21
Mart
2026
Cumartesi
ANASAYFA

Ali kıran, baş kesen misin? Yoksa… Yoksa, 'Mehdi' misin?...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kamplaşma, sertleşme yolunda tam manasıyla “psikolojik bir vak’a” haline geliyor. Daha doğrusu, “psikolojik bir vak’a” haline gelerek Türkiye’yi geriyor, sertleştiriyor.

Kanal 7’den tanıdığımız Akif Beki’yi tuttu, Cumhuriyet gelenekleri içinde olmayan, hangi kadrodan maaş alacağı da belli olmayan bir şekilde Başbakanlık Sözcülüğüne getirdi.

Kim Akif Beki?

Akif Beki’nin, “Erdoğan’ın Harfleri” adlı kitabı elimizde. Bu kitaptan Akif Beki’nin Erdoğan’ı nasıl tarif ettiğine bakalım; hem Erdoğan’ı, hem Akif Beki’yi tanıyalım:

Kitabın, 83-85s sayfalarında; “Beklenen ‘kurtarıcı’, göksel değil dünyalı” başlıklı bölümünden:

“Müslüman cemaatler için, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra dünya kötü bir yer olmaya, kıyamet alametleri ortaya çıkmaya başlamıştı. Bir çokları için artık kıyamet saati yaklaşmış, insanlığın son günleri gelmişti. Hz. Muhammed’in hadislerinde haber verilen ‘Mehdi’ gelecek, din düşmanı ‘Deccal’e karşı savaşacak ve bu savaşta İsa Mesih önderliğindeki Hıristiyanlar da ona katılacaktı. Bu ‘kurtarıcı” (yani Mesih) beklentisi, özellikle baskı ve zulüm dönemlerinde güçlenen milenarist akımların sloganlarından biri. Hadis külliyatında geniş yer tutan Mehdi, sembolik anlatıma sahip olsa da, küçümsenmeyecek bir kitle yakın zamanlara kadar onları birebir okudu. Mehdinin söylendiği gibi Şam’dan çıkıp geleceği sanıldı.

Göklerden beklenen ‘kurtarıcı’, insanların arasında zuhur etti. Göksel değil, dünyevi bir ‘kurtarıcı’, bir siyasi lider olarak. Mucizelerle gönderilen göksel bir varlık yerine, oylarla sandıktan çıkarılan bir ‘kurtarıcı’. Büyük bir kitlenin son umudu. Seçilmiş biri ama, seçmenleri tarafından.”

Görüyorsunuz değil mi; Akif Beki, Tayyip Erdoğan’ı ‘mehdi’ ilan ediyor. Tayyip Erdoğan da kendisini Başdanışmanlığına ve Başbakanlık Sözcülüğüne getiriyor.

Gazetelerde, Akif Beki’nin kitabının Tayyip Erdoğan’ı Hz. Musa’ya benzettiği kısmı ön plana çıkmıştı. Bırakın Hz. Musa’ya benzetmeyi, hızını alamayan Akif Beki Erdoğan’ı ‘Mehdi’ yapıyor…



****



Tayyip Erdoğan’ın ruh hali çok tehlikeli. Daha geçen hafta, kullanılmış 5 çift pabucunu satışa çıkarttı. Ondan evvel, sanki hiçbir yer kalmamış gibi İstanbul’da çalışma ofisini Osmanlı Sultanlarının Dolmabahçe Sarayı’na taşıttı. Tayyip Erdoğan artık eskimiş pabuçları bile satışa çıkartılan bir sultan görünümünde. Hoş, Erdoğan için, Akif Beki sultanlıkla da yetinmiyor evvela Hz. Musa ile karşılaştırıyor, sonra da ‘Mehdi’ ilan ediyor.



Tayyip Erdoğan, dün, Müthiş bir şekilde gürlemiş:

“Adam geliyor, benim kafamın içini okuyor. Benim niyetimin ne olduğunu nereden biliyorsun, benim adıma hüküm veriyorsun?”

İyi güzel de, bugünlerde bir numaralı “kafasının, ruhunun içini, niyetlerinin ne olduğunu okuyan” kişi Akif Beki. Sen de onu tutup, kendi adına sözcü yapıyorsun!..

Tayyip Erdoğan devam ediyor:

“Ali kıran, baş kesen misin? Adam kalkıyor, ‘Erdoğan imam hatip mezunu’ diyor. Ne olacak yani?”…

“İmam hatip mezunu olmaktan ne olacak?” sorusunun cevabını da Akif Beki’nin kitabından bulalım:

“Bilindiği gibi Erdoğan Rizeli ve anadili Türkçe. Zihin mekanizmaları Türkçe gramere göre çalışıyor ama yine biliniyor ki, Tayyip Erdoğan bir imam-hatip liseli. Temel düzeyde de olsa, Arapça eğitimi gördü ve Kur’an-ı Arapçasından okuyabiliyor. Muhafazakar bir çevrede yetiştiği için de dini terminolojiye hakim. Peki bu durum Tayyip Erdoğan’ın mental süreçlerini nasıl etkiliyor?

Türkçe ile Arapça söz konusu olduğunda somut düşünce ile soyut arasında bir yerde duruyor ve rasyonel düşünceye, şeylerin analitik yorumuna ve parçalı bir dünya görüşüne açık görünüyor. Teorik bilimlere uygun ama somut düşünüş biçimine daha elverişli. Kelime ve fiil yapıları gerçeği birebir tasfiye etmeye imkan sağlıyor. Ne dediğini biliyor Türkçe gramer.

Arap aklı ise, büyülü bir dünya görüşüne daha yatkın. Abartıya mübalağaya dayanan bir yapısı var. Arap aklı, simgelerle düşünüp konuşmayı seviyor. Mecaz ve teşbihler arasında, gerçek dışı abartılı bir dünyada yaşıyor. Olayları ve olguları olduklarından farklı algılıyor. Zihni, dünyasıyla dış gerçekliği tam ayırt edemiyor, karıştırıyor.”

İmam-hatiplilerin, diğer liselilerden ne şekilde farklı olduğunu bu satırlarla anlatan ben değilim; Akif Beki. Yani, Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlık Sözcülüğüne ve Başdanışmanlığına getirdiği kişi.

****

Allah Türkiye’ye kolaylık versin…


Yayın Tarihi : 7 Haziran 2005 Salı 01:21:07


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?