Benim de vermiş olduğum bir soru önergesi dolayısıyla son günlerde Atatürkün gizli bir vasiyeti var mıydı, yok muydu? meselesi tekrar gündeme geldi.
Bu konuda Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay Başkanlığına sorular sordum, Milli Savunma Bakanlığına da bir soru önergesi verdim. Sorularıma bu üç makamdan gelen cevaplar gayet açık ve tatminkar cevaplardı. Doğrusu, tatminkar olmalarının yanı sıra doğruluğu da objektif olarak tetkik edilebilecek bu cevaplar herhangi bir komplo teorisine yer bırakmayacak açıklıkta. Aşağıdaki belgelerden özellikle Genelkurmay Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığından gelen yazıların ne kadar net olduğunu göreceksiniz.
****
Bu soru önergelerim ve cevapları basında çıktıktan sonra konuyu daha evvel gündeme getirenlerden, yaptığı bazı araştırmalar da son derece kıymet ifade eden araştırmacı Aytunç Altındal eski iddiasını tekrarladı. Altındala göre, Atatürkün ölümünden 50 sene sonra açılmasını istediği bir vasiyeti vardı ve bu vasiyetinde hilafet müessesinin bir müessese olarak tekrar ihya edilmesinin sözkonusu edildiğini söylüyordu.
****
Aytunç Altındalın bu iddiaları üzerine 7. Cumhurbaşkanımız Sayın Kenan Evrene yine aşağıda göreceğiniz mektubu yazdım. Mektupta açıkça okuyacağınız gibi Sayın Aytunç Altındalın iddialarını tekrarladım ve bu konuda mutlaka bir açıklama yapılması gerektiğini söyledim.
Ayrıca Sayın Evrene, 2002 senesinde ortaya atılan ve bazı polemiklere sebep olan Atatürkün okuduğu el yazması kitap meselesini de sordum.
Bugün Sayın Kenan Evren beni telefonla aradı. Evvela, mektubumda telefon belirtmemiş olduğumdan dolayı sitem etti; yerden göğe kadar haklı, özür diledim. Sekreteri beni TBMMden bulmuş.
Kenan Evren her zamanki gibi son derece açık kalpli, dürüst, babacan tavrıyla da Aytunç Altındalın iddialarının kesinlikle doğru olmadığını, bilinen vasiyetname haricinde bir vasiyetname olmadığını, ayrıca, vasiyet niteliğinde başka notlar da görmediğini ve olmadığını kesin bir dille ortaya koydu.
Evren gayet kesin konuştu: Ne böyle bir gizli vasiyet var, ne de hilafetin ileriki bir tarihte ihyasını ima edebilecek en ufak bir yazı veya nota rastladım
Sayın Kenan Evreni seversiniz sevmezsiniz, ama açık kalpliliği ve dürüstlüğü konusunda herhalde hiç kimsenin hiçbir şüphesi olamaz. Türk kamuoyu ile iç içe olduğu 1980 yılından bu yana 25 sene zarfında bir tek kere yalan söylüyor denilebilecek sözünü duymamışsınızdır. Sayın Evren gizli bir vasiyet varsa bunu saklayacak bir insan değil. Yok deyip yalan söylemez; var ama gizli der.
Dolayısıyla zannederim artık bu gizli vasiyet meselesini kapatmak ve komplo teorisi peşinde koşmamak lazım
****
Sayın Kenan Evrene bu gizli kitap meselesini de sordum. Konu, Atatürkün yazmış olduğu bir kitap değil. Konu, Atatürkün okuduğu 4000 kitap arasında bulunan, el yazması, din ile ilgili bir kitap hakkında. Bu konuda da Cumhurbaşkanlığı bana gerekli yazılı açıklamayı yaptı ve noktayı koydu. Burada da komplo teorilik bir şey yok.
Sayın Kenan Evrenin vermiş olduğu şifahi bilgiler de Cumhurbaşkanlığının verdiği bilgileri doğruluyor.
****
Aytunç Altındal çok bilgili bir insandır. İspat edilemeyen bir iddiayı neden ortaya attı bilmiyorum. Evet, belki Cumhuriyetin ilk yıllarında, hilafetin kaldırıldığı sıralarda, Hilafet ileride tekrar gelir mi, gelirse faydası olur mu? gibi bazı fikir cimnastikleri yapılmış olabilir. Nitekim, bunun tam tersine bir konuda meşhur Ankara Garı toplantısında, İslamdan vazgeçip Hıristiyan olalım mı? diye bir tartışmada söz konusu olmuştur. Bugünkü jargondaki tanımlamasıyla geyik muhabbeti mahiyetindeki bu konuşmalar olmuşsa bile bir kıymeti harbiyesi olmadığı da muhakkaktır.
Altındalın iddialarından somut olarak tetkik edebileceğimiz son bir husus kaldı. Altındal, 1988de açılıp okunan vasiyetin üzerine 25 yıllık yeni bir yasak konulduğu iddia ediyor. Yasağı koyan mercii kim? Vasiyet ile ilgili kararlar bir tereke hakimi, yani adalet mekanizması tarafından yürütüldüğüne göre yine aynı mekanizmanın işlemiş olması lazım. Sayın Altındalın somut bilgi veya iddiası var ise hem Cumhurbaşkanlığı, hem de Adalet Bakanlığından takip edebiliriz.
Ama yok ise, bu konuyu artık kapatmak lazım. Ekteki belgelerle de tarihe not düşmüş olalım
Bu hilafet fikri arada bir gündeme gelir. Gündeme arada bir gelir ama hep çok entresan zamanlamalarla gelir. 1997de Sayın Rahmi Koç şu sözleri ediyordu:
"Müslümanların tek lideri olmalı. Bence, Müslümanların da bir başı olması lazım ki, tek söz sahibi olan, tek
güç olan, tek patron olan, tek din lideri olan birisinin olması lazım. Çünkü, her ülkenin kendine göre bir dinî lideri var.Bakın, bizde bu yok ve bu bir eksikliktir diye ben hissediyorum."
Şimdi dünya turuna devam eden Rahmi Koç arada fırsat bulup Ayvalıkı ziyaret edip kilise tamir ettiriyor.
"1997 yılında bunlar yaşanırken Rahmi Koç, aniden Ayvalıkı özellikle Alibey Adasının keşfediyor.
Koç, Alibey Adasında birkaç eski evi restore ettirip vakıf binası yapıyor, ardından yine eski bir binayı restore ettirip yazlık eve dönüştürüyor. Bu arada Ayvalıkta Koça ait Setur Marina da hizmete giriyor.
Artık Koçun bir ayağı Ayvalıktadır.
2004 yılı Ağustos ayı sonunda Ayvalıka gelen Rahmi Koç, Ayvalık Belediye Başkanı Türközen onuruna Ayvalık Setur Marinada düzenlenen yemekte, Alibey Adasındaki Ayos Yannis Şapelini restore ettireceği müjdesini veriyor. Rahmi Koç, Ayvalıkta geçirdiği 4-5 gün den sonra dünya seyahatine çıkmak üzere Ayvalıktan ayrılıyor.
Bu arada Alibey Adasındaki Taksiyarhis Kilisesinin açılması için girişimlerde bulunan Rotary Kulübü yemek organizelerini Koça ait Setur Marinada yapmayı ihmal etmiyor. "
****
Altındal, hilafet fikrini ısrarla savunuyor. Bu savunmasının zamanlaması da doğrusu çok dikkat çekiyor. Neden hilafet? Neden şimdi? Bu savunma da, BOPun bir parçası mı? Bu soruyu soruyorum çünkü hilafet savunulunca insan ister istemez Graham Fullerin sözlerini hatırlıyor:
Biz Ortadoğuyu İslamla işbirliği yapmadan idare edemeyiz; İslam da biz olmadan iktidara gelemez
****************
EKler:
Sayın Cumhurbaşkanı Kenan Evrene gönderilen mektup:
Sayın Cumhurbaşkanım,
Zat-ı alinize iki konu hakkında başvurmak ve bilgi almak istiyorum: Bu her iki konuda da yapacağınız açıklamaların fevkalade önemli olduğu kanaatindeyim. Eğer konuları şifahi olarak görüşmek isterseniz emrettiğiniz takdirde sizi Marmariste de ziyaret etmeye hazırım.
Birinci konu:
Vatan Gazetesinde çıkan Atatürkün vasiyeti ile ilgili. Biliyorsunuz Atatürkün gizli vasiyeti konusu bir müddettir gündemde. Belgenin adı belki (eğer böyle bir belge varsa) vasiyet veya başka bir isim altında olabilir; ancak iddia mühim.
Vatan Gazetesinde Araştırmacı Yazar Aytunç Altındalın ortaya attığı iddia ile ilgili yer alan haber şu şekilde:
Altındal, Atatürkün 50 yıl sonra açıklanmasını istediği vasiyetinin, 1988de Kenan Evren ile Turgut Özal tarafından açıldığını ve ancak gizlendiğini öne sürerek, "Evren ve o günkü Başbakan Özal, bunları okudu. Ancak bu görüşlere, bu fikirlere toplumun henüz hazır olmadığını öne sürerek bunların açıklanmasını engellediler" iddiasını dile getirdi. 1988de Atatürkün vasiyetinin üstüne 25 yıllık yeni bir yasak konulduğunu söyleyen Altındal, Atatürkün vasiyet niteliğindeki notlarında Hilafetle ilgili ilginç fikirleri bulunduğunu da ileri sürdü. Altındal, Atatürkün hilafetin kişi bazında değil, bütün İslam ülkeleri arasında rotasyonla değişecek bir kurum olarak canlandırılabileceğini, saltanata karşı olmasına rağmen Hilafete bir müessese olarak karşı çıkmadığını savundu.
