22
Şubat
2026
Pazar
GÜNCEL

Saroz 'mücavir alan' kurbanı

Keşan Belediye Başkanı Dr. Mehmet Özcan son günlerde hummalı bir faaliyet içinde. Çünkü bölgenin en önemli festivallerinden biri için hazırlık yapıyor. Önemli diyoruz, çünkü bu festival sadece kentin tanıtımını değil, bölgenin turizm potansiyelini de harekete geçirmek üzere düzenlenmiş. Ancak çalışma koşulları oldukça güç.

Neden mi?

Çünkü başkan Özcan, mesleği ve Keşanlı olmasından dolayı oldukça tanınan biri. Çalışma noktasında gelip hatırını soran eş dost onu son derece mutlu ediyor. Burası Türkiye...

Hangi başkana bir soru sorsanız bin ah işitirsiniz... Ve işin en ilginç yanı hepsi de haklıdır. Yine öyle oldu. Özcan Başkan’a bir sorduk, bin ah işittik....

Başkan Özcan’ın en büyük sorunu mücavir alan ile ilgili. İsteği ise Ankara’dakilerin bu serzenişi duyması. Doğru söylüyor başkan. Türkiye’nin en güzel bölgesine ve en güzel denizine sahipsiniz ve eliniz kolunuz bağlı....

Olacak iş değil...

Keşan Belediye Başkanı Özcan ile tüm bu yoğunluk arasında konuştuk. Biz sorduk, o dertlerini sıraladı. İşte bu söyleşiden satır başları:

M.A.: Bu yoğunlukta nasıl çalışıyorsunuz?

M.Ö.: Herkes herkesi tanıyor. En azından su parası ödemeye gelen bir vatandaş “Başkana bir merhaba diyeyim” diye geliyor. O nedenle spesifik bir konuya yönlenmek istediğimiz zaman kimseyi rahatsız etmeyeceğine inandığınız bir yerde görüşebileceğiniz teknik konularda oraya yoğunlaşarak daha verimli olacağı kanısındayım. Sabah topladık ürün mamulleri ekibini arkadaşı vekalet bırakmıştık. İşte festival hazırlıkları genel kendi programlarımız falan, herkes kendi görevini aldı gitti.

Şimdi öğleden sonrada festival komitesini tekrar toplayacağız. Aşağı yukarı gelen giden konuklarımız belli oldu. Bunların yanlarına rehberleri, festival alanına yapacağımız ilave ekstra düzenlemeler için işte gündeme getirilecek konular emniyetle ilgili alınacak tedbirler. Özel güvenlik isteyecek miyiz, istemeyecek miyiz aşağı yukarı emniyetin buraya yapacağı takviyeler belli oldu. İşte buna benzer şeyler.

M.A.: Festivalin Keşan ekonomisine katkısı nedir?

M.Ö.: Şimdi onu değerlendirmek için biraz gerilere gitmek lazım. Bundan yaklaşık 25 yıl kadar önce gelenek haline gelmiş. Keşan’da başlar Uzun Köprü’sü Çorlu’su panayırlar zinciri. Başlangıç olarak da sonbahar’ın başlarında yapılan etkinliklerdi. Niçin yapıldı o zamanlar tabi bu kadar ulaşım araçlarının olmadığı dönemlerde üretici, özellikle köylü kesimi, ürününü satar, cebinde parası olur, uzun bir kış dönemi geçirecektir. Hazır cebinde para varken gelir bazı ihtiyaçlarını karşılar bu arada da eğlence ortamında bu sürer gider.

Çok eskilere dayanır bereketli bir yılın sonunda dinsel temalarda da vardır şükür töreni şeklinde bazıları kurban keserler. Daha Sümerlerden beri birçok toplumda hatta tek tanrılı olmayan dinlerde de ortak buluşma noktaları şeklinde. Buna 25 sene ara verilmiş 25 sene önce ilki ve ikincisi de bu sene gerçekleşecek. Bir boşluk Türkiye’de de orta ve büyük çapta bu tür etkinlikler yapılmaya başlanmış. Yine daha önceden hasat sonu ürününü almış parasını cebine koymuş vatandaş bir takım ihtiyaçlarını gidermek için yörenin merkezi konumundaki yerde ihtiyaçlarını gidermek için burada yine aynı mantık var.

