20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Kenan Evren noktayı koydu: ’Atatürk’ün gizli vasiyeti yok’


Benim de vermiş olduğum bir soru önergesi dolayısıyla son günlerde “Atatürk’ün gizli bir vasiyeti var mıydı, yok muydu?” meselesi tekrar gündeme geldi.

Bu konuda Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı’na sorular sordum, Milli Savunma Bakanlığı’na da bir soru önergesi verdim. Sorularıma bu üç makamdan gelen cevaplar gayet açık ve tatminkar cevaplardı. Doğrusu, tatminkar olmalarının yanı sıra doğruluğu da objektif olarak tetkik edilebilecek bu cevaplar herhangi bir komplo teorisine yer bırakmayacak açıklıkta. Aşağıdaki belgelerden özellikle Genelkurmay Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığından gelen yazıların ne kadar net olduğunu göreceksiniz.

****

Bu soru önergelerim ve cevapları basında çıktıktan sonra konuyu daha evvel gündeme getirenlerden, yaptığı bazı araştırmalar da son derece kıymet ifade eden araştırmacı Aytunç Altındal eski iddiasını tekrarladı. Altındal’a göre, Atatürk’ün ölümünden 50 sene sonra açılmasını istediği bir vasiyeti vardı ve bu vasiyetinde hilafet müessesinin bir müessese olarak tekrar ihya edilmesinin sözkonusu edildiğini söylüyordu.

****

Aytunç Altındal’ın bu iddiaları üzerine 7. Cumhurbaşkanımız Sayın Kenan Evren’e yine aşağıda göreceğiniz mektubu yazdım. Mektupta açıkça okuyacağınız gibi Sayın Aytunç Altındal’ın iddialarını tekrarladım ve bu konuda mutlaka bir açıklama yapılması gerektiğini söyledim.

Ayrıca Sayın Evren’e, 2002 senesinde ortaya atılan ve bazı polemiklere sebep olan Atatürk’ün okuduğu el yazması kitap meselesini de sordum.

Bugün Sayın Kenan Evren beni telefonla aradı. Evvela, mektubumda telefon belirtmemiş olduğumdan dolayı sitem etti; yerden göğe kadar haklı, özür diledim. Sekreteri beni TBMM’den bulmuş.

Kenan Evren her zamanki gibi son derece açık kalpli, dürüst, babacan tavrıyla da Aytunç Altındal’ın iddialarının kesinlikle doğru olmadığını, bilinen vasiyetname haricinde bir vasiyetname olmadığını, ayrıca, “vasiyet” niteliğinde başka notlar da görmediğini ve olmadığını kesin bir dille ortaya koydu.

Evren gayet kesin konuştu: “Ne böyle bir gizli vasiyet var, ne de hilafetin ileriki bir tarihte ihyasını ima edebilecek en ufak bir yazı veya nota rastladım”…

Sayın Kenan Evren’i seversiniz sevmezsiniz, ama açık kalpliliği ve dürüstlüğü konusunda herhalde hiç kimsenin hiçbir şüphesi olamaz. Türk kamuoyu ile iç içe olduğu 1980 yılından bu yana 25 sene zarfında bir tek kere “yalan söylüyor” denilebilecek sözünü duymamışsınızdır. Sayın Evren “gizli bir vasiyet” varsa bunu saklayacak bir insan değil. “Yok” deyip yalan söylemez; “var ama gizli” der.

Dolayısıyla zannederim artık bu gizli vasiyet meselesini kapatmak ve komplo teorisi peşinde koşmamak lazım…

****

Sayın Kenan Evren’e bu “gizli kitap” meselesini de sordum. Konu, Atatürk’ün yazmış olduğu bir kitap değil. Konu, Atatürk’ün okuduğu 4000 kitap arasında bulunan, el yazması, din ile ilgili bir kitap hakkında. Bu konuda da Cumhurbaşkanlığı bana gerekli yazılı açıklamayı yaptı ve noktayı koydu. Burada da komplo teorilik bir şey yok.

Sayın Kenan Evren’in vermiş olduğu şifahi bilgiler de Cumhurbaşkanlığının verdiği bilgileri doğruluyor.

****

Aytunç Altındal çok bilgili bir insandır. İspat edilemeyen bir iddiayı neden ortaya attı bilmiyorum. Evet, belki Cumhuriyetin ilk yıllarında, hilafetin kaldırıldığı sıralarda, “Hilafet ileride tekrar gelir mi, gelirse faydası olur mu?” gibi bazı fikir cimnastikleri yapılmış olabilir. Nitekim, bunun tam tersine bir konuda meşhur Ankara Garı toplantısında, “İslam’dan vazgeçip Hıristiyan olalım mı?” diye bir tartışmada söz konusu olmuştur. Bugünkü jargondaki tanımlamasıyla “geyik muhabbeti” mahiyetindeki bu konuşmalar olmuşsa bile bir kıymeti harbiyesi olmadığı da muhakkaktır.

