Öğretmenler Günü, Bayburt'ta düzenlenen törenlerle kutlandı.
Cumhuriyet Caddesi Atatürk Bulvarı'ndaki Atatürk Anıtı'na çelenklerin sunumuyla başlayan törenler Halk Eğitim Merkezi'nde devam etti.
Halk Eğitim Merkezi'ndeki törenlere Bayburt Vali Vali Vekili Erkan Karahan, Bayburt Vali Yardımcısı Polat Kara, Bayburt Belediye Başkanı Bekir Çetin, Milli Eğitim Müdürü Süleyman Harmancı, şube müdürleri, Bayburt Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç.Dr. Osman Pekel'in yanı sıra , daire müdürleri öğrenciler ve öğretmenler katıldı.
İl Milli Eğitim Müdürü Süleyman Harmancı törende yaptığı konuşmada, öğretmenliğin önemine işaret ederek şunları söyledi: " Bilgi çağı denilen bu çağda nitelikli insanın yetiştirilmesi tüm dünyanın eğitim politikalarının en önemli konusu olmuştur. Bir ülkenin eğitim politikası o milletin varlık politikasıdır. İnsanoğlu beşikten mezara kadar hayatının her safhasında ona bir şeyler veren dünyanın en büyük mesuliyetlerine sahip olan kaderimizin hakikatin işleyicisi karekterlerimizin yapıcısı öğretmenlerdir. " dedi.
Bayburt Vali Yardımcısı ve Vali Vekili Erkan Karahan da konuşmasında şunları kaydetti: "Bedeli hiçbir maddi karşılıkla ölçülmeyecek kadar saygın, sevgi ve fedakarlık mesleği olan güzel bir mesleğin sahibisiniz. Dünyanın her yerinde öğretmenler toplumun en özverili ve en saygıdeğer öğeleridir. Millet Mekteplerinin açılışı ve Ulu Önder Atatürk'ün Başöğretmenliği kabulünün bir yıl dönümünde daha öğretmenler gününü birlikte kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz."
Törende daha sonra Bayburt Vali Yardımcısı Polat Kara, tarafından meslekten emekliye ayrılmış öğretmenlere teşekkür belgeleri verildi. Mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin de yemin ettiği törende, Bayburt Belediye Başkanı Bekir Çetin tarafından Atatürk Konulu bilgi yarışmasında dereceye giren Şehit Recep Eşiyok İlköğretim Okulu'na ödülülleri verildi.
Tören, öğretmenler tarafından kurulan halk müziği korosunun günümüzün sevilen parçaların seslendirilmesiyle sona erdi.
iha
Yayın Tarihi :
25 Kasım 2006 Cumartesi 09:50:26
Yorumlarınız
ibrahim durmuş IP: 194.27.49.xxx Tarih : 29.11.2006 15:19:56
hocam ne yapıyorsunuz ben sizin bayburt lisesindeyken öğrencinizdim umarım güzel bir geceydi vizelerim olduğu için gelemedim kusura bakmayın tüm BAYBURT LİSESİ HOCALARINA SELAMLAR ALLAH KOLAYLIK VERSİN öğrencilerinin de derslerinde başarılı olmaları dileği ile by
adem durulmuş haber 69 ankara bölge müdürü IP: 88.226.62.xxx Tarih : 14.12.2006 12:01:21
ÖĞRETMENLER GÜNÜ AMA HANGİ ÖĞRETMEN Evet bildiğimiz üzere geçen haftalar öğretmenler günü idi. Ama hangi öğretmen. Aybaşı ne kadar para alacağını hesap eden mi, yoksa ikinci işine daha önem veren öğretmen mi. Veyahut alacağı parayı helal yoldan kazanıp, kendine ve çocuklarına haram lokma yedirmeyen öğretmen mi Bu gençlik uçuruma doğru gidiyor. Çocuklar okul yerine, cafeye, pastaneye, internete giderken, onlara bu şuuru vermeyen, ya bu çocuk bugün okula gelmedi nerede acaba diye, merak edip ailesini bildiren öğretmenler nerede. Saygının, sevginin azaldığı bu maddiyatçı devirde, zaten paraya önem veren, çocukları para gelir kapısı gören öğretmenlerin acaba hiç mi vicdanları sızlamıyor. Ankara da gördüğüm manzaralar beni Türkiye acaba nereye gidiyor diye düşündürüyor. Acaba çocuklarımızı nasıl yetiştireceğiz, nasıl bu vicdansızların eline bırakacağız diye kendi kendimi hırpalıyorum. Biz de öğrenci olduk. Hocamızı gördüğümüzde ceketin önünü iliklerdik saygıdan. Şimdi ne iliklemesi, gömlek yakası acık, kızların ta içindeki görünüyor. Acaba o kızı otobüste, metro da gören bir anne baba, benim kızımda şu an bu halde midir