan balıkçılığın AB üyeliğinin ardından ekonomideki payı da düşmüş. Örneğin 1986'de yüzde 9.4 olan pay 2006 yılında 3.9'a kadar düşmüş...
Turizmde kontrollüler
12 milyonun üzerinde kişinin ziyaret ettiği Portekiz'in gelirlerinin yüzde 11'ini turizm sektörü sağlıyor. Avrupa Komisyonu yetkililerinden alınan bilgiye göre; Portekiz'de 2000-2006 yılları arasında AB fonlarının yüzde 14'ü turizm sektörüne kullandırılmış. Portekiz Turizm Bakanı Yardımcısı Isabel Araujo ise 7.5 milyar euroluk cirosu bulunan sektörde İspanya'dan farklı olarak "daha kaliteli" turiste odaklandıklarını söylüyor. Araujo, İspanya'yla ortak promosyon çalışmaları olduğunu da anlatıyor. Yanlış politikalarla bazı kıyıların talan edilmesi konusunda İspanya ile benzer hatalara düştüklerini kabul eden Araujo, ancak doğal alan, milli park ve tarım alanı gibi bölgelerde turizme izin vermeyerek kendilerinin bu konuda daha kontrollü davrandıklarını söylüyor. Turist çekilen ülkeler arasında Portekiz'in "bir dargın bir barışık" komşusu İspanya da var. Ülkede çok bilinen atasözlerinden biri şöyle: "İspanya'nın ne gelininden, ne rüzgarından hayır gelir". Türkler ise Portekiz'den vize almakta çok zorlanıyor. Bir süre önce bir uyuşturucu kaçakçılığı olayı sorunu tetiklemiş. Eskiden ayda bir gelen Türk turist gruplarının sayısının 6 ayda bire düştüğü belirtiliyor.
Ortaçağ köyünde yeniden yaşam peşindeler
Turizm Bakanlığı'nın turizmde öne çıkardıkları merkezler arasında yer alan Ortaçağ döneminden kalma "Obidos" köyü, çarşılarından modern sanat merkezlerine kadar pek çok açıdan ilgi uyandırıyor. "Sur içi" anlamına gelen Obidos köyü hakkında 15 Portekiz üniversitesi araştırma yapmayı sürdürürken, Obidos kökleri bulunanların hayat ağacının oluşturulması için de bilgi sistemi kurulması amacıyla bir proje yürütülüyor. Burada köyü, tarihi dokusunu bozmadan okulları, üniversiteleri ve teknoloji merkezlerinin bulunduğu bir "yaşam alanı" haline getirmek planlananlar arasında. Bu amaçla AB hibelerine başvurulmuş bile. Turizm Bakanlığı'nın en çok öne çıkardığı 3 turizm merkezi arasında güney sahilleri ve Madera adasının yanı sıra başkent Lizbon bulunuyor. Arnavut kaldırımlı dar sokakları, tarihten gelen Arap etkisiyle dış kaplamaları çinilerle bezeli binaları ve sevimli sarı tramvaylarıyla dikkat çeken başkentte; sanattan eğlenceye pek çok seçenek mevcut. Avrupa'nın o hep bahsedilen yaşlı nüfusu bu kentte dikkatten kaçmayacak biçimde şehir yaşamının içinde, sokaklarda...