
Bayburt’ta Ahilik Haftası etkinlikleri kapsamında tören düzenlendi.
Şair Zihni Kültür Merkezinde düzenlenen 22. Ahilik Haftası etkinlikleri programına Vali Kerem Al, Belediye Başkanı Hacı Ali Polat, Cumhuriyet Başsavcısı Mithat Kutanoğlu, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Yumak, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Selahattin Karaman ve Esnaf Odası temsilcileri ve davetliler katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasının ardından konuşan Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Selahattin Karaman yaptı. Karaman “Bilindiği üzere 1988 yılından bu güne teşkilatımızca büyük bir coşku ile kutlanılan Ahilik Haftasının koordinasyonu 13 Ağustos 2008 tarihinde yürürlüğe gire “Ahilik Haftası Kutlamaları Yönetmeliği” ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığına devredilmiştir. Yine aynı yönetmelik ile Ahilik Kültürü Haftasının 81 ilimizde kutlanması sağlanmıştır. Bu değişiklik ile teşkilat birimlerimize Anadolu’da kökleri 13. yüzyıla kadar dayanan, insanların ekonomik sosyal ve kültürel hayatına yön veren, ahlakla sanatın ahenkli birleşmesini amaç edinen Ahi Teşkilatlanmasının geniş kitlelere anlatılması ve Ahilik Kültürünün yaşatılarak gelecek nesillere ulaştırılması yönünde bizlere önemli görevler düşmektedir” dedi.
Ahi birliklerinin faaliyetleri ve uygulama şekillerine de değinen Karaman sözlerini şöyle sürdürdü, “Ahi birlikleri dört kademeli bir eğitim sürecinden geçmektedirler. Ahi birliklerinde mesleki eğitim; iş başındaki Çırak ve Kalfalara Ustalar tarafından verilirdi. Mesleki eğitimle genel eğitimi ve içtimai hayatı bütünlük içerisinde ele alan Ahi birliklerinde bir gencin meslek hayatının birinci kademesi “yamaklık”’tır. Yamaklık 10 yaşında olan çocukların velileri tarafından sanat öğrenmek maksadıyla usta yanına verilmesiyle başlar ve okuyup yazmalarına da önem verilirdi. İki sene ücretsiz Yamaklık edenler, özel bir törenle çıraklığa yükselirdi. Çıraklık dönemi her meslekte değişik sürelerde olmakla beraber, genelde üç yıllık çıraklık döneminden sonra kalfalığa yükselirdi. Kalfalık dönemi ise bütün mesleklerde üç yıldır. On yaşında Meslek öğrenmek üzere Ahi Birliklerine katılan Yamak’lar Çırak ve Kalfalık dönemlerini de sekiz yılda tamamladıktan sonra Ustalığa yükselmek için imtihan niteliğinde bir törene katılırdı. Bu törende Kalfa, kendi sanatı ile ilgili kendi eli ile yaptığı bir eseri hazırlar ve bunu Ahi Baba Vekilinin Başkanlık ettiği Ustalar Meclisine sunardı. İş, zaviyede toplanmış olan Ustalar tarafından beğenildiğinde, genç kalfa ustalığa yükseltilir ve Ahi Baba vekili tarafından kulağına şu sözler söylenirdi. “Harama bakma, haram yeme, haram içme, doğru, sabırlı dayanıklı ol. Yalan söyleme. Büyüklerinden önce söze başlama. Kimseyi kandırma, kanaatkâr ol. Dünya malına tamah etme. Yanlış ölçme. Eksik tartma. Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil ve kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol. “Esnaf ve Sanatkârlarımız tarafından yetiştirilen ustalarımıza böyle güzel nasihatlardan bulunan Ahi Evranları huzurunuzda bir kez daha rahmet ve şükranla anıyoruz” diye konuştu.
Törende konuşan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Yumak ise “Ahilik kültür bir gelenek olmuş. Bir yaşam biçimi haline gelmiş ve bir felsefe olmuş. Bu felsefe Osmanlı Devleti’nin de dayanağını oluşturmuş. Yani Osmanlı Devletinin temelinin sağlam ve uzun süreli kalıcı olmasının sebeplerinden başında Ahiliğin öneminin çok iyi vurgulanmasından dolayıdır. Ahiliği çok iyi anlamamız lazım. Ahinin üç şeyi açık olmalıdır. Eli açık yani veren olmalı, kapısı açık yani misafirperver olmalı. Yanına aç geleni tok göndermeli. Üç şeyi de kapalı olmalı: gözü kapalı olmalı yani ayıp örtmeli, dili bağlı olmalı yani kimseye kötü söz söylememeli, beli bağlı olmalı yani kimsenin namusuna kem gözle bakmamalı. Bunlar aynı zamanda inancımızın da temel dayanaklarıdır. İnsanın yaşam biçimi şekillendiren bu değerlerin mutlaka muhafaza edilmesi lazımdır. Bu hassasiyetlerin gelecek nesillere de taşınması lazım. Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olarak bu ilkeler doğrultusunda buradaki katılımcılar ve imalatçılar, üreticiler, zanaatkarlara şunu söylemek istiyorum. Verdiğimiz söze bağlı kalmamız lazım, randevularımıza sadık olmamız lazım, rızkın onda dokuzu ticarette ama bu helal kazançta. Bu helal kazancı elde edebilmek için kaliteli üretim yapmamız lazım.”