diye endişeleniyor mu, yoksa benim kızım yapmaz diye, sorumluluktan mı kaçıyor. Ne kadar sorumluluktan kaçarsa kaçsın, eğer çocuğuna iyi bir aile terbiyesi vermedi ise, yarın başına gelecekleri düşünmelidir ve ona göre davranmalıdır ve başına geleceklere razı olmalıdır. Okula gidiyorum diye evden çıkan bir çocuk, eğer bir başkasına kaçıyorsa, demek ki bu hem ailenin hem de onlara bu şuuru vermeyen öğretmenlerin hatasıdır. Neden mi öğretmen. Şimdi ki öğretmenler hep genç nesil. Hayat şartlarının zorlugundan evlenmeyip, gittiği yerde bir meslektaş bulup çift maaş geçinmenin hesabını yapıyorlar. Ve okulda öğretmek yerine, karşı cinsle aşk yaşayarak öğrencilere ne güzelde örnek oluyorlar. Bunların yetiştirdiği öğrencilerden vatana millete nasıl hayır gelir. Biz ilahiyatçıları öğretmen olarak almazlar, neden gericiyi biz, ancak onlara çağdışı bilgileri yükleriz diye. İşte eserleriniz, övünün eserleriniz ile. Okulda, otobüste, sokakta gördüğümüz öğrenciler ile. Gerçi sizinde suçunuz yok. Öğrencilere ahlaki terbiye, dini terbiyeyi verseniz, irticacı hoca damgası yersiniz, fişlenirsiniz. Sizde haklısınız, ekmek paranız. Ama inanın olan gençlerimize, geleceğimizin teminatlarına oluyor. Size sadece şu nu söylemek isterim; Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün çizgisinden ayrılmayın. Eğer o çizgiden ayrılmasanız inanıyorum ki Türkiye daha ileri gider ve yükselir. Yoksa İlahiyatçıları, imam hatipleri yok sayan gerici zihniyet ile değil. İşte Atatürk’ün çizgisinden size bir örnek, iyice okuyun sayın öğretmenlerim. Turgut Özal Başbakan, Vehbi Dinçerler Milli Eğitim Bakanlığı zamanında Türkiye’ye Japonya’dan bir eğitim heyeti gelir. Temas ve incelemeler yapacak, neticeyi yetkililere aktaracaklar. Japon heyeti yurdumuzun bazı bölgelerinde gerekli incelemeleri yapar ve toplantı halindeki Türk heyetine ilginç tespitlerini sunarlar; ‘sizin çocuklarda milli şuur yok’. Bizimkiler şaşırır! Bizim çocukların damarlarında ki kan milli duygumuzun kaynağıdır derler. Peki derler Japonlara, sizin gençlerinizde milli şuur var mıdır? Neler yapılması gerekir? Japonlar şöyle cevap verir;’ biz gençlerimize ilk mektebe başlamadan ‘şok testler’ uygularız. Mesala uçak gibi hızlı giden trenlerimize bindirir, bir tur arttırırız. Çok katlı yollardan geçen tren, onları şöyle bir sarsar. Mini mini çocuklarımız teknolojinin bu baş döndürücü neticesini görerek şok olurlar. Sonra… Bu şoktan sonra Hiroşima’ya götürürüz. Bölgeyi aynen koruyoruz. Bombalanmış bu bölge hakkında bilgilendirir, değil hayvan, bitkinin bile yeşermediğini gösteririz. Ve deriz ki; ‘Eğer sizler, sizden öncekileri geçmez iseniz vatanınız, işte böyle düşmanlar tarafından bombalanır. Hiçbir canlı yaşamayacak şekilde size bırakırlar. Çalışırsanız, bindiğiniz hızlı trenleri bile geceçek yeni vasıtalar yaparsanız, teknolojide zirveye ulaşırsanız size dokunamazlar, çekinirler. İşte biz çocuklara ikinci bir şoku böyle yaşatırız, tarihi gerçeklerle. Türk heyeti sorar;’ Peki Türkiye için bir tespitiniz var mı? Gözlemleriniz nelerdir?’ Japonlar elbette var, hem de bizimkinden çok daha önemli. Çanakkale Savaşı’nın olduğu bölge. Bu bölüm gençlerinizin şok olması için yeterde artar bile. Bir metre kareye altı bin merminin düştüğü savaşta, Türkler imkansızı başararak galip çıkıyor. En son teknolojiye ve donanıma meydan okuyarak, inancın galip geldiğinin ispatını yapıyorlar. Üstelik karşılarında tek bir düşman değil, müttefik güçler, sizin tabirinizle yetmiş iki millet var. İşte acı gerçek. Japonlar bize ders veriyor, ama biz irtica korkusu ile çocuklarımıza bu dersi veremiyoruz. Yazık bu çocuklara, yazık canımdan da çok sevdiğim biricik vatanıma. YAZIK!