4
Şubat
2026
Çarşamba
YAŞAM
Belediye Sayfaları

Ruslar'a esir düşen Türk

Sarıkamış Harekâtı’nda esir düşen İsmail İrfanoğlu’nun savaş ve esaret anılarını kitap haline getiren oğlu Ahmet Rıza İrfanoğlu, Sarıkamış’ta ölen Türk askerinin toplam sayısının 40 bin civarında olduğunu söylüyor.

“Trenle, kuzeye doğru, uzun bir yolculuk başladı. Nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Yolculuğun sonunda çok büyük bir şehre geldik. Burasının Kazan şehri olduğunu öğrendik. 1915’in şubat ayındayız. Kazan, soğuk bir yerde. Tiflis’ten gelinceye kadar pek bir şey hatırlamıyorum. Zira savaşın vermiş olduğu bitkinliği henüz atlatamamıştık. Kazan’da trenden indik ve bazı ihtiyaçları giderecek alışveriş ettik. Tekrar trene bindirildik. Sibirya’ya gitmek üzere tren yola çıkarıldı.”

Bu sözler Birinci Dünya Savaşı’nda Allahüekber Dağları’nda savaşan ve on binlerce Türk askerinin hayatını kaybettiği Sarıkamış’ta esir düşüp Sibirya’ya gönderilen İsmail İrfanoğlu’na ait. 1961’de ölen İrfanoğlu’nun savaş ve esaret yıllarında yaşadıkları oğlu Ahmet Rıza İrfanoğlu tarafından kitap haline getirildi.

İsmail İrfanoğlu’nun, 1935-45 yılları arasında memleketi Rize’de din adamı olarak görev yaptığı sırada anlattığı anıları, yakın tarihimizde çok önemli bir yere sahip olan Sarıkamış Harekâtı’na da ışık tutuyor.

Ahmet Rıza İrfanoğlu, “Allahüekber Dağları’ndan Sibirya’ya” adlı kitabında, molla olarak yetişen babası İsmail İrfanoğlu’nun, din adamlarının orduya katılması zorunlu olmamasına rağmen gönüllü olarak nasıl Enver Paşa’nın komutasında yer aldığını, Allahüekber Dağlarını alışlarını, Sarıkamış’ta ölen binlerce askerin arasından nasıl kurtulduğunu, ardından yakalanıp esir olarak Sibirya’ya gönderilişini ve orada yaşadığı 4 yıl boyunca başından geçenleri anlatıyor.

Yazarın üzerinde en çok durduğu konulardan biri Sarıkamış’ta alınan büyük yenilgi ve kaybedilen on binlerce Türk askeri. İsmail İrfanoğlu anılarında, harekâttan önce kurmay heyetin şiddetli soğuk, cephane yetersizliği ve açlık gibi önemli olumsuzluklar sebebiyle uyarıda bulunduğunu; ama Enver Paşa’nın hiç kimseyi dinlemeyerek Sarıkamış’a harekât emrini verdiğini söylüyor. 9, 10 ve 11. Kolorduların, Allahüekber Dağları’ndan hareket ederek Sarıkamış’a ulaşmaya çalışırken, pusuya yatmış Rus askerlerinin saldırısı ve soğuk yüzünden çok önemli kayıplar verdiğini söyleyen İrfanoğlu, kendisiyle birlikte çok az kişinin kurtulduğunu belirtiyor.

Sarıkamış Harekatı’yla ilgili tartışmaların odağında ise ne kadar askerin şehit olduğu konusu yer alıyor. 90 bin rakamını abartılı bulan tarihçiler bu sayının 35 bini geçmeyeceğini iddia ediyor. Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Yardımcı Doç. Dr. Yavuz Özdemir ve Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu gibi bazı tarihçiler bu sayının cumhuriyetin ilk yıllarında milli duyguları artırmak için propaganda aracı olarak kullanıldığını ileri sürüyor. Ahmet Rıza İrfanoğlu da bu görüşü paylaşıyor. 90 bin rakamının 1914-1920 yılları arasında Birinci Dünya Savaşı ve ardından Ermenilere karşı verilen Kars savaşı sonucu ölen kişi sayısına denk gelebileceğini belirten Ahmet Rıza İrfanoğlu, Sarıkamış’ta ölen Türk askerinin 40 bin civarında olduğunu düşünüyor.

Bolşevik İhtilali sırasında Rusya’dan kaçış

İsmail İrfanoğlu anılarında, sürgün yılları boyunca, Türk esirlerinin başına din adamı olarak nasıl atandığını ve Rusya’daki aile yaşamı ile kültürel hayatı öğrenme şansına sahip olduğunu da anlatıyor.

Dört yıllık esaret sonunda 1917’deki Bolşevik İhtilalini fırsat bilerek Rusya’dan kaçan İrfanoğlu, kaçış sırasında Bolşevik lider Lenin’in yandaşları tarafından yakalanıp kurşuna dizilmek istendiğini ama Türk askeri olduğu anlaşılınca serbest bırakıldığını anlatıyor. Kitabın sonunda ise İsmail İrfanoğlu’nun, yaşadığı onca olaya rağmen hiç yara almadan memleketi Rize’ye dönmeyi başardığı ve hayatının kalan kısmında hem ticaretle uğraştığı hem de din adamı görevini yerine getirdiği belirtiliyor.

Aksiyon Haftalık Haber Dergisi
Yayın Tarihi : 15 Aralık 2005 Perşembe 20:34:55
Güncelleme :16 Aralık 2005 Cuma 02:19:03


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Zeki Demirci IP: 81.213.192.xxx Tarih : 18.12.2005 09:01:42
Bu Aksiyon Dergisinin yayımladığı haber aylar önce Sarıkamış Dergisinde yayımlandı. Aksiyon biraz geç kaldı galiba.

Zekeriyya Bican IP: 212.174.165.xxx Tarih : 1.02.2006 09:41:58
SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ’NE Bu cennet vatanın bekası için çıktılar yola, Binlerce Mehmet’im ayrıldı üç ayrı kola Allahuekber dağlarında verildi mola, Yollar Çanakkale’ye, Yemen’e, Sarıkamış’a… Üçüncü ordunun seçilmiş doksanbin eri, Cennetlik bir ordunun bu son seferi, Geriye dönmeyecekmiş meğer tek bir neferi… Mahşere kalmıştı yine, düğünleri, tüm ümitleri… Soğuktan buz tuttu gözleri, tükendi birden dizlerin feri, Sarıkamış’ta kaldı, Mehmet’lerin o nur bedenleri Toprak ağır bir bedelle almıştı, o dağ gibi koçyiğitleri, Mehmet’im bir başka uykuya dalmıştı burada, Kurban verilmişti doksan bin nefer vatana, yurda, Bu aziz vatanı vermediler o namert çakala kurda, Ruhları hala nöbettedir Çanakkale’de, Sarıkamış’ta… Dedi ki Mehmet’im. Biz bu ordunun savaş erleriydik geldik buraya, Hiç gönül koymadık ki biz, yâre, yarene hasret sılaya, Göğsümüze değmedi, ne top, ne de bir mermi, Düşündüm bir an, yarasız asker cennete böyle gider mi?... Eğer vatan içinse bu kutsal sefer, yaralı, yarasız bütün neferler, Hiç şeksiz şüphesiz cennetin bağrına gidermiş meğer… Bir ara tüfeğim, yüküm kaydı omuzlarımdan, Tutmak istedim tutamadım, sıyrılıp kaydı avuçlarımdan, Haksız bir medet ummuştum, kanı donmuş parmaklarımdan, Buzdan bir düşman tutmuştu sanki ayaklarımdan… Sesimizi duymaz olmuştu artık hiçbir komutan, Dizleri kilitlenip ayakta ölmüştü çavuşum Osman… Yavaş yavaş örtülüyordu üstümüze kardan bir yorgan… Hiç bilmediğimiz tatlı bir uyku sarmıştı gözlerimizi, Helallik için söyledik birbirimize son sözlerimizi… Hayret! O Şimal rüzgârları öpüyor gibiydi tenlerimizi, Son anda melekler şefkatle ısıtıyordu üşüyen ellerimizi… Baktım, karların içinden göründü anamın o nurlu yüzü, Bakıyordu bir yerden eşimin o ceylan sürmeli gözü, Duydum,“Yavrum haydi gel” der gibiydi babamın sözü, Artık Sarıkamış olmuştu bize, bir nur denizi… Meleklere gamze olacakmış meğer yüzlerdeki buzların izi, Sarıkamış ta bedenlerle, cennette ruhlarla bekleriz sizi… Zaman haklı çıkardı, eşim cennete gitti diyen nenemi, Cennetteki törende gördüm, 93 Harbine giden dedemi… Dün akşam cennete bir başka şehitler ordusu geldi yeniden, Yüzleri Ay gibi parlıyordu, kimi Çanakkale’den, kimi Yemen’den Zekeriyya BİCAN