20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Öğrencilere bir şans daha verelim... Başörtüsü ve Fransız Modeli...

Dün, öğrenci affıyla ilgili bir kanun teklifi verdim. Kanun teklifinin metnini yazının sonunda bulabilirsiniz.

Öğrenci affı son olarak 2000 senesinde çıkmıştı. O tarihten sonra, okulları ile ilişkisi çeşitli sebeplerden kesilmiş olan 80 bin civarında öğrenci kardeşimiz var. Bu 80 bin öğrenci kardeşimizin sadece 350’si başörtüsü dolayısıyla devamsızlık durumuna düşüp, okulla ilişkisi kesilen öğrenciler.

Bizim 20’li yaşlarda, her ne sebepten olursa olsun okulla ilişkisi kesilmiş olan gençlere yeni bir şans ve yeni bir hayat hakkı vermek mecburiyetimiz var. Tekrar ediyorum; sebep ister türban, ister tembellik, ister ailevi meseleler, ister ekonomik sıkıntılar, ne olursa olsun bizim 20’li yaşlardaki gençlerin ümitsiz yaşamaya mahkum edilmelerine müsaade etmeye hakkımız yok. Hele hele daha bir müddet önce, dağa çıkmış haydutu ve teröristi bile “topluma kazandıralım” diye pişmanlık yasası çıkartmışken, üniversiteli gençlere yeni bir şans vermemeyi nasıl izah edeceğiz?

Bu konuda önderlik etmek mutlaka AK Parti’ye ve Hükümete düşerdi. Ama herhalde türban-başörtüsü konusunda yaratılan gürültülerden bizar olmuş olacaklar, “öğrenci affı” konusuna bir türlü el atamadılar. El atmak bir tarafa, kendilerine müracaat eden öğrencilere Başbakan, “Gidin CHP ile konuşun, CHP bu konuda destek vereceğine dair Grup kararı alsın, biz de ondan sonra harekete geçelim” mealinde sözler söyledi...

Sanki CHP iktidar, AKP muhalefet!

CHP de maalesef türban konusundaki takıntısı yüzünden, en makul konulara bile makul bir şekilde bakamıyor...

Bu kısır döngüyü kırmak için kanun teklifini verdim. Kanun teklifini vermenin yanı sıra, AKP ve CHP Grup Başkanvekillerine yine aşağıda metnini bulacağınız mektubu yazdım. Dün Genel Kurul’da AK Parti Grup Başkanvekili Sayın Faruk Çelik ile konuştum. Konuyu Pazartesi günkü Merkez Yürütme Kurulu toplantısında ele alacaklarını söylediler.

AKP MYK toplantısından öğrenciler için müjdeli bir haberin çıkmasını bekliyorum.

***

Konu açılmışken türban konusuna da değinmek istiyorum. Başbakan bir müddetir “türbanda Fransız modeli” deyip duruyor.

Nedir bu “Fransız modeli”? Fransız modeli, başörtülü-türbanlı öğrencilerin özel okullara devam etmesi, resmi okullarda ise türbanın yasak olması demek. Fransa’da üniversitelerde başörtüsü-türban tamamen serbest, başörtüsü takılıp takılamayacağı münakaşası, ilk ve ortaöğretim için yapılıyor.

Başbakanın önerdiği bu model yanlış ve faydasından ziyade mahsuru var.

Zira:

- Parası olan özel okula gidip başörtüsü takabilir, parası olmayan resmi okula gider ve başörtüsü takamaz gibi bir anlam çıkıyor. Bu klikleşme yaratır.

- Özel okul, resmi okul ayırımı hem Anayasanın eşitik ilkesine, hem de Tevhid-i Tedrisat Kanununa aykırıdır.

- En önemlisi; böyle bir ayırım devlet tarafından işletilen ve devlete ait mekanlarda başörtüsünün takılamayacağını resmen kabul etmek anlamına gelir. Böyle bir ayırımı yapar ve devlet üniversitesinde başörtüsü takılmasın, özel üniversitede takılsın derseniz, yarın size devlet hastanesindeki hasta da başörtüsü takamaz, askeri gazinoya başörtüsü ve sakallı giremez, hele hele Çankaya’ya başörtülü adım atamaz diyene cevap veremezsiniz. Bilakis, bu yasakları meşrulaştırırsınız.

Bu konuya önce üniversitelerden başlayıp, özel ve resmi üniversitelerde eğitim gören kızlarımızın arzu ettikleri takdirde başörtüsü takmalarını tamamen serbest bırakacak anayasal ve yasal düzenlemeleri yapmalıyız. Bu konuda ortada hiçbir Anayasa maddesi ve yasak yok iken, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın kendi yorumlarına dayanan bir içtihad ile başörtüsünü yasaklamalarının hukuk devleti ve anayasaya uymadığını açıkça söyleyebilmeliyiz. Laikliği zedelemeden bu meseleyi mutlaka halletmeliyiz.

***********+

Öğrenci Affına ilişkin Kanun Teklifi:





YÜKSEK ÖĞRETİM KANUNUNA GEÇİCİ MADDELER EKLENMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ



MADDE 1- 04.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir :

GEÇİCİ MADDE 46. – Yükseköğretim kurumlarında; hazırlık ve ara sınıflar dahil bütün sınıflarda ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenim yapan öğrencilerden, 12 Eylül 1980 tarihinden 2003-2004 öğretim yılı sonuna kadar, her ne sebeple olursa olsun ilişkileri kesilmiş veya kesilme durumuna gelmiş öğrencilere ilişkilerinin kesilmesine sebep olan bütün dersler için devam, iki sınav ve bütünleme hakkı verilir (Öğrenciler, daha önce başarısız oldukları kaldırılan derslerin yerine kurumlarınca konulacak muadil başka derslerden sınava girerler.) Öğrencilerin bu sınavlarda başarılı olmaları halinde öğrenciliğe intibakları yapılır. Öğrenciler, öğrencilik haklarının devamı için yürürlükteki kanun ve kanunlara uygun ilgili mevzuata uymak zorundadır.

Birinci fıkradaki haklar saklı kalmak kaydıyla, uygulamalı eğitim-öğretim yapan okullardan ayrılan öğrencilere, devam edemedikleri dersler ve uygulamalar için ilgili yükseköğretim kurumunca devam imkânı sağlanır. Bu öğrenciler için yönetmeliklerindeki devam şartını tamamladıktan sonra Kanunun öngördüğü sınav süresi başlar.

Sınıf geçme sistemi uygulayan yükseköğretim kurumlarında en çok üç dersten başarısız olup bir üst sınıfa geçemeyen öğrencilere; üst sınıfa devam etme ve alt sınıfa başarısız oldukları dersler için iki sınav ve bir bütünleme hakkı verilir. Not ortalaması sebebiyle sınıf geçemeyen veya mezun olamayan öğrencilere, istedikleri üç dersten not yükseltmek için bir sınav hakkı tanınır.

2547 sayılı Kanunda öngörülen azamî öğrenim sürelerini doldurdukları için, kurumları ile ilişkileri kesilen öğrencilere; alamadıkları dersler için, bir defaya mahsus olmak üzere devam etme ve sınav hakkı tanınır. Bu öğrencilere normal öğrenim sürelerine ilave olarak iki yıl ek süre verilir. Öğrenimlerine devam eden öğrencilerden dönem veya yıl kaybetme durumunda olanlar da bu haktan yararlanırlar. Bu öğrencilere istemeleri halinde derslere devam hakkı tanınır. Bunlardan ara sınav şartı istenmez. Diğer öğrencilerle birlikte final ve bütünleme sınavlarına girerler.

Sınavlara girecek öğrencilerin hakları, hukuk dışı herhangi bir sebeple engellenemez. Belirtilen müracaat süreleri içerisinde askerlik süresi gelmiş olanlar, bu Kanun hükümlerine göre verilmiş hakları kullandıkları takdirde tecilli sayılırlar. Halen askerlik görevini yapmakta olanların terhislerinden sonraki iki ay içerisinde müracaat hakları saklıdır. Gözlem altında veya tutuklu bulunanlar, bu hallerinin sona ermesini takip eden iki ay içerisinde müracaat ettikleri takdirde, bu Kanun hükümleri çerçevesinde haklarını kullanabilirler.

Üniversitelerin çeşitli bölümlerinde ve konservatuvarlarda dışarıdan bitirme sınavlarına girerek öğrenimlerine devam eden ancak bu sınavların kaldırılması ile okullarını bitirememiş veya başarısız duruma düşmüş öğrenciler de bu Kanunda diğer öğrencilere tanınan sınav haklarından yararlanırlar.

2000-2001 eğitim-öğretim yılından başlamak üzere Gülhane Askerî Tıp Akademisinde okurken bu Kanunun yayımı tarihine kadar her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilmiş olanların (yargıya intikal etmiş ve disiplin suçu nedeniyle ilişiği kesilenler hariç) bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içerisinde başvurmaları halinde, Yüksek Öğretim Kurulunca, okuyacakları Tıp Fakülteleri belirlenir. Belirlenen Tıp Fakültelerince intibakları yapılan öğrenciler, 2547 sayılı Kanunun geçici 40 ıncı maddesinin ilgili hükümlerinden diğer öğrenciler gibi yararlanırlar.

Yukarıdaki haklardan yararlanmak isteyenlerin bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren iki ay içerisinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları şarttır.


GEÇİCİ MADDE 47. – 2000-2001 öğretim yılından 2004 yılı sonuna kadar, lisansüstü öğrenimi görürken, her ne sebeple olursa olsun kurumları ile ilişiği kesilen öğrencilere başarısız olduğu dersler için iki sınav hakkı; yüksek lisans öğrencileri için bir yıl, doktora öğrencileri içinde iki yıl tez hazırlama süresi verilir. Ayrıca 2000-2001 öğretim yılı başlangıç tarihine kadar yabancı dil sınavına giremeyenler ve ilgili kanunun yürürlük tarihine kadar yabancı dil şartını yerine getiremeyerek kaydı silinen öğrenciler, yeniden kayıt yaptırabilirler. Doktora yeterlilik sınavına girebilmek için, yabancı dil sınavında başarısız olanlara üç sınav hakkı tanınır.

Yardımcı doçentlik kadrosunda görev yapan öğretim elemanlarının çalışma sürelerindeki sınırlama kaldırılmıştır.

2000 yılından itibaren yüksek lisans ve doktora yabancı dil sınavında 100 puan üzerinden 50 (elli) ve daha yukarı, doçentlik yabancı dil sınavında ise 65 (altmışbeş) ve daha yukarı puan veya Üniversitelerarası Kurul tarafından kabul edilen ve Yükseköğretim Kurulu tarafından uluslararası alanda geçerli sayılan diğer yabancı dil sınavlarından bunlara denk puan alanlar başarılı sayılırlar.

Lisansüstü öğrencilik sıfatını yeniden kazananlar, bu hakkı kazandıkları tarihten itibaren araştırma görevlisi olanlar, araştırma görevliliği kadrosuna yeniden atanırlar. Çalıştıkları üniversitenin bulunduğu şehir dışındaki başka bir üniversitede lisansüstü eğitim-öğretim programına kayıtlı iken, kayıt-kabul işlemlerinden sonra yürürlüğe, girmiş Yükseköğretim Kurulu karar ve talimatlarına göre kaydı silinenler, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde müracaat etmeleri halinde öğrenimlerine kaldıkları yerden devam ederler. Bu Kanundan yararlanmak üzere müracaat eden öğrencilerden askerlik erteleme süreleri sona erenlerin askerlikleri, bir defaya mahsus olmak üzere bir yıl daha ertelenir.

2000-2001 öğretim yılından 2004 yılı sonuna kadar; sanatta yeterlilik, Tıp Fakülteleri veya tıpta uzmanlık alanlarında başarısız olanlara, kendi isteği ile ayrılanlara veya eğitimini kesintiye uğratanlara, istemeleri halinde, başarısız oldukları derslerden laboratuvar ve uygulamalı derslere devam ve ayrıca eksik rotasyonlarını tamamlamaları şartı ile iki sınav hakkı tanınır.

Yurt dışına yüksek lisans ve doktora yapmak üzere gönderilen, yurt dışında yüksek lisans ve doktora için kalmaları gereken süre içerisinde her ne sebeple olursa olsun çalışmanın hangi aşamasında olursa olsun Türkiye’ye dönmüş veya çağrılmış olanlar veya yurt dışında kalması gereken süre dolduğu için geri gelmek zorunda kalan ve Türkiye’de görevleri ile ilişkileri kesilen öğrencilere iki, doktora eğitimi için dört yarı yıl Yükseköğretim Kurulunun Türkiye’de belirleyeceği üniversitelerde öğrenimlerine devam hakkı tanınır.

Yukarıdaki haklardan yararlanmak isteyenlerin bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren kurumlarına iki ay içerisinde müracaatları şarttır.


GEÇİCİ MADDE 48. – 2000-2001 eğitim-öğretim yılı başından, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, yükseköğretim kurumlarının hazırlık sınıfı, önlisans ve lisans eğitim-öğretim programları ile yüksekokulların herhangi bir sınıfında kayıtlı öğrencilerin, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ve bu Kanuna atıf yapan Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümlerine göre aldıkları disiplin cezaları, bütün sonuçları ile kaldırılmıştır. Bunların sicil dosyalarındaki cezaî kayıtlar, ilgililerin müracaatı aranmaksızın dosyalarından çıkarılır.

MADDE 3. – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.



MADDE 4. – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


************

AK Parti ve Grup Başkanvekillerine konuyla ilgili yazılan mektup:

Sayın Faruk ÇELİK

AK Parti Grup Başkanvekili

Sayın Haluk KOÇ

CHP Grup Başkanvekili



Muhterem Başkanvekilleri,

Müsadenizle bu yazıyı iki kişiye hitap eder şekilde yazdım. Özellikle dikkatinize getireceğim konudan her iki Grubun da haberinin olmasını arzu ediyorum.

Uzun bir zamandır öğrenci affı konusu gündemde. Ancak ortada “ilk adım” problemi var.

İlişikteki kanun teklifini bugün TBMM Başkanlığına verdim. Her iki Grubun da teklifimi desteklemesini ve Danışma Kurulu kararı ile süratle gündemin ön sıralarına almasını bekliyorum.

Özellikle belirtmek isterim ki, Gruplarınız bu konuda herhangi bir teklif vermeyi düşünürlerse ben teklifimi memnuniyetle geri çekeceğim.

Hürmetlerimle, arz ederim. 21.10.2004



Emin ŞİRİN

İstanbul MİLLETVEKİLİ


Yayın Tarