Bugün de, “Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlarımızın Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Araştırma Komisyonu” raporunun öneriler kısmıyla ilgili bilgi vereceğim. Yazımın ikinci kısmı bu konu ile ilgili.
Ama önce çok aktüel ve önemli bir konu: “Irkımızla övünmek”!...
3 Haziran 2004 tarihli Milliyet Gazetesinden bir haber:
“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek’in başkanlığını yaptığı Başkent Gençlik Derneği’nin düzenlediği “Gençlik Şöleni”nde öğrencilere şiir okuyarak nasihatte bulundu.
Erdoğan’ın okuduğu şiir Mehmet Akif Ersoy’un,
İhtiyar amcanı dinler misin oğlum Nevruz?
Ne çok söyle, ne büyük söyle.
Yiğit işte gerek.
Lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme.
Özü sağlam, sözü sağlam adam ol, ırkına çek.”
Allah Allah...
“Camiler kışlamız, minareler süngümüz, kubbeler miğferimizdir” şiirini okuduğu için 312’den (312’nin o günkü halinden) ceza alan Tayyip Erdoğan, şimdi de Başbakan ve iktidar partisinin başı olarak “Lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme. Özü sağlam, sözü sağlam adam ol, ırkına çek” diyor. Hangi, “ırk” bu?...
Nereden çıktı bu ırkçı söylem?
2 Eylül 2003 tarihinde Fatih Altaylı’nın Teke Tek isimli programında, “Baktım ABD, bütün koşanlar zenci. Fransa, bütün koşanlar zenci. Bakıyorsunuz orada bir zenci- beyaz olayı var. Yıllardır bu yaşanır. Fakat, zenciler ABD’yi temsil ediyor. Onlar sadece Amerikalı. Amerikan ırkı değil ve başarı ile bitirdikten sonra, rekorları kırdıktan sonra bakıyorsunuz, bayrağı alıyor, bu bayrak ile beraber kalkıyor tur atıyor. Amerikalılık bilincini yakalamış. Şimdi biz de bir defa Türkiye’de Türkiyelilik bilincini en azından yakalamalıyız. Bunu bir de Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı bilinci ile zenginleştirmeliyiz” diyen Recep Tayyip Erdoğan değil miydi? Sayın Başbakan şimdi ne diyor? Hakiki düşüncesi nedir? Bu söylemlerin manası nedir?
****
Başbakan, bu yeni söylemine, ve “ırkına çek” şiirine belki de misyonerlik faaliyetlerinin çok artması karşısında ihtiyaç duydu. Belki de, son zamanlarda kendisinde ve Danışmanlarında gördüğümüz milliyetçi söyleme dönüş çerçevesinde hareket ediyor...
****
İster istemez geçen gün değindiğim Sinasos Rum-Ortodoks ayini ve Tayyip Erdoğan’ın Rize’deki köyü olan Güneysu’ya gelişinde “Potomya’nın Gururu” pankartı ile karşılanmasını hatırladım.
Hatırladığım bir başka husus daha oldu; Aslan Bulut’un Yeni Çağ Gazetesi’nde 26 Mart 2004 tarihli makalesinden okuyalım:
“Şu anda Türkiye’nin yönetiminde en etkili noktalarda bulunan iki kişinin vukuatlı nüfus kayıtlarını gönderen bir vatandaşa (göre): (Bu iki önemli kişinin) birisinin soy ağacında Havuli, Fatuli, Farfuli, Teyup, diğerinin soyağacında Giregos ve Horik bulunduğunu belgelerle ispat etmenin ne önemi var? Uygulanan teslimiyet politikaları, vatandaşa günün 24 saati, olumlu gelişmeler gibi sunuluyorsa, ne yazarsanız zaten ne anlamı var?”
“Irkına çek” sözündeki ırktan kastedilen Havuli, Fatulu, Farfuli mi?
Pek tabii, koca bir imparatorluğun bekaasında her türlü etnik karışım olabilir. Zaten Cumhuriyet daha 1924 Anayasası’nın 88. maddesinde, “Türkiye’de din ve ırk ayırdedilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese “Türk” denir”” diyerek güzel bir gelenek tesis etmiş. Bu gelenek, halen yürürlükte olan 1982 Anayasası’nın 66. Maddesindeki, “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” ibaresiyle devam ediyor.
Hal böyle iken, nedir bu soylu soplu, ırklı şiirler veya Türk yerine, Türkiyelilik kavramını ortaya atmak?
****
Biz, yurtdışındaki yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının çözümüne ilişkin hazırlanan Komisyon raporuna geri dönelim:
“Yapılan tespitler neticesinde, yurtdışındaki vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerin vatandaşlığına geçmeleri ve politik alanda yer almaları durumunda daha çok hak elde edecekleri ve sorunlarının çözülebilir hale geleceği belirlenmiştir.
Vatandaşlarımızın bu sorunlarının çözümüne sadece ilgili kurumlar açısından değil, bir bütün olarak ve çok geniş bir zaman dilimi içinde bakılması ve bir temel strateji belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirlenecek stratejinin bazı ana ilkeleri aşağıda verilmiştir:
- Yurtdışındaki vatandaşlarımızın bulundukları ülkelerde artık kalıcılığı düşünülerek, bulundukları ülke vatandaşlığını almaları konusunda yardımcı olunmalıdır.
- Bu vatandaşlarımızın ve gelecek kuşakların ülkemiz ile bağları korunmalı ve geliştirilmelidir.
- Vatandaşlarımız bulundukları ülkelerle ülkemiz arasında iyi ilişkilerin ve dostluğun köprüsü olmalıdırlar.
- Özellikle AB ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızın AB hukukundan ve diğer uluslararası hukuktan doğan hakları mutlaka her platformda savunulmalı ve hayata geçirilmesi sağlanmalıdır ve vatandaşlarımız bu konuda bilinçlendirilmelidirler. Ayrıca, AB’nin diğer aday ülkelerin vatandaşlarına tanıdığı hakların vatandaşlarımıza da tanınması için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır.
- Yabancı düşmanlığı, ayrımcılık ve şiddet olaylarına karşı vatandaşlarımızın savunulması sağlanmalıdır.
- Hangi ülkede yaşadıklarına bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı, teröre karışmamış her birey devletimiz için çok önemli ve değerlidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, tüm imkanları ile, bu vatandaşlarımızın yanında olması gerekmektedir. Bu konuda vatandaşlarımız; Büyükelçiliklerimiz, Başkonsolosluklarımız ve bünyelerindeki ihtisas birimleri, basın-yayın organları vasıtasıyla aydınlatılmalı, hazırlanacak olan broşür, kitapçık vb. dokümanların vatandaşlarımıza ulaşması sağlanmalıdır. Ayrıca, ilgili kurum ve kuruluşların internet sayfalarında bu konuya yer verilmeli ve web adresleri vatandaşlarımıza duyurulmalıdır.
- Yurtdışındaki vatandaşlarımızın kültürel kimliklerini koruyarak sağlanan haklardan en üst düzeyde yararlanmaları ülkemizin öncelikleri arasında olmak zorundadır.
- Bu durumda, devletin yurtdışında yaşayan vatandaş politikaları, çok yönlü, uzun vadeli, dinamik ve etkili sonuçlar verecek bazda planlanmalıdır. Bu çerçevede gerekli stratejiyi üretecek ve uygulamaya koyacak yeni bir yapılanmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
- Bu nedenle; yurtdışındaki vatandaşlarımızın gerek yaşadıkları ülkelerde, gerekse yurda dönüşlerde uyum içerisinde olmalarına ve ülkemizle var olan bağlarının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların başında, devletimizin yurtdışına yönelik hizmet üreten tüm kurum ve kuruluşlarının birlikte hareket etmelerini sağlayacak bir birimin kurulmasına ihtiyaç duyulmaktadır:
Kurulacak olan bu birim vatandaşlarımızın karşılaştıkları sorunların çözümünde yardımcı olmalı, AB Hukuku ve uluslararası hukuktan doğan haklarını izlemeli ve çözüm yolları aramalı, ayrıca vatandaşlarımızın ekonomik, siyasi ve diğer potansiyellerinin ülkemiz yararına değerlendirilmesi konusunda etkin çalışmalarda bulunulmalıdır. Bu birim, yapacağı çalışmalarda, AB vatandaşlığı ve sonucunda yurtdışında etkin bir Türk lobisinin oluşturulması amacıyla bu konuda faaliyetlerde bulunan sivil toplu örgütleri ile de gerekli koordinasyonu sağlamalıdır.
Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın gerek yaşadığı ülke, gerekse ülkemiz mevzuat ve uygulamalarından kaynaklanan sorunlarının çözümü için, öncelikle bu sorunların tekelde toplanarak koordineli bir şekilde çözümünün zaruret arz ettiği düşünülmektedir. Bu bağlamda ilgili kurum ve kuruluşların çalışmalarını koordine edecek Başbakanlığa bağlı bir birimin kurulması, anılan birimin çalışmalarını yönlendirmek, değerlendirmek, denetlemek ve takibini yapmak üzere TBMM’de daimi bir komisyonun oluşturulması gerektiği sonuç ve kanaatine oy birliği ile varılmıştır.”
Yayın Tarihi :
4 Haziran 2004 Cuma 21:08:22
Yorumlarınız
yasin uzun IP: 194.54.33.xxx Tarih : 5.06.2004 18:09:21
sayın başbakanımızın ne düşündüğü beni ilgilendirmiyor.Fakat İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy ırk kelimesini, Türk milletini diğer milletlerden ayrımcılık yaparak veya diğer ulusları küçümseyerek kullanmamıştır.Şiirde; kurtuluş savaşımızda ve osmanlı yıllarında olduğu gibi Türk milletinin akıllı,zeki ve en önemlisi hoşgörülü bir millet olduğu vurgulanmıştır.burda bir kasıt olduğunu düşünmüyorum.Aksine bu şiirle gurur duymamız gerekiyor.Çünkü biz o zor yıllardan kadınıyla, yaşlısıyla atamızın(o soylu ırkımızın) sayesinde kurtulduk.saygılarımla, yasin uzun
zikri SÖĞÜT IP: 195.174.162.xxx Tarih : 6.06.2004 11:27:24
sayın emin ŞİRİN bu yazdıgınız ırkcı söylem hakkında kelime kelimesine her harfine katılıyorum teşekkür ederim
Mustafa Rasi Uysal IP: 85.105.131.xxx Tarih : 5.06.2006 14:37:39
Türk Milletinden ve "Türk" lafından gocunanlara en çok kızdığım taraf "erkek gibi tavırlarını ortaya koyamamalarıdır."