NIVEA Kozmetik Ürünleri, Uçan Süpürge ve Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı'nın ortaklaşa düzenlediği "Kadınlar Arası Dayanışma ve Motivasyon" toplantılarının dördüncüsü Konya'da gerçekleştirildi.
Alaaddin Keykubat Salonu'nda düzenlenen toplantıya, Uçan Süpürge Genel Koordinatörü Halime Güner, Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı gönüllüsü psikolog Feride Yıldırım Güneri ve NIVEA yetkililerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kadın katıldı. Toplantının konuşmacılarından Uçan Süpürge Genel Koordinatörü Halime Güner, hayatta bir eşitsizliğin var olduğunu savunarak, "Bunu ister görelim ister görmeyelim. Görmeyebiliriz, bundan çok memnun olabiliriz, hiç farkında olmayabiliriz, bırakın öyle kalsın da diyebiliriz. Arkadaşının kim olduğunu söyle, sana senin kim olduğunu söyleyeyim demişler. Bir toplumda sadece erkeklerin sosyalleşmesi, dünyada olup bitenler, savaşlardan sadece onların bilgili olması, sadece onların evden dışarı çıkması, sadece onların istediğim yemek yapılacak
demiş olması bu toplumun sağlıksızlığını gösterir. Zaten bu böyle. Böyle olmaması için bu hükümet, bu başbakan bu cumhurbaşkanı, bu bakanlar çalışmalar yapıyor. O zaman biz şimdi tekrar içimize dönelim ve kendimizi iyi hissetmenin püf noktalarını yakalayalım" dedi.
Daha sonra söz alan Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı gönüllüsü psikolog Feride Yıldırım Güneri, kadınların kimliklerini söylemek durumunda kaldığı yerlerde isminden sonra kaç çocuk annesi olduklarını söylediğini belirterek, "Kimse benim ismim şu. Şu işi yapıyorum. Şu okulu bitirdim. Şunları yapmak istiyorum değil de benim ismim şu. Evliyim veya bekarım. Şu kadar çocuğum var veya çocuğum yok diye tanıştırırlar. Ama erkekler kendisini tanıştırırken genelde isimlerini ve sonrasında kişisel özelliklerini söylerler. En sonunda evli veya bekar olduklarını, çocuk sahibi olup olmadıklarını söylerler. Yani annelik ve medeni durum kadınların kimliklerini o kadar istila etmiş ki, onun dışına çıkıldığında ben kimim sorusu bir çok kadın için çok düşündüğü bir şey değildir. Annelik tabii ki çok önemli. Tabii ki bu duygular belli bir noktaya kadar fedakarlığı gerektiriyor. Çünkü kadınlar küçüklüklerinden beri genellikle birisinin ablası, birisinin kızı, birisinin annesi, birisinin halası oluyor. Bu rollerde de kendilerini hep ikinci plana atmak, duygularını ve düşüncelerini arka plana atmak, kendilerini bastırmak üzere eğitiliyorlar. Çok küçük kız çocuklarına kardeşlerine bakmak yükümlülüğünü vererek başlanılıyor. Yetişkin olduklarında kadınlar kendi başlarına bir birey olduklarını unutuyorlar. Kendimize kendimiz olma fırsatı vermiyoruz. Her fedakarlıkta bulunmanın bir bedeli var. Bir süre sonra fiziksel belirtiler de gösterebiliyor. Sırt ağrıları, mide ağrıları, yorgunluk, bitkinlik gibi belirtiler gösterebiliyor. Kendimiz için var olmak hem kendimiz, hem ileriki kuşaklar için yararlı olur. Bütün dünyada sizden başka bir tane daha siz yok. Hepimiz aslında dünyada eşi bulunmayan varlıklarız. Çünkü bizden sadece bir tane var. Aynı zamanda biz kadınların da bütün canlılar gibi yaşama hakkı var. Yaşama hakkımızı tehdit eden herkesten ve gelenekten uzak durma hakkımız da var. Kadınların sağlıkları çok çabuk bozulabiliyor. Kadınlar olduklarından 20 yaş bile daha yaşlı görünebiliyorlar" diye konuştu.
İHA
Yayın Tarihi :
8 Eylül 2006 Cuma 16:04:04