İlçemiz jeopolitik önemi ve ilçe konumundan çok büyük bir metropol olması nedeniyle, bir çok insanın iştahını kabartan bir pasta gibidir. Bu pastadan en büyük dilimi kapmak içinde büyük savaşlar ve entrikalar yaşanmaktadır.
Eğitim, altyapı ve medya bilgisinden uzak, tamamıyla çıkar ve menfaat üzerine dayanan ilişkilerle sürdürülmeye çalışılan bu meslek erbapları, belli noktalarda çıkar çatışmasına neden olmakta ve farklı mecralara doğru sürüklenmektedir. Tek olmak, farklı olmak yada doğruların tek savunucusu gibi gözükmek uğruna sürekli çatışanlar, gerçeklerden uzaklaşmış ve halkın değil ancak kendilerinin savunucusu haline gelmiştir. Bu uğurda siyaseti, halkı, hatta dini bile araç haline getirenler, kişiye göre imaj geliştirmekte, para kazanma düşünce ve emelleri uğruna çekinmeden insan harcamaktadırlar. Aynaya bakıp servetiyle, eviyle, arabasıyla övünen, ben tekim ne kadarda önemliyim diyerek kendinden başkasını önemsemeyen bu insanlar, aslında küçüklüğün verdiği büyük bir halüsünasyon içinde yaşadıklarının farkında bile değillerdir.
Zamanımızın önemli mesleği olan Medyayı, belli bir yere gelmek için kullananlar, bu uğurda insanları kendi saflarına çekmek için bazen övüp göklere çıkarmakta, bazen de lekeleyip yerlerde sürüklemekten çekinmemektedirler. Bulundukları yerlerde tek güç olduklarını sananlar, saf ve bilgisiz insanları yaptıkları yalan ve riya belgeleriyle kandırmaktadırlar. Siyasileri şantaj, tehdit ve yalan haberlerle korkutmakta, ne koparırsak kardır düşüncesiyle yollarına devam etmektedirler. Sadece eskiden burada olmanın ve medyayla bir şekilde ilişkilendirilmenin sayesinde, belli seviyelere getirilen, fakat hiçbir bilgi ve eğitim altyapısına sahip olmayan bu kişiler, mesleği kullanarak kariyer ve servet edinmişlerdir. İki kelimeyi bir araya getiremeyen, fotoğraf çekmeyi sanat olarak gören, tek bir yeteneği ile başkalarını küçümseyen, kalıplaşmış belli cümlelerin dışına çıkamayan, Türk Dilini ve Edebiyatını neredeyse hiç bilmeyen, Gazetecilik İdeolojisinden uzak, giyimi, görünüşü ve tarzıyla iticilik odağı haline gelenler, ellerine aldıkları ‘’Medyayı’’ kullanarak hakimiyetlerini ilan etmişlerdir. Onlar için kolaya kaçmak, oradan buradan alıntı yapmak (çalmak), bir üstüne bir ekleyip (pireyi deve yapmak), canı sıkıldığında morali bozulduğunda (köşe yazılarıyla kin kusmak), köşe yazarı gibi geçinip kendi düşünce ve isteklerini buradan halka yaymak, bu uğurda internetten hırsızlık yapmaktan çekinmemek, yada haber yaparım ama sende beni görürsün sistemiyle cebini doldurmak onlar için son derece mubah ve olası bir şey gibi görünmektedir.
İnsanları sömürmeyi, bazılarının parasını, bazılarının bilgi ve becerisini kullanıp bir kenara atmayı alışkanlık haline getiren, bundan kendine hiçbir pay çıkartmadan sürekli suçu başkalarından görenler, vicdan muhakemesinden uzak kendi haram tekerlerini sürekli döndürmektedirler. Hep daha çok para, daha çok kariyer ve önlerinde eğilen daha çok insan görmekten mutlu olanlar, belli bir kesimi arkalarına alarak, sıkıştıklarında ise bu yetkiyi kullanmak kaydıyla tehlikeleri bertaraf etmektedirler. At gözlüğü takmışçasına sürekli önünü gören, körü körüne bir partinin yada ideolojinin savunucusu, objektif ve dürüst olamayan, insanları sürekli yanlış anlayan, hep kendi fikirlerinin doğru olduğunu düşünen ve hiçbir fikre ve düşünceye saygı duymayan, yaptığı boş tutum ve davranışları ile hem bu dünya hem de ahiret saadetini kazandığını düşünerek içi rahat olan, parayı araç değil amaç olarak gören, ucuz medya kovboyluğu yaparak elindeki fırsatları üstünlük olarak görenler varoldukça, medya her zaman dejenere olmaya ve sürekli kötü ve yanlış odaklar tarafından yönetilmeye devam edilecektir. İçinde iman ve vicdan taşıyanlar bu ortamda fazla barınamamakta ve bir şekilde, bu ortamdakiler tarafınsan dışlanmaktadırlar. Kendilerinde olmayan insani davranışları karşısındakinde görenler, tahtlarının yıkılma korkusuyla, bu düşünceleri de silmek için ellerinden geleni yapmaktan çekinmemektedirler. Para kazandıkça zayıflayan iman ve insani duygularla körelen gözler, derin çukurlara düşmeyi yükselmek olarak görmekte, kazandıkça maddi anlamda yükselmekte ama manevi anlamda derine batmaktalar. Şüphesiz bu mesleği gerçek anlamıyla yapanlar da vardır. Eğitimli, dürüst, insani açıdan son derece gelişmiş olanları, diğer yanlış kesimden ayrı tutmakta ve onları kesinlikle tenzih etmekteyim. Zaten alınması gereken bu yazıyı okuduğunda işte burada benden bahsediliyor diyecek ve kendinden bir parça bulacaktır. Fakat yinede bu yazılanlardan kendilerine pay çıkarmayacaklar ve kaldıkları yerden devam edeceklerdir. Ama şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki. Ölüm her an bizi beklemekte ve sonuz bir hayata doğru girmekteyiz. Hak yemek, kalp kırmak, insanları küçümsemek, böbürlenmek ve diğer kötü davranışlar içinde bulunanlar, mesleğini hak etmediği şekilde yapanlar ve bu mesleği paraya çevirenler, bir gün mutlaka cezayla karşılaşacaklardır. Büyük bir acı ve kaosun her yeri kapladığı o günde, hiç kimse hiçbir şeyden kaçma fırsatı bulamayacaktır. Eteklerdeki taşlar birer-birer dökülecek, kim yalan kim gerçek ortaya çıkacaktır. Şüphesiz vicdanın tokadını yiyeceklere o gün büyük bir acı ve utanç vardır.
Bülent Yılmaz.