Atatürkün bugünkü İKÖnün ana hatlarını 1920lerde çizdiğini söyleyen Altındal, "Mustafa Kemalin Hilafetin 5 güçlü İslam üyesinin daim üyesi olduğu konsey oluşturulmasını, bunların belirli süreler içinde rotasyonlu olarak Hilafeti temsil etmesini istediğini düşünüyorum" dedi. Aytunç Altındal, Nutuktaki hilafetle ilgili bazı sözlerin kendi fikrini desteklediğini düşündüğünü de ifade etti.
Vasiyetle ilgili 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayarın da bilgisi olduğunu söyleyen Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal, 1967de Bayara "Atatürkün gizli vasiyeti var mıydı?" diye sorduğunu, Bayarın da kendisine, "Muhtemeldir. Açıklanması şimdi doğru olmaz, Türkiye hazır değil" dediğini söyledi.
Uygulanır veya uygulanmaz. Ancak, bir vasiyet veya bir konuşma var ise kamuoyunun bunu bilmesi önemlidir diye düşünüyorum. Zira konunun bugünkü gibi dedikodu seviyesinde kalması daha zararlı bir durum ortaya çıkarıyor.
Keza, bildiğiniz gibi Atatürkün Musulun alınması konusunda da vasiyeti olduğu iddia ediliyor. Zat-ı alinizin bu konuda yapacağı açıklamaların tarihe ışık tutacağı kanaatindeyim.
Zat-ı alinizin dikkatine getirmek istediğim ikinci konu:
19 Mart 2002 Salı akşamı, ATV Ana Haber Bülteninde Murat Birselle yaptığınız açıklamalar ile ilgili.
20 Mart 2002 tarihinde Habertürk TVde de verilen haberde, Atatürkün gizli ve devlet sırrı olan, din konuları hakkında, el yazması bir kitabı ortaya çıktı: Yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren, cumhurbaşkanlığı döneminde Atatürkün gizli kitaplarını okuduğunu belirterek, Atatürkün kitapları var. Bir nüsha olan el yazması yazılmış bir kitabı. Bunu söyleyemem. Gizli, yani devlet sırrıdır. Yani, söylemem doğru olmaz. Ama, dini konular hakkında bir kitap ifadeleriniz yer almıştı.
Bu konuda da açıklama bekliyoruz
Hürmetlerimle, arz ederim. 11.04.2005
Emin ŞİRİN
İstanbul MİLLETVEKİLİ
Sayın vekilim Kenan Evren e sorun bakalım 80 sonrasında kaç kişiye işkence yapıldı, kaç kişi hücrelerde öldü. O zaman yalan söylüyor mu söylemiyor mu? ne kadar rahat söylüyor, söylerkn yüzü ne kadar kızarıyor görün. Kenan Evren in 25 yıldır yalan söylemediğini nasıl bu kadar emin yazabiliyorsunuz.
sayın kenan evren atatürkün öyle bir vasiyetinin olmadıgını savunuyor peki 1988 yılın da sayın turgut özel bey ile birlikte 50 yıl sonra açılması istenen mektupların açıldıgının ve bu mektupların sadece Atatürkün aşk mektupları oldugunun taraflarından beyan edildigini arşivlerde mevcut neden böyle bir yalana başvurma geregi duydular ve neden bu Yüce türk milletini ilgilendiren bir konu bu milletten saklanıyo gerisini siz düşünün kenan evren gibi nice milletin ülkeyi ne hal soktukları ortada saygılarımla
sayın kenan evren atatürkün öyle bir vasiyetinin olmadıgını savunuyor peki 1988 yılın da sayın turgut özel bey ile birlikte 50 yıl sonra açılması istenen mektupların açıldıgının ve bu mektupların sadece Atatürkün aşk mektupları oldugunun taraflarından beyan edildigini arşivlerde mevcut neden böyle bir yalana başvurma geregi duydular ve neden bu Yüce türk milletini ilgilendiren bir konu bu milletten saklanıyo gerisini siz düşünün kenan evren gibi nice milletin ülkeyi ne hal soktukları ortada saygılarımla