Altındal’ın iddialarından somut olarak tetkik edebileceğimiz son bir husus kaldı. Altındal, 1988’de açılıp okunan vasiyetin üzerine 25 yıllık yeni bir yasak konulduğu iddia ediyor. Yasağı koyan mercii kim? Vasiyet ile ilgili kararlar bir tereke hakimi, yani adalet mekanizması tarafından yürütüldüğüne göre yine aynı mekanizmanın işlemiş olması lazım. Sayın Altındal’ın somut bilgi veya iddiası var ise hem Cumhurbaşkanlığı, hem de Adalet Bakanlığından takip edebiliriz.

Ama yok ise, bu konuyu artık kapatmak lazım. Ek’teki belgelerle de tarihe not düşmüş olalım…

Bu hilafet fikri arada bir gündeme gelir. Gündeme arada bir gelir ama hep çok entresan zamanlamalarla gelir. 1997’de Sayın Rahmi Koç şu sözleri ediyordu:

"Müslümanların tek lideri olmalı. Bence, Müslümanların da bir başı olması lazım ki, tek söz sahibi olan, tek
güç olan, tek patron olan, tek din lideri olan birisinin olması lazım. Çünkü, her ülkenin kendine göre bir dinî lideri var.Bakın, bizde bu yok ve bu bir eksikliktir diye ben hissediyorum."

Şimdi dünya turuna devam eden Rahmi Koç arada fırsat bulup Ayvalık’ı ziyaret edip kilise tamir ettiriyor.

"1997 yılında bunlar yaşanırken Rahmi Koç, aniden Ayvalık’ı özellikle Alibey Adası’nın keşfediyor.

Koç, Alibey Adası’nda birkaç eski evi restore ettirip vakıf binası yapıyor, ardından yine eski bir binayı restore ettirip yazlık eve dönüştürüyor. Bu arada Ayvalık’ta Koç’a ait Setur Marina da hizmete giriyor.

Artık Koç’un bir ayağı Ayvalık’tadır.

2004 yılı Ağustos ayı sonunda Ayvalık’a gelen Rahmi Koç, Ayvalık Belediye Başkanı Türközen onuruna Ayvalık Setur Marina’da düzenlenen yemekte, Alibey Adası’ndaki Ayos Yannis Şapeli’ni restore ettireceği müjdesini veriyor. Rahmi Koç, Ayvalık’ta geçirdiği 4-5 gün den sonra dünya seyahatine çıkmak üzere Ayvalık’tan ayrılıyor.

Bu arada Alibey Adası’ndaki Taksiyarhis Kilisesi’nin açılması için girişimlerde bulunan Rotary Kulübü yemek organizelerini Koç’a ait Setur Marina’da yapmayı ihmal etmiyor. "

****

Altındal, “hilafet” fikrini ısrarla savunuyor. Bu savunmasının zamanlaması da doğrusu çok dikkat çekiyor. Neden hilafet? Neden şimdi? Bu savunma da, BOP’un bir parçası mı? Bu soruyu soruyorum çünkü “hilafet” savunulunca insan ister istemez Graham Fuller’in sözlerini hatırlıyor:

“Biz Ortadoğu’yu İslam’la işbirliği yapmadan idare edemeyiz; İslam da biz olmadan iktidara gelemez”…

****************

EK’ler:

Sayın Cumhurbaşkanı Kenan Evren’e gönderilen mektup:

“Sayın Cumhurbaşkanım,

Zat-ı alinize iki konu hakkında başvurmak ve bilgi almak istiyorum: Bu her iki konuda da yapacağınız açıklamaların fevkalade önemli olduğu kanaatindeyim. Eğer konuları şifahi olarak görüşmek isterseniz emrettiğiniz takdirde sizi Marmaris’te de ziyaret etmeye hazırım.

Birinci konu:

Vatan Gazetesi’nde çıkan Atatürk’ün vasiyeti ile ilgili. Biliyorsunuz Atatürk’ün gizli vasiyeti konusu bir müddettir gündemde. Belgenin adı belki (eğer böyle bir belge varsa) vasiyet veya başka bir isim altında olabilir; ancak iddia mühim.

Vatan Gazetesinde Araştırmacı Yazar Aytunç Altındal’ın ortaya attığı iddia ile ilgili yer alan haber şu şekilde:

“Altındal, Atatürk’ün 50 yıl sonra açıklanmasını istediği vasiyetinin, 1988’de Kenan Evren ile Turgut Özal tarafından açıldığını ve ancak gizlendiğini öne sürerek, "Evren ve o günkü Başbakan Özal, bunları okudu. Ancak bu görüşlere, bu fikirlere ’toplumun henüz hazır olmadığını’ öne sürerek bunların açıklanmasını engellediler" iddiasını dile getirdi. 1988’de Atatürk’ün vasiyetinin üstüne 25 yıllık yeni bir yasak konulduğunu söyleyen Altındal, Atatürk’ün vasiyet niteliğindeki notlarında Hilafetle ilgili ilginç fikirleri bulunduğunu da ileri sürdü. Altındal, Atatürk’ün hilafetin kişi bazında değil, bütün İslam ülkeleri arasında rotasyonla değişecek bir kurum olarak canlandırılabileceğini, saltanata karşı olmasına rağmen Hilafet’e bir müessese olarak karşı çıkmadığını savundu.

