22
Şubat
2026
Pazar
BAYBURT

AB ve Atatürk'ün söylevi

Ülkemiz'in Avrupa Birliği'ne (AB) başarılı, yani eşit imkanları dahilin'de girmesi'nin Temel şartları üzerinde durmalıyız.Çünkü Ülkemiz'e yani Türk Millet'inin Avrupa Birliği'ne üye olma kılıfı adı altında sömürgeci şartlar daha açık, onurumuz'u daha zedeleyici bir biçimde, bir dayatılmaya başlanmış bulunmaktadırlar.

Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK Kurtuluş Savaş'ını yürütürken Uygarlık Avrupası ve Amerikası ile Siyaset Avrupası ve Amerikası ayrımını özenle yapmıştır ve Toplumumuzda da yapılmasını sağlamıştır. Kendi Söylev'i ile ; '' Avrupa ve Amerika'nın Bilim,Sanat,Kültür ve Teknoloji Halkları Yurdumuz'da Özgür ve Bağımsız yaşama hakkımızı bize çok görmüyorlar. Fakat; Hükümetlerini, yani siyaset Avrupası ve Amerikasını aynı çizgide davranmaya yönetmeğe başaramıyorlar.'' Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK bu siyaset Batısı'nın Uluslararası ilişkiler Felsefesi'nın, aç gözlülük, kıskançlık ve kin üzerine kurulu olmakta süregittiğini gözlemlemekteydi.

Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK, Ulusal Egemenlik Bayrağı altında örgütlediği Ulusal Bağımsızlık Savaşıyla Siyaset Avrupa ve Amerikasını yendiği gibi,onların istememesine,Türk Halkına Halife-Sultanlı çağ şartlarını layık görmelerine karşın,Çağdaş Türk Toplumunu kurarak,Uygarlık Avrupa ve Amerikasıyla gerçek bir bütünleşmeyi sağlamıştır.Onlara rağmen bunu başarmıştır.Onlardan ise bir ufak yardım bile almadan, tersine Şeyh Sait ayaklanmaları'nın kışkırtılması,bin yıllık Türk Yurdu Musul'un Miak-ı Milli içine alınması'nın engellenmesi, Saltanat ve Halifeliğin devamı için kışkırtıcı müdahalelerde bulunulması gibi köstekleri aşarak başarmıştır.Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK'ün uygarlık projesi'nin temeli, her bakımdan en güçlü olam'nın baş gereği'nin ise özgür bir Toplum düzeni kurmak olduğunu görmesidir.Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK'ün bu temel ilkelere yüksek bir bilinçle sahip olduğunu göstermesi bakımın'dan 1918'de Minber Gazetesin'de verdiği bir demeç çok öğretici olmuştur. Demeç Aynen Şöyledir: '' Aziz Yurdumuz'un ve Bahtsız Ulusumuz'un Kurtuluşu konusun'da türlü zamanlardaki derin düşüncelerimin özeti ve sonucu (olarakta) diyebilirimki, ben en iyi siyasetin, her türlü anlamıyla en çok güç olmakta bulunduğunu kabul ederim.En çok güçlü olmak deyimin'den anladığımız yanlız silah gücü olduğunu sanmamalıyız.Tersine bence güç toplamını oluşturan etkinlikler'in sonuncusudur.Bence en çok güçlü olmak, bilim bakımın'dan, teknik bakım'dan ve ahlak bakımın'dan güçlü olmaktır.Çünkü bu saydığım değerler'den yoksun bir Millet'in bütün bireyleri'nin en son silahlarla donatıldığını düşünerek bile, güçlü olduğunu kabul etmek doğru olmaz.Bugünkü insanlık toplumun'da insan olarak yer alabilmek için, eline silah almış olmak yetmez. Ülkemiz'i iyi tanıdığım için, huzur ve sukun ile, ama; herhalde özgürlük ve bağımsızlık kuracak, çok süreli çalışmak gerektiğine inanmaktayım.''

