Uşakın Eşme İlçesi Kışladağda, siyanürlü yöntemle altın çıkarılmasına yönelik tepkiler sürüyor.
Eşme Belediyesi Düğün Salonunda Eşme Kışladağda Siyanürle Altın Çıkarılmasını Engelleme Girişimi tarafından dün akşam düzenlenen "Siyanürle Altın Hayatı Nasıl Etkiliyor" konulu konferansa, yaklaşık 300 kişi katıldı. Konferansa, avukat Barbaros Ulutaş, TEMA Vakfı İzmir Şubesinden Mahir Çetin, Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Cevdet Çakır, Elele Harekatı Başkanı Prof. Dr. Gürel Mişli ve Elele Harekatı Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Karababa konuşmacı olarak katıldı.
Tüprag tarafından bu yıl çıkarılmaya başlanacak olan siyanürlü yöntemle, altın çıkarılmasına karşı olduklarını ve bölgede yaşayan insanların ve doğanın bu durumdan yoğun bir şekilde zarar göreceğini söyleyen konuşmacılar, köylüleri topraklarını satmamaya ve altın çıkarılmasına engellemeye davet etti. Konferans sırasında bazı köylüler siyanürle altın çıkarılması yönünde herkesin bir şeyler söylediğini ve bu nedenle kime inanacaklarını şaşırdıklarını belirtirken, bazı köylüler ise topraklarını satmayacaklarını söyledi.
Tüprag ve Uşaklı yerel yöneticilerin yöre halkını kandırdığını ve bugüne kadar siyanürle altın çıkarılan bölgelerin hiç birisinde, bölge halkının kazanç elde edemediğini iddia eden Eşme Kışladağda Siyanürle Altın Çıkarılmasını Engelleme Girişi üyeleri, bölgede bu madenin işletilmemesi için köylerde ve Eşmede çeşitli seminerler düzenlemeye devam edeceklerini söyledi.
Elele Harekatı Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Karababa ise siyanürle altın çıkarılması halinde, yöre halkının 100 yıl boyunca risk altında yaşayacağını ve doğanın büyük zararlar göreceğini belirterek, "Eşme ve tüm Ege Bölgesini etkisi altına alacak olan siyanürün zehri, yakın bölgede yaşayan insanların sağlığını da olumsuz yönde etkileyecektir. Sadece su kaynakları açısından baksak bile Kale-Çınarlı Deresinden Gediz Nehrine ulaşacak olun bu zehir, İzmir Kuş Cennetini de tehdit edecektir. Maden işlemeye başladığında büyük kütleler halinde kaya parçaları, toz bulutları ve doğa tahribatı ortaya çıkacaktır. Büyük patlamalarla uyanacak, evlerinizde rahat edemeyeceksiniz. Daha sonra bu büyük kayalar siyanürle yıkanacak. Siyanürün zehri bölgede yetişen tarım ürünlerini ve hayvancılığa büyük zararlar verecektir. Yetişen bitkiler sağlıksız olduğu gibi, insanlar üzerinde kanser, sakat doğumlar, kısırlık, akciğer rahatsızlıkları ve çeşitli hastalıklara neden olacaktır. İçme sularına karışacak olan siyanür nedeniyle, su sıkıntısı yaşanacaktır" şeklinde konuştu.
benim çalıştığım yerdede ben siyanür kullanıyorum ve gerçekten insan sağlığını çok tehlikeye atan bi madde bende bu tür asitler vs şeyler ne fabrikalarda ne altın çıkarmada kullanılmalı siyanür insan sağlığına zaraın olduğu gibi bitki ve hayvanlarda da büyük zararlar görülmektedir siyanür başlı başına bi kanser faktörüdür bence siyanürün kuyumculukta kullanılmaları daha az seviyeye düşürülmesi lazım ben bile kendi sağlığımdan şüpeliyim acaba kanser oldummu yoksa kanser oldumda benimmi haberim yok diye çok düşünüyorum bence fabrikalarda bu tür insan sağlığını tehtit eden maddeler kullanılmamalıdır. şimdiden herkese t.ederim