Bayburt Üniversitesi Bayburt Meslek Yüksek Okulu Müdür Yardımcısı Okutman Kürşat Kara ise yapmış olduğu konuşmada Ahi kelimesinin kökeni ve kaynağına değindi. Kara şunları kaydetti; “’Ahi’ kelimesinin kaynağı hakkında iki farklı görüş vardır: Bunlardan biri, kelimenin Arapça “kardeşim” demek olan “ahî” kelimesinden, ikincisi ise, Dîvânu Lugâti’t-Türk ve Atabetü’l-Hakâyık gibi kaynaklarda geçen ve “eli açık, cömert” anlamlarına gelen Türkçe “akı” kelimesinden geldiği görüşüdür.
Bir kavram olarak ise Ahilik, İslâm dünyasında Abbasi halifesi Nâsır Li-dînillâh tarafından kurumlaştırılan “fütüvvet” kurumunun, Anadolu’da 13. yüzyıldan itibaren millî ve yerli unsurlarla donanmış bir şeklidir.
Ahilik, sanat, ticaret ve mesleğin, olgun kişilik, ahlak ve doğruluğun iç içe girmiş bir alaşımıdır. Ahi diye anılan kişi kesin olarak bir sanat, ticaret ya da meslek sahibidir. O bununla birlikte olgun, ahlaklı, merhametli, iyiliksever ve her işinde, her davranışında dürüst ve güvenilir bir kişidir. Sözünde durma, doğruluk, güven verme, eli açıklık, alçak gönüllülük, bağışlayıcılık, dindarlık, başkasının ayıbını görmemek gibi fütüvvet kurallarına uyma, fütüvvet sahibi ve olgun kişi olma gibi yetenekleri benimseten kuralları kapsayan fütüvvetnameler, Şiilik, Bektaşilik, Kalenderlik, Melamilik, ahilik, gibi tarikat ve örgütlerce benimsendi. Ahiliğin belirgin niteliği, ahi adıyla anılan kişinin, sanat, ticaret ya da bir meslek koluyla uğraşmakta bulunmasıdır. Bununla birlikte ahi, sanat ve meslek yollarını öğrenirken, fütüvvetçilerin bildiği kuralları ve ahlakî nitelikleri de öğreniyordu; yani sanatın incelikleri, ahlakî nitelikleri aynı zamanda öğreniliyordu.
Ahilerde bu çifte nitelik nasıl öğreniliyordu? Bunlar sanata ve mesleğe çok küçük yaşta başlarlardı. Ahilik yoluna girenlerde ilk basamak, "yamaklık" ti. Bundan sonra çıraklık, onun ardından kalfalık, kalfalığın üstü de ustalıktı.Bu basamakların birinden ötekine geçiş süresi fütüvvetnamelere göre 1000 gün yaklaşık üç yıla yakın bir aradır; ama yamaklıktan çıraklığa, iki yılda geçilebilirdi. Çıraklıkla kalfalık, kalfalıkla ustalık arası, sanatına ve mesleğine göre üç yılı da aşabiliyordu.”
Belediye Başkanı Hacı Ali Polat konuşmasında, “Bu haftanın tüm esnafımıza hayırlar getirmesini temenni ederek sözlerime başlamak istiyorum. Tabi baktığımızda Ahiliğin 22. Haftasını kutluyoruz ama Ahilikten bahsederken bin 300’lü yıllardan beri devam eden bir gelenek. Ahiliği araştırdığımızda hiç katıksız, İslami edep ve terbiyenin var olduğunu görüyoruz. Ahilerin yetişmesinde de baktığımızda İslam alimlerini görüyoruz. Orta Asya’da Ahilik Hoca Ahmet Yesevi’den feyz alıyor. Orta Asyadan Alperenler diye adlandırılan İslam Alimleri Anadolu’ya niçin gelmişler. Buralarda İslamiyeti yaymak için gelmişler. Bir medeniyet getirmek için gelmişler. Buralara gelirken de Ahilik gibi güzel kültürlerimizi de beraberinde getirmişler. Ahilik bu anlamda Türk İslam Kültürünün temel taşlarından biridir. Bugün Ahiliğin 22. haftasını değil de, 8. yüzyılını kutluyor olmalıydık. Ama biliyorsunuz ki, tarih boyunca inkar politikaları eksik olmamıştır. Allah rahmet eylesin, 1988 yılında Turgut Özal’ın girişimiyle yeniden tarihi güzelliklerimizi ortaya çıkarmaya başlanmıştır. Bu anlamda o dönem Ahilik içinde bir dönüm noktasıdır. Onun için kendi geçmişimize gelenek ve göreneklerimize iyi sahip çıkmalıyız. Ahilikteki yamak, çırak, kalfa, usta gibi aşamalardan geçerken aynı zamanda İslami örf ve adetlerle kaynaştırılarak, insanlar topluma birer faydalı dürüst, aldatmayan kişiler olarak kazandırılmıştır. Onun için geçmişimizin güzelliği bizim, kötüsü bizim değil. Geçmişimizin güzelliklerine sahip çıkmalıyız. Nasıl o dönemde böylesine güzel teşkilatlar kurulup insanların topluma faydalı bireyler olması sağlanmışsa, bugünde Türk Milletinin yeniden silkinip ayağa kalkması için aynı edep ve terbiyeyi örnek alarak toplum hayatında yer alması lazımdır” diye konuştu.