Bizde bugün Avrupa Birliğine başarılı tam bir üye olabilmek için, bilim,sanat,demokrasi, teknoloji ve sanayi Avrupa ve Amerikası'nın gerçek üyesi olmak üzere bu istekte bulunmalıyızdır.Bu sağlayacak olan Türk Devrimi'nin proğramı ve projeleri'nin genişletilerek(çağa ayarlayarak) kazanımları ve doğrultuları olan demokrasi'nin, bilimin, sanatın, teknolojinin, sanayileşme'nin,demir ve denizyolu ulaşımı'nın, gereklerine sırt çevirerek yapılacak bir Avrupa Birliği adaylığı, Ülkemiz'i yanlızca siyaset Avrupasıve Amerikası'nın SÖMÜRÜSÜNE Teslim eder!

Düşünmek gerekir ki, eğer Ülkemiz bugün Avrupa Birliğine tam adaylık için Baş vurabiliyorsa ve Avrupa Birliği Ülkemiz'i tam üyelüğe aday saymak zorunluluğunu duyuyorsa,bunlar hep Cumhuriyet Devrimleri'nin ürünü olan toplumsal, siyasal,kültürel,ekonomik kurumlarımız sayesinde gerçekleşebilmiş olanolan olumlu gelişmelerdendir.Buna karşılık Avrupa Birliğine baş vurmamızı güçleştiren, başvuru'nun aleyhimizde kullanılmasına fırsat verebilecek olan ne kadar elverişsiz özelliklerimiz var ise de Türk Devrimi'nin Demokratik kurumları'nın iç ve dış sömürü odaklarınca baltalanması'nın sonucudur.İnsan Hakları sözünü ağızların'dan düşürmeyen Avrupa Birliği Örgütün'de ona göre Batı Avrupa Devlet'lerinde hiç bir gün Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğin'de gerçekleşen Demokrasi Devrimlerimiz'e tutarlı olarak bağlı kalmamız çağrısında bulunduklarını hiç duydunuzmu?Hepsi de insan ve yük taşımacılığı'nın % 70-80'ini demir ve deniz yollarıyla yapan Devletler, Ülkemiz'in demiryolu yapımı,çok geniş deniz ulaşım imkanlarını kullanmasını özendirdiklerine hiç tanık oldunuzmu? Buna karşılık, bol,bol silah sipariş yapmamızı istiyorlar değilmi?ve hatta komşu Ülkeler'le bozuşmamız,etnik bölünmelere düşmemiz için kendilerini her türlü çabayı göstermiyorlarmı? Yani bir taraftan üretiyorlar, diğer yandan haraç istercesine savaş araç-gereç satın almamızı dayatmıyorlarmı? Örneğin; Bin yıllık temeller üzerine dayalı Ulusal birlik içinde kaynaşmış olduğumuz kurd lehçeleri olan ve bu lehçeyi konuşan yurttaşlarımızı yapay olarak bir azınlık saymamız, maksist,faşist,dinsel baskıcı örgütlenmelere özgürlük tanımamızı, Kıbrıs Türklerini ve Ülkemiz'in ada dolayısıyla oluşan yaşamsal çıkarlarını Rumlar'ın ve Yunanistan'ın insafına bırakmamız, gibi insan hakları ve özgürlüklriyle hiç bağdaşmayan isteklerini tekrar, tekrar yenlemektedirler.Batı'nın tam bir serinkanlılıkla bu tutarsızlığı sergilemesi nasıl açıklanabilirki!!!?

Batı'nın bu çelişkili yapısına tanı koymuş olan Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK'ün şu çok önemli saptaması, bu soruyu cevaplamamızı kolaylaştırmaktadır. ''-Türkiye'nin bugünkü savaşımı yanlız kendi adına ve hesabına olsaydı belki daha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi.Ülkemiz'in savunduğu, bütün ezilen Millet'lerin bütün Doğu'nun davasıdır.''Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK'ün koyduğu bu tanı, aynı zamanda Siyaset Batısı'nın ve onlarınÜlkemiz'deki işbirlikçilri'nin neden durmadan ATATÜRK'çülüğe saldırdıklarını anlamamızı'da, Avrupa Birliği'ne başarıyla girmemiz'in ancak Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRT'ün Cumhuriyet'imize temel olan ve Demokratik Devletçi, ekonominin'de içinde yer aldığı İlke ve Kurumlara tutarlılıkla sahip çıkmaya ve uygulamaya bağlı olduğunu görmemizi'de sağlayacaktır. Fakat; Bu tanı'nın gerekleriniyapabilecek olanlar, ancak Millet'e hesap verme bilincine sahip yöneticilerdir.Böyle yöneticiler ise yine ancak partiler'in iç yapısı'nın Demokratik olması durumunda bulunabilirler.Parti içi Demokrasi, bırakınız yolsuzlukları ya da yasadışı eylemleri, bir seçim başarısızlığıdurumunda bile parti'nin yönetimi'nin değişmesini gerektirmelidir. Fakat; Siyasal partileri böyle Demokratik yapda olan Devlet'ler güçlü devletler'dir.

Parti içi Demokrasiyi rafa kaldırarak, Ülke yönetimin'de söz sahibi olmayı sürdüren yıpranmış politikacılar, bir Devlet'i ancak güçsüz duruma düşürebilirler.Dünya'da o Millet'e böyle yönetilerine bakarak değer veriri değilmi? Bu gün bir bölümü 30 - 40 yıldan beri, en tazeleri bile 20 yıldan beri Millet'imizin ve Ülkemiz'in yazgısı üzerinde birinci derece sorumluluk taşıyagelen üst düzey siyaset adamlarından bir teki bile, evet, bir teki bile Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Cumhuriyet'inin 10. yılında yüzü ak, alnı açık olarak Millet'e söylediği şu sözler'i, söyleyebilecek durumdamıdırlar?!!

'' BÜYÜK TÜRK MİLLET'İ ONBEŞ YIL'DAN BERİ BAŞARI SÖZÜ VEREN ÇOK SÖZLERİM'İ İŞİTTİNİZ.MUTLUYUM Kİ, BU SÖZLERİMİN HİÇ BİRİNDE MİLLET'İMİN HAKKIM'DA GÜVENİNİ SARSACAK BİR YANILGIYA UĞRAMADIM.''

İşte bir Devlet'i güçlü, bir Millet'i mutlu edecekolan, bu hesabı verebilecek yönetimlerdir!!!



Dip Not:

BVB:(BayburtluVeyselgiderBelgeliği)'inden yararlanılmıştır.

Yüksel Gider
Yayın Tarihi : 17 Kasım 2005 Perşembe 13:31:39


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
bahar IP: 81.215.79.xxx Tarih : 30.12.2005 15:41:05
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü bir anlayabilsek.Avrupa birliğene ble ihtiyaç duymayız.Avrupa dayatıyor bizler yapmaya mecbr bırakyor.ATATÜRK'ün söyediklerine bakmalıyır ve gerçek ATATÜRK'ü anlamalıyız ve onun söylediğ doğrultuda ilerlemeliyiz

şehmuz KAZAN IP: 85.104.4.xxx Tarih : 23.11.2005 13:21:10
Türkiyemiz'in Gazi Mustafa Kemal gibi yöneticilere ihtiyacı olduğu kanaatindeyim.ATATÜRK'ü bütün yöneticilerimiz örnek almalıdırlar diyorum.Yoksa Türkiyemiz bir yere varamaz.Bu yazıda da ATATÜRK'ün gibi Millete hesap verecek yöneticiler istiyoruz.Türkiyemizi yönetenler bu yazıyı okumalıdırlar.Bu sözlerden kendilerine birer pay çıkarmalıdırlar.saygılar