Ama buradaki kültürü kendi bölgenizdeki insanla birlikte dışarıdakilere tanıtmak. Elinizdeki değerleri duyulmayan değerleri gösterip tanıtmak bir sene sonraki ekonomiye katkısını beklemek nedir bu sene festivalin adını değiştirdik Keşanlı Ali kültür ve sanat festivali olarak başlanmıştı. Nereye kadar gidecekti Keşanlı Ali diye ileriye gidemezsiniz.

Keşanlı Ali ile nereye kadar gider. Tamam hasbel kader Keşan lafı geçmiş ama Keşan’la ilgisi olmayan bir tiyatro konusu. Ama şu artısı var bizim semtin adının dünyanın birçok ünlü sahnelerinde okunmasına neden olmuş. Bizde ona gereken saygıyı gösterdik. İşte rahmetlinin adına park düzenledik, büstünü yaptırdık. Bir duyurumdaki amaç sonraki yıllara göre bizim yöremizdeki değerleri tanıtıp daha fazla insanın yöremize gelmesine dolayısıyla bölgeye gelen insanların en azından günlük asgari ihtiyaçlarını karşılarken buradaki üretimden faydalanmak zorunda.

Ticari anlamda yerli ve yabancı firmalar geliyor buraya. Küçük esnafa gelip geçen o kalabalık oldukça önemli bir kazanç bırakıyor. Tabi kalite tartışılır, kaliteden ziyade sanatçı popülaritesini yüksek tuttuk ki daha fazla insan gelsin. Geçen yıl mesela Ebru Gündeş gelmişti. Bu sene şöyle başlıyoruz Edip Akbayram, sonra İbrahim Tatlıses, üçüncüsü Ebru Gündeş ve Funda Arar geliyor. Alttaki sanatçıları saymıyorum. Pazar günü de özellikle final yapacağız. 30 milyarlık bir bütçede oraya aktardık.

M.A.: Ya Saroz’un tanıtımı ne olacak?

M.Ö.: Saroz, Winsörf yapmak için dünyanın en iyi parkurlarından biri. Bu sene üniversite oyunları olduğu için geniş bir çalışma yapamadık. Saroz’un tanımı için bu konuyu markalaştırmaya çalışıyoruz. Winsörf dünya kalitesinde bir spor olayı. Saroz’da bizim yerli winsorf yapan gönüllülerden yararlanmak istiyoruz. Bakın, geçen yıl bir Rus kompozitör sanatçıyla tanıştık.

Eriklide yazlık almış. Adam 55 yaşında ama çok zinde duruyor. Kaliforniya’da Mayorka’da birçok yerde winsörf yapmış. Ama kara köprüdeki winsörfe uygun rüzgarı diğer yerlerde bulamamış. Kimse bunu bilmiyor, nasıl bildireceksiniz işte festivallerin bunlarda faydaları var. Bir de bu tanıtımlar oldukça, bölge sanatını tanıttıkça orda kendi noksanlarınızı görüyorsunuz veya bazı yasal zorlukları görüyorsunuz.

Değişik dönemlerde yapılmış, bazı yasal zorluklardan dolayı mücavir olan konumdaki yayla sahibinin acil ihtiyaçlarını içme suyuyla ilgili yasal mevzuatta alt yapı katılım bedelleri emlak ve beyan bedeli almadan geçemiyorsunuz. O nüfusta bizim nüfusumuz değil. Yani kışın sıfıra yakın bir nüfus var. Doğal olarak orada bir sürü sorunları var halletmeniz lazım ki turizmdeki potansiyelimizi artıralım, gelenlerde ülkemize para bıraksın. Bizi şuna zorluyor festivaller; bir sonraki festivale daha sıkı ve daha iddialı hazırlanmamızı hatırlatıyor.

M.A.: Yeni projeler veya süre gelenler var mı?

M.Ö.: Bazı projelere 5-6 yıl önce başlamışlar. Mesela Gökçetepe. Fazlıdere, Gökçetepe o kadar doğa harikası yerler ki kıymet bilinmemiş şimdiye kadar.

Bakın Saroz’un tanıtımıyla ilgili her türlü organizasyona yani belli şeylerde kriterlerde aldatılmayacağınız, kaliteli olacak yaptırınız iş ses getirecek her türlü organizasyonda varım. Geçen yıl Trakya için oynanan bir oyunda bir boru hattı sorunumuz vardı. Petrol boru hattı için ne mücadeleler verdik biz. Neden Saroz gibi bir değeri kaybetmemek için. Orada Saroz platformu oluşturduk.

Bütün sivil toplum örgütleri, Saroz’a komşu belediye başkanları, kuzey ayağındaki kıyı civarındaki ve ona yakın belediye başkanları. Organizasyonu olgunlaştırdık burada ortak herkes altına imza attı, bütün siyasi partiler geldi. İlgi arttı. Saroz körfezinin kara bulanmasını istemiyoruz şeklindeki bir deklarasyonla bunu basına duyurduk Cumhurbaşkanına, Başbakana, Meclis Başkanına, sorumlu bakanlığa ilettik. Basın mensuplarını gezdirdik tekneyle. Orada bazı ünlü sanatçılar katıldılar.

6 Aralık’ta Bilgi Üniversitesi’nde panele katıldılar. O günde Putin gelmişti bizim başbakanla görüşmeye. Aynı gün NTV’de bir canlı yayına çıktık saat 3.5 civarında. Akabinde 12 Aralık sanıyorum, Haluk Levent bir 12 saatlik konser. Şimdi iki başbakanın Türkiye’de buluşmasından sonra projenin batıya kaydığını hükümetinde bu konudan vazgeçtiği açıklandı, bize de bildirildi. Yine de uğraşıyorlar. Türkiye’de o plan es geçilip hiçbir şey yapılamaz bir. İkincisi de iki gerekçeyle reddedildiğini söylediler, bölge insanının aşırı tepkisi ve askeriyenin olumsuzluğu.

Gerçekten çok iyi bir körfez. 300-500 dev tankerleri barındırması oranın ölümü anlamına gelir. Bırakın çevre kirlenmesini bilmem neyi. Ne faydası oluyor festivallerin derken biz bir takım gayretler içerisindeyiz Saroz’a sahip çıkmak, onu dışarıya tanıtmak için. O kadar çok güzel yerler var ki. Millet biliyor değerini, İstanbul’un arka bahçesi burası. Yollar bittikten sonra iki saatte bilemedin iki buçuk saatte buradasınız. Hürriyet Gazetesi’nde köşe yazarı bir ağabeyimiz vardı Cüneyt Ülsever, yaylada kendisine ev yaptı.

M.A.: Nedir bu mücavir alan sorunu?

M.Ö.: Mücavir alan sorun olduğu için dış kirlenmeden uzak bir bölge ama insan kirliliğine son vermek lazım. Proje yaptırıyorsunuz alt yapı maliyetleri çok yüksek. Buradan aldığınız bedellerle kendi içinizde düzenlenecek bir sürü yer varken, orda sayılmamış 30 bin nüfus başka beldelere para kazandırıyor. Devlet payları başka yerlere gidiyor. Yeni çıkan 5393 sayılı kanunla da ancak yeni fırsat vermişler.

Belediyeler mücavir alanlara hizmet götürebilir. Götürmek zorunda demiyor. Daha onun altında çıkarılacak talimatnamelerle doldurulacak nasıl yapılacağı nasıl edileceği belirlenecek. Yasal boşluk var. Buna önem veriyorum özellikle mücavir alan sorunu Hopa’dan Hatay’a kadar sahil kıyısı boyunca birçok yerde var. Bunu yaşayan belediyeler bilir. Nüfusu 5 bin olan belediye yeri geldiği zaman 50 bin oluyor. 5 bin nüfusa göre devlet katılım payı alıyorsunuz, 50 bin nüfusa hizmet vermek zorundasınız ülke olarak ta istiyoruz ki turizmden azami faydayı sağlayalım. Turist nasıl çekersiniz; iyi yolları, akan suları, iyi otelleri kanalizasyon şebekesi iyi çalışan, gittiğiniz yerlerin kötü kokmayan yerlere gelir insan. Bunun bir formülü olmalı.

Özellikle bu benim için çok önemli. Bu sorunu duyurabilirseniz seviniriz. Ben Mali İdareler Genel Müdürü ile de görüştüm. Bizim partimizin İstanbul’da, Marmara Bölgesi’ndeki Belediye Başkanı’nın toplantısında da söyledim. Dolayısıyla gelen insanda diyor ki, ya ben bir vatandaş olarak devlete vergimi veriyorum ama bu yatırımları da yapsın devlet. Devlet olarak biz kamu kuruluşlarıyız. 43 bin kişiye göre para alıyorsunuz. Alıyorsunuz ama bir o kadar insanda yazın oralarda onlara da bir şey vermek zorundasınız.

Yapamıyorsunuz. Yatırımı yaparken, bunları ayırıp hizmet götürürseniz, zenginlere yatırım yapıyorsunuz bilmem ne gibi eleştirilere hedef oluyorsunuz. İşin özü biz turizmden gerekli payı almamız için mücavir alanlara şu yada bu şekilde çözüm bulmak zorundayız. Buraları ikinci yerler, ikinci konuttur. Biraz riske girelim. Biraz açıklık istiyorum. Bir madde doldursunlar. Orada yüksek maliyetli alt yapı yatırımlarının bedellerini en azından yüzde 80’ni hizmeti görenler yani yazlıklarda oturanlar verseler, beş sene sonra yaylayı tanıyamazsınız.

Avrupa’nın birçok yerinden çok daha güzel olur. Bana hane başına 150-250 milyon para toplama imkanı verseler her şey değişir. Yasada onu araştırmaya çalışıyorum. Şu anda elimde 5,5 trilyonluk yayla projesi var, yaylanın arıtma sistemiyle beraber. Bu parayı verin desem 100 kişiden beşinden ancak alabilirsiniz. Yasal zorunluluk olacak ki işe gireceksiniz. Yarın müteahhit işe başladığı zaman ver kardeşim dediği zaman sonra kimden toplayacaksınız. Dolayısıyla mücavir alan olayında Ankara’yı iyi bilgilendirmek lazım.

M.A.: Ya turizm yatırımları?

M.Ö.: Bu sorun kıyı bölgelerimizde birçok belediyenin başında bakın dönen turistlere anket yapıyorlar yurt dışına dönen turistlere geçenlerde 3 tane beş yıldızlı oteli olan biri geldi konuştuk. Dönenlerin yüzde 70’i biraz daha temiz olsanız gene geliriz şeklinde bir ifade kullanmışlar. Alt yapı yüksek maliyetli yatırımlar. Elin oğlu gelip Avrupa’dan niye bana para versin.

Biz bulacağız bu kaynağı bizim insanımızda bu kaynak var. Ufacık bir firma yatırımını hizmetli görevinin bedelini ödesin. Şimdi ne ilgisi var festivalden kalkıp buralara kadar geldik. Bölgenin değerlerini tanıtmak istiyoruz. Tanıtacaksınız, uzun vadede bir sonraki seneye, sonraki seneye, sonraki seneye insanları winsorf için mükemmel yerler olduğuna inandıracaksınız. Her ne kadar bu sene biraz limanlarla ilgili sorun yaşadıysalar da yine kısmi de olsa bir takım çözümler bulundu.

Sezon kısa olduğu için sahil bandında bir tek Erikli’de iki tane otel var oda ihtiyaç karşılar durumda değil. Müşterisi oluyor ama sezonun kısalığını bahane etmemek lazım. Turizmin güneş, kumsal, deniz üçgeniyle sınırlı olmaması gerektiğini artık öğrenmemiz lazım.

M.A.: Mesela ne gibi yatırımlar?

M.Ö.: Köylere mesela gelecek orijinal bir köy evinde geliyor yabancı konuğumuz bizimle aynı yaşamı paylaşıyor. Oda kuruyorsunuz evinizde sabah kalkıyorsunuz tarlanıza gidiyorsunuz ineğinizi sağıyorsunuz akşam ne bileyim günlük ekmek yaparak yada yöresel yemek yapıyorsunuz. Hadi gece işiniz bitti o bölgede gezdirebileceğiniz yer varsa gezdiriyorsunuz.

Bu yaygınlaşıyor şimdi bu yeni yeni gündeme geldi. Deniz, kum, güneş üçgenine kalırsak tabi ki 3 aylık sezona sıkışıp kalırız. İsveçli grupla geçenlerde konuştuk. Burada bir ağırlama merkezli bir yatırım düşünüyorlar. Huzur evleri olacak, golf sahaları olacak bunların böle orijinal fikirleri var. İşte bir grup geldi, görüştük, alternatif yerler bulun dediler. Yatırım yapacak insanlar oradan ben ortak olamam ama potansiyel müşteri getirecek ekipler var hiçte rüya gibi bir şey değil. Bir grup bir konsorsiyum yapsın biz sadece bir takım insanlara sıcak davranalım gelsin gitsinler.

M.A.: Buralarda ne var Saroz dışında. Bir de yerel belediyelerle yetki karmaşası var galiba?

M.Ö.: Mesela oksijen oranı müthiş burada. Geçen akşam çağırdığım arkadaşlardan biri İsveçlilerle bağlantıda olan oradan da değil satın mı alabilirsiniz diye konuştuk. Tepeden sapan bir yol var. Tarım alanları var. Çok rahat oradan 150-200 dönüm yer satın alınabilir. Şöyle döndüğünüzde sağınız deniz, solunuz orman. Kale ve Gökcetepe’yi , Keşan Belediyesi alamıyor onların eline kalırsa orası çok kısır olur.

Çok bilinçsiz bir yapılaşmaya sebep olur. Şu an 2000 hanenin altına düştüğü için belediyenin tapu kaybı olacak. Ondan sonra ne olur bilmiyorum. Üzerini mi bağlarlar ayrı bir uygulama mı yaparlar?

M.A.: Peki ne olacak durum?

M.Ö.: Basit anlamda bakarsanız aslında oraları aldığımızda iki kambur daha bildirmek olur gerçek anlamda, ancak buralar bizim değerlerimiz. O bakımdan bas bas bağırıyorum el atsın birileri. Bir iki ufak yasal değişiklikle bu işler çözülür. Oraları Avrupa’nın en güzel tatil beldeleri ile yarışır duruma gelir. Ya bizim potansiyelimiz var. Orda ben 3 sene peş peşe 250 milyon alamayacağım aile görmüyorum. Veremeyecek adam da gelmesin tatile.

M.A.: Festival’de neler var bu yıl?

M.Ö.: İnsanlar çevredeki esnafa bir miktar para bırakacaklar.uzun vadede geleceğe yönelik tanıttığınız ölçüde Keşan’ın diğer değerlerini, Keşan’ın her sene bir değerini öne çıkarmak mesela bu sene yemek gösterisi yapıyoruz. Yarışma yapıp dereceye girenleri bir lokantada yedirirseniz bir rant oluşur ve diğerlerini küstürmüş olursunuz.

M.A.: Gelecekle ilgili mesajınız ne?

M.Ö.: Ben fırsatım olduğu konularda ulusal basında duyurmaya çalışıyorum. Zaten duyulması lazım. Merkezi hükümetlerin, Ankara’nın bugün ilk baştan 1960’larda bir imar planı çıkmış ama olmuş ama 1960’ın planı ile belki 5 sene sonra Keşan ikiye katlanacak. Altyapı berbat, turizmden faydalanalım yok. Çok az müdahil alanımız mevcut. Turizm de artık yavaş yavaş iç eklemli bir turizmden ziyade, eko turizm halini almaya başladı. Teknik örnekleri görülüyor vatandaş işte yazmış kiralık ev bulunur. Yurt dışından da gelmelerine gerek yok. İstanbul’dan da çıkıp gelebilir. İnsanlar 3–5 kuruş kazandığı zaman hayat standartları ve bilgisi gelişmektedir.

M.A.: Yeni konut projeleriniz var mı?

M.Ö.: İmar planı üzerinde 3-4 aydır çalışıyoruz. İnsanlar bir şekilde yaşamak zorunda. Bir hanenin içerisinde 3 tane çekirdek aile bulunuyor. Yetmemiş 7-8 seneden beri eski genelevin orda şahıs arazilerini işgal etmişler. Kaymakamlığa dilekçe vermişler, benim arazim işgal altında kurtarın. Şöyle anlatacağım eylülde 1 aylık bir tatil dönemi var meclisin.

Eylül meclisine getiriceğiz. 500-600 dönümlük bir alanı imar planı imara açıp hem oradaki işgal edilmiş yerleri kurtarmak hem de bu kadarlık bir alan içerisinde üreteceğiniz arsalarla şu veya bu şekilde o vatandaşları oralara aktarmayı planlıyoruz. Şimdi bir sorun ortaya çıktı Trakya Çevre Düzeni Planı için her şey hazırlandı. Trakya Üniversitesi’nin 3-5 yıllık bir çalışması ile yapılmış önce Ergene için sonra tüm Trakya’yı kapsamışlar. Biz bu bölgeyi öyle bir proje ile projeksiyon yapalım ki ilerde Keşan’da organize sanayi burada olacak, hastane burada, santraller burada olacak, böyle bir projeksiyon.

2004 temmuz ayında Çevre Bakanlığı bunu kabul etmiş. Projede şöyle bir yaptırım koyulmuş bu projenin uygulamada denetimini yapacak Prakat diye bir üst kurum oluşturulmuş. Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli Valiliği ve belediyeler buna üye oldu. Üniversitenin raporunda imar planlaması yapıldığında 1/100000’lik planı yapılmıştır. Belediyeler kendi arazileri içinde belediye sınırları dışında kalan yerlerde 1/25000’lik çok büyük bir harita çekmişsiniz buralar sanayi bölgesi olacak denmiş. Aşağı inildiğinde netleştireceksiniz. Bunlar dediler ki kağıt üstünde bunları yapalım. 1/25000’likler yapılmadan ilave imar planı yapılamaz dediler.

Öbür taraftan da 3194 sayılı imar kanununda sırtıma yüklenmiş bir imar planı var. Buradaki konu acil. Vali ile gittim görüştüm.Bir taraftan önüm kısıtlı. Yaşamak zorunda insanoğlu bu. Bir taraftan da acil olan şeyler var, “Beklersem bir şeyler yapmanızı, benim dönemim biter hiç bir şey yapmadan giderim. Ya bana gevşeklik sağlayın veya sizi hiç takmadan, 3194’e göre yapacağım” dedim. Bunu kısa sürede yapmak zorundayım. Arsalarını vereceğim. Oradakileri diğer tarafa taşıyacaksın, ama bu bölgeyi ikna yolu ile yıkma yoluna gideceksin. Ama uzun soluklu bir iş.

Mehmet Aycan / Kenthaber
Yayın Tarihi : 18 Ağustos 2005 Perşembe 11:02:55
Güncelleme :21 Kasım 2005 Pazartesi 15:55:23


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Fikret Macit IP: 85.96.205.xxx Tarih : 5.09.2005 17:05:44
Keşan Belediye Başkanının da, Enez Belediye başkanınında sıkıntılarını İlimizin siyasilerine anlatamadık.Sağır sultan duydu onlar duymadı. Gökçe tepeden başlayıp,mecidiye,erikli,yayla,danişment,vakıf,gülçavuş taa Enez'e kadar sahillerde bugünden önlem alınmaz ve yağma zihniyetiyle ikincil konutlaşma ile betonlaştırılmanın ve başı bozuk yapılaşmanın önünü almazlarsa, bu bölgeden bir bölüm turizm alanı ilan edilip alt ve üst yapı planlaması yapılmaz ise, gerek Keşan ve gerekse Enez tüm halkı, sivil toplum örgütleri, siyasileri, tesis sahipleri, belediyeleri, köy muhtarlıkları vs el ele verip Sarozu bir an önce kurtarmak için; 1-Turizm Alanı belirlemesi,alt ve üst yapı projelendirmesi 2-Tahribatı ve betonlaşmayı bir an önce durdurması 3-Haritaların ve kadastral plan ve projelerin yapılarak bir metre kare sorumluluk dışında veya karmaşasında kalmayacak şekilde yerlerin Hangi belediye ye, hangi kuruma ait oldukları ve ne şekilde kullanılacağı bir an önce netleştirilmesi 4-Yetki karmaşasına son verilmesi 5-Tüm saros'un makro planlamasını yapılması, 6-İpsala-Gala-Enez-Vakıf-Yayla-Erikli-Gökçe tepe sahil yolunun yapılması 7-İbrice Limanındaki taş ocaklarının kaldırılarak, limanın Yat limanına dönüştürülmesi 8-Tesisleşme de sayı ve kalitece planlamanın yapılması ve yeterli hale getirilmesi 9-Turizme açılması ve uluslar arası-yelkenli yarışları-plaj voleybol turnuvaları-Gökçetepe ve Yayla Uluslararası gençlik kampları-Üçüncü yaş grubuna hitap eden belgeli kamping alanlarının yapılması 10-Bütün bu karmaşanın içinden çıkmak için yapılacak plan ve projelendirmelerde profesyonellerle çalışılması (Ahbap Çavuş İlişkisiyle, Siyasi yandaşlar veya dost akraba olayına indirgemeden olayı küçük düşürmeden) Liyakat,özveri,sadakat gibi kriterlerle ekip oluşturulması.... Bunlar Önümüzdeki beş yıl veya azami 8-ila 10 yıl hayata geçirilemez ise, İstanbul menşeili mütaahit firmalar mantar gibi yazlık konut yapar satar ve gider. Tarlasını, arazisini bunlara satıp kaptırmış olan yöre köylüleri ise işsiz kalır. Silivride ne oldu ise, çatalca da ne oldu ise (Deniz kirliliği açısından) saros elden gider. Belediyelerimize de Hazine yardımını alamadığı bu yazlıkçılara yol-su-kanalizasyon ve çöp toplama işi kalırki; bu denli yaygın ve geniş bir alana kurulan yapılaşmanın ne denetimini ne de planlaması ve kontrolünü ve temizlik ve alt ve üst yapı yatırımlarını bu belediyelerin kaldırabilmesinin mümkünü olamaz. Belediyeleri yaparken yetkilendirirsiniz, sonra yaptıklarından ve yapamadıklarından hesaba çekersiniz. Böylesi bir yetki ve sorumluluk alanı karmaşası içerisinde kime neyin hesabını soracaksınız.Bu ilçelerimizin ekonomik olarak tarım-tarıma dayalı sanayi ve Turizm gelirlerinden başka alternatifi yoktur. Öyle ise Turizm ayağında yapılması gereken yığınla iş var. Projelendirmeleri, yerine sahip çıkmayı burası yapar. Ankara'dan talep eder.Kamu işlerinde talepler afaki ve sözle değil Proje dosyalarıyla olur. Projeleride işin ehilleri yapar...avez-vous compris ! Expriance-Professional-Science-İdée contemporaine-ce qui a le pouvoir de faire qch.