Programın son konuşmasını Valimiz Kerem Al yaptı : Al, “Ülkeler ancak geçmişle beslenerek güvenli ve büyük bir yarın inşa edebilirler. Hele de bizim gibi, 1000 yıldan fazla süredir tarih sahnesinde olup, insanlığın yararına pek çok örnek uygulama ortaya koymuş bir milletin geçmişini çok daha iyi anlaması gerekmektedir. Bu örnek uygulamalardan biri de Ahiliktir. Türk’lerin Rönesansı olarak da nitelenebilecek Ahilik; birlik ve beraberlerin vücut bulmuş halidir. Ahilik anlayışında din, dil, ırk farkı gözetmeksizin herkese eşit muamele yapılmıştır. İş ve meslek ahlakı kabul edilmesi mecburi kurallar haline getirilmiştir. Kendinden önce başkalarını düşünmek ve kollamak, hak ettiğinden fazlasını istememek, kanaat ve tevazu sahibi olmak, kendi yeteneğine uygun bir işle meşgul olmak, birliğin ve beraberliğin korunması için dayanışma içerisinde bulunmak, ahiliğin uyulması şart olan ahlak kaideleri olarak benimsenmiştir. Çalışanlar ile çalıştıranlar arasında pek fark olmayan Ahilik Sisteminde, baba-oğul ilişkisi egemen kılınmıştır. İş yerleri, sanatın ve ahlakın öğretildiği birer okula dönüşmüştür. Bu sistemde, ürünler ihtiyacı karşılayacak şekilde tam ve kusursuz üretilmiştir. Emeğin karşılığı alın teri kurumadan ödenmiştir. Yardımlaşma ve dayanışma egemen kılınmıştır. Dolayısıyla Ahilik sisteminde “emek ve sermaye” hep barışık olmuştur. Sivil toplum kuruluşları için ilk model olarak nitelenebilecek Ahi birliklerini, batıdaki ve doğudaki benzer teşkilatlardan ayıran temel özellik, din ve devlet adamlarının ahiler üzerinde etkisinin bulunmamasıdır” şeklinde konuştu.
Programın son bölümünde Ahilik Plaket ve onur belgelerinin takdimi gerçekleşti. Ödül töreninde ilk sırayı 6. 7. ve 8. sınıf öğrencilerinden Seviye Belirleme Sınavında Bayburt birincisi olan Onur Tütüneken, Ömer Faruk İşaşır ve Aykut Tekmen’e plaket verildi.
Törende daha sonra yok olmaya yüz tutmuş meslekleri günümüze kadar taşıyan ve yaşatan Esnaf ve Sanatkarlara da plaketler verildi. İhram İmalatçılığı yapan Hamiyet Korkmaz, Sevim Atamer ve Züleyha Kırmızıoğlu’na plaketlerini Vali Kerem Al verdi.
Kilim İmalatçılığı yapan Ayşe Karadağ, Çiğdem Çeker ve Pınar Ocaklı’ya ise plaketlerini Belediye Başkanı Hacı Ali Polat’tan aldı. Programda ayrıca Nal ve Demir Ev Aletleri İmalatçılığı, Bakır Malzeme İmalatçılığı, Açık Ayakkabı ve Tablalı Mes İmalatçılığı yapan sanatkarlara plaket verildi.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
SELAMÜNALEYKÜM..BEn kısa yazacagım..hoca ne demiş.ye kürküm YEEE.bızım ne içerde nede dişarda gerçek bır bayburtlumuz yokk...hep kurban oluram bayburt ta dıyorler ama kımse kurban kesmıyor bayburt için.KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN .tüm bayburt sevdalılarınnnn
bayburtta esnaf, sanatkarmı kaldı,bunlar neyi kutluyor,bir şehirin ekonomisi dilek ve temennilerle kalkınmaz, lütfen elinizi taşin altına koyup bayburta yatırım yapılmasını sağlayın