Bingöl Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Meslek Yüksek Okulu (MYO) Arıcılık Programı Bölüm Başkanı Mehmet Ali Kutlu, arı ölümlerine ve verim düşüklüğüne neden olan Nosematosis hastalığının, zamanında mücadele yapılmamasından dolayı son yıllarda arttığını söyledi.
Arıcıların Nosematosis enfeksiyonuna karşı dikkatli olmaları gerektiğini belirten Mehmet Ali Kutlu, birim alandan fazla arı kolonisi bulundurulması, zamanında ve yeterli mücadelenin yapılmamasının hastalığın artış nedenlerinden olduğunu belirtti. Bu hastalığın sporla çoğalan, bal arılarının midesindeki epitel hücrelerinde bulunan ve çok geniş yayılma alanı gösteren bir ergin arı hastalığı olduğunu, bal arısının mide ve bağırsak epiteline yerleşerek önemli verim kayıplarına neden olduğunu ifade eden Kutlu "Özellikle nemli bölgelerde ilkbahar aylarında sık görülen hastalığın bulaşıklık oranı ülkemizde yüzde 26.4, İrlanda'da yüzde 25.9 ve Polonya'da yüzde 23'tür. Hasta arıların kovan içinde ezilerek ölmesi, uzun geçen kış döneminde dışkının kovan içerisine bırakılması ve bunların sağlıklı arılar tarafından temizlenmesi ile Nosematosis kısa zamanda yayılmaktadır. Yapılan bir çalışmada sporların peteklerde 1 yıl, balda 10-11 ay özelliğini kaybetmeden yaşayabildiği, soğuğa, donmaya ve mikrodalgaya karşı dayanıklı olduğu belirtilmektedir" dedi.
Nosematosis hastalığına karşı kullanılan tek ilacın fumagillin aktif madde içeren bir antibiyotik olduğunu belirten Mehmet Ali Kutlu, kolonilerin ilkbahar ve sonbaharda fumagillin içeren şurupla beslenmesinin, hastalığın belirtilerini ve etkilerini ortadan kaldırdığı söyledi. Mehmet Ali Kutlu, "Bingöl ilinde 2001 ve 2007 yıllarında arıcılığın yoğun olarak yapıldığı bölgeler olan merkez, Ilıcalar, Kalencik, Karlıova, Genç, Solhan, Sancak, Adaklı'da bal arısı kolonileri üzerinde ilkbahar aylarında çalışma yapılmıştır. Ziyaret edilen arılıklardan tesadüfi örnekleme ile seçilen 5 koloniden 10'ar adet işçi arı alınmış ve toplam 13 bin 450 adet işçi arı üzerinde nosema araştırması yapılmıştır. 2001 yılında incelemeye konu olan 122 arılıktan 47'sinde Nosematosis hastalığı tespit edilmiş, ortalama bulaşıklığın yüzde 38.5 olduğu saptanmıştır. 2007 yılında aynı bölgelerdeki arılıkların 147'sinden alınan örneklerden, 68'inde Nosematosis hastalığı tespit edilip ortalama bulaşıklığın ise yüzde 42.45 olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bulaşıklık il düzeyinde bu yıllar arasında yüzde 10.25 oranında artış göstermiştir" şeklinde konuştu.
Bölgede kış kayıplarının küçük bir kısmının açlıktan, büyük bölümünün ise hastalık, parazit ve zararlılardan kaynaklandığını belirten Mehmet Ali Kutlu, Nosematosis hastalığının kolonilerin zayıflamasına, işçi arıların ömürlerinin kısalmasına, yavru üretiminin azalmasına ve dolaylı olarak yörede kış kayıplarına neden olan önemli bir ergin arı hastalığı olduğunu dile getirdi. Nosema sporlarının değişik koşullarda uzun süre canlı kalabildiğine dikkat çeken Kutlu, arıcıların bu enfeksiyona karşı daha dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu. Kutlu, bulaşmanın daha çok koloni kontrolleri sırasında, ergin arıların ezilmesi ve bunların sağlıklı arılarca temizlenerek kovan dışına atılması, taşıma sırasında kolonilerin uzun süre kapalı tutulmaları ve arıların kışın rahatsız edilmesi yolu ile gerçekleştiğinden, bu konularda daha duyarlı olunması gerektiğini vurguladı. Kutlu, "Hastalığın yayılmasının önlenmesi için uygun arı ırkı ile çalışılmalı, koloni ve ana arılar 2 yılda bir değiştirilmelidir. Kış mevsiminde kovanlar rahatsız edilmemeli. Kışa güçlü arı popülasyonu ile girilmeli, kovan uçuş delikleri kapalı tutulmamalıdır. Koloni kontrollerinde dikkati davranılmalı, arıların çerçeveler arasında sıkışarak ölmemesine özen gösterilmelidir" ifadelerini kullandı.