Atatürk’ün bugünkü İK֒nün ana hatlarını 1920’lerde çizdiğini söyleyen Altındal, "Mustafa Kemal’in Hilafet’in 5 güçlü İslam üyesinin daim üyesi olduğu konsey oluşturulmasını, bunların belirli süreler içinde rotasyonlu olarak Hilafet’i temsil etmesini istediğini düşünüyorum" dedi. Aytunç Altındal, Nutuk’taki hilafetle ilgili bazı sözlerin kendi fikrini desteklediğini düşündüğünü de ifade etti.

Vasiyetle ilgili 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın da bilgisi olduğunu söyleyen Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, 1967’de Bayar’a "Atatürk’ün gizli vasiyeti var mıydı?" diye sorduğunu, Bayar’ın da kendisine, "Muhtemeldir. Açıklanması şimdi doğru olmaz, Türkiye hazır değil" dediğini söyledi.”

Uygulanır veya uygulanmaz. Ancak, bir vasiyet veya bir konuşma var ise kamuoyunun bunu bilmesi önemlidir diye düşünüyorum. Zira konunun bugünkü gibi dedikodu seviyesinde kalması daha zararlı bir durum ortaya çıkarıyor.

Keza, bildiğiniz gibi Atatürk’ün Musul’un alınması konusunda da vasiyeti olduğu iddia ediliyor. Zat-ı alinizin bu konuda yapacağı açıklamaların tarihe ışık tutacağı kanaatindeyim.

Zat-ı alinizin dikkatine getirmek istediğim ikinci konu:

19 Mart 2002 Salı akşamı, ATV Ana Haber Bülteni’nde Murat Birsel’le yaptığınız açıklamalar ile ilgili.

20 Mart 2002 tarihinde Habertürk TV’de de verilen haberde, “Atatürk’ün gizli ve devlet sırrı olan, din konuları hakkında, el yazması bir kitabı ortaya çıktı: Yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren, cumhurbaşkanlığı döneminde Atatürk’ün gizli kitaplarını okuduğunu belirterek, “Atatürk’ün kitapları var. Bir nüsha olan el yazması yazılmış bir kitabı. Bunu söyleyemem. Gizli, yani devlet sırrıdır. Yani, söylemem doğru olmaz. Ama, dini konular hakkında bir kitap” ifadeleriniz yer almıştı.

Bu konuda da açıklama bekliyoruz…


Hürmetlerimle, arz ederim. 11.04.2005”

Emin ŞİRİN

İstanbul MİLLETVEKİLİ

Yayın Tarihi : 13 Nisan 2005 Çarşamba 00:59:25


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
s.aydın IP: 88.244.160.xxx Tarih : 15.12.2007 23:01:35

Sayın vekilim Kenan Evren e sorun bakalım 80 sonrasında kaç kişiye işkence yapıldı, kaç kişi hücrelerde öldü. O zaman yalan söylüyor mu söylemiyor mu? ne kadar rahat söylüyor, söylerkn yüzü ne kadar kızarıyor görün. Kenan Evren in 25 yıldır yalan söylemediğini nasıl bu kadar emin yazabiliyorsunuz.


kaan gürsoy IP: 88.251.56.xxx Tarih : 4.03.2008 17:01:29

sayın kenan evren atatürkün öyle bir vasiyetinin olmadıgını savunuyor peki 1988 yılın da sayın turgut özel bey ile birlikte 50 yıl sonra açılması istenen mektupların açıldıgının ve bu mektupların sadece Atatürkün aşk mektupları oldugunun taraflarından beyan edildigini arşivlerde mevcut neden böyle bir yalana başvurma geregi duydular ve neden bu Yüce türk milletini ilgilendiren bir konu bu milletten saklanıyo gerisini siz düşünün kenan evren gibi nice milletin ülkeyi ne hal soktukları ortada saygılarımla


mustafa bayrak IP: 213.194.99.xxx Tarih : 9.01.2009 19:11:43

sayın kenan evren atatürkün öyle bir vasiyetinin olmadıgını savunuyor peki 1988 yılın da sayın turgut özel bey ile birlikte 50 yıl sonra açılması istenen mektupların açıldıgının ve bu mektupların sadece Atatürkün aşk mektupları oldugunun taraflarından beyan edildigini arşivlerde mevcut neden böyle bir yalana başvurma geregi duydular ve neden bu Yüce türk milletini ilgilendiren bir konu bu milletten saklanıyo gerisini siz düşünün kenan evren gibi nice milletin ülkeyi ne hal soktukları ortada saygılarımla