Bu hükümete muhtemelen en ağır tenkitleri yapan milletvekillerinin başında geliyorum. Bugüne kadar yaptığım tenkitlerin hiçbirinde de haksız çıktığımı görmedim.
Ama bugün bu Hükümetin fevkalade önemli bulduğum ve kanunlaştığı takdirde reform niteliği taşıyacak, uygulamada da başarılı olunursa Türkiyenin tarım kesimine, dolayısıyla Türkiyeye müthiş katkılar sağlayacak iki kanun tasarısından bahsetmek istiyorum. Bu kanun tasarıları TBMMde bu haftanın gündeminde. Eğer bir aksilik olmazsa tasarılar bu hafta kanunlaşacak.
Tasarı ile kısaca, toprak kaynaklarının korunması, geliştirilmesi, sürdürülebilirliğinin sağlanması ve en üst düzeyde üretimde kullanılması, toprağın tarımın diğer konuları ile birlikte ele alınması; İmar kanununda, kadastro kanununda ve mera kanununda değişiklik yapılması öngörülüyor..
Bunun için de hükümetin bulduğu formül çok iyi hazırlanmış arazi kullanım planlarının hazırlanması. Tasarının genel gerekçesinde bu konu, Arazi kullanım planları ile tarım için uygun olmayan verimsiz araziler belirlenerek, gerekli altyapı düzenlemelerinin getirilmesi suretiyle sanayi için mekan ve hammadde, kentleşme ve turizm için yerleşim yeri olarak tahsis edilecek ve böylece tarım dışı kullanımlara uygun alternatifler yaratıldığından tarım alanlarının tahribi azalacaktır. Diğer taraftan özellikleri tarımsal kullanıma uygun olmayan arazilerin toprak işlemeli tarımdan mera veya orman gibi kullanımlara dönüştürülmesi bu alanlardaki arazi bozulmalarını önleyecek, tarımsal kullanımı daha ekonomik olan alanların da tarıma kazandırılması sağlanacaktır şeklinde açıklanmıştır.
Hükümet, hukuk sisteminde yer alan bazı kanunlarda, toprakların durumunun yalnızca mülkiyet gözetilerek ele alındığını, toprakların üretim gücünün korunması, geliştirilmesi ve tarım işletmelerinde optimum parsel büyüklüğü oluşturulması gibi durumları düzenleyen özel bir kanun çıkarılmadığı tespitini yapmış.
Doğru bir tespit
Tasarının hazırlanmasının amacı da bu yasal boşluğu gidermek
Tasarı içinde bence en önemli maddelerden biri 17. madde. 17. maddenin gerekçesi şu ifadeler yer alıyor:
Madde ile; tarım arazilerinin korunarak verimli kullanılmasını ve ıslahını sağlamak ve tarım arazilerine yönelik tüm ekonomik girdilerin etkinliğini artırmak amacıyla yapılacak isteğe bağlı veya zorunlu arazi toplulaştırması çalışmaları ile; yeter işletme büyüklüğünün altında kalan küçük işletmelere ait parseller ve Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan araziler kullanılarak, yeter işletme büyüklüğündeki yeni parseller oluşturulması ve oluşturulan yeni parsellerle yeter büyüklükte tarım arazisi bulunmayan tarım işletmelerinin yeterliliğinin sağlanmasına yönelik hükümler getirilmiştir.
Tasarıda yer alan bu maddenin en önemli hükmü şöyle:
Ekonomik ölçekte, yaşayabilir ve gelişebilir tarım işletmeleri oluşturmak için tarım arazisi bulunmayan veya yetersiz olan çiftçilere, tarımsal işletme kurabilmeleri veya mevcut olanı geliştirmeleri amacıyla Devletin mülkiyetinde bulunan tarım arazisi niteliğindeki arazilerden toplulaştırma kapsamında dağıtım yapılır.
Kısacası devlet bu tasarı kanunlaşırsa çiftçiye verilebilecek en önemli desteği sağlamış olacak.
Tasarıda reform niteliğinde olan birkaç konuyu da size kısaca özetlemek istiyorum:
Maddelerden bir tanesi araziyi kullananların yükümlülükleri ile ilgili. Araziyi kullananlar, mülkiyet hakkının kullanımı sırasında toprağın fonksiyonlarını dengeli ve eksiksiz olarak yerine getirmesini sağlamak zorundalar.
Diğer bir madde de, toprak ve arazinin korunması, geliştirilmesi ve kullanımı sürecinde dengeli ve en verimli sonuca ulaşmak için, toprak ve arazinin varlığının belirlenmesi, sınıflandırılması için toprak ve arazi ile ilgili standartlar ve haritalar hazırlanmasıyla ilgili.
Yani toprağın tarıma elverişli olup olmadığı, tarıma elverişli ise ne tür tarımın yapılacağı, toprak ve arazi tarıma elverişli değil ise başka hangi alanlarda değerlendirilebileceği tespit edilecek.
Tasarıda yer alan önemli maddelerden biri de, tarım arazilerinin küçültülmesine engel olmayı amaçlıyor. Hazırlanan tasarı, kendilerine toprak bırakılan mirasçıları kızdıracaksa da, tarım arazilerinin özellikle mirasçılar arasında bölünüp, neredeyse kullanılmaz hale gelmesine engel olunacak. Bunun için miras yoluyla intikallerde yeter büyüklükteki parseller oluşturulamıyorsa ifraz yapılamayacak, ortak kullanım, kiralama veya satış yoluna gidilecek.
Bir diğer madde ile de, tarım arazilerinin kanunda belirtilen istisnalar hariç olmak üzere, arazi kullanım planlarında belirtilen amaçları dışında kullanılamasına engel olunacak.
Bunlar bu kanun tasarısında öne çıkan başlıklar.
*****
Hükümetin tarım alanında reform niteliğindeki ikinci tasarısı da, Tarım Sigortası Kanun tasarısı
Tarası ile, Tarım Sigortaları Havuzunun kuruluşu, teminat altına alınacak riskler, Havuzun gelir ve giderleri, prim ve hasar fazlası desteği, sigorta sözleşmeleri, reasürans sağlanması ve sigorta şirketlerinin görev yetki ve sorumlulukları ile katkı ve katılımlarının esas ve usullerinin belirlenmesi öngörülüyor.
Yani kısacası devlet, çiftçinin, kuraklık, don, sel gibi riskler karşısında, tarımdaki mallarını (bitkisel ürünler, hayvanlar, makineler, tesisler ve barınaklar) ve canları (çiftçi ve diğer çalışanların yaşamı) güvence altına almayı hedefliyor.
Bunu da, sigorta şirketlerinin tek başına üstlenemedikleri riskler için bir havuz oluşturup, sigorta şirketlerinin havuz tarafından belirlenecek tip sözleşmeler ve primler üzerinden sözleşmelerini satacaklar ve sigorta primlerinin bir kısmı devlet tarafından karşılanması yoluyla yapacak.
****
Hükümet bugünlerde çiftçinin mazotu litre başına 300 bin TL mazot indirimli alacağını açıkladı. Hükümetin bu icraatı, hem IMF programına, hem de 26 Nisanda verilen Niyet mektubuna aykırı.
Kimine göre tarıma yönelik yapılan bu iyileştirmeler palyatif bir durum, kimine göre de erken seçimin habercisi. Ancak nasıl yorumlanırsa yorumlansın, hükümet 30 aylık icraat döneminde ilk defa doğru bir adım attı. Dileriz devamı gelir
Yayın Tarihi :
2 Haziran 2005 Perşembe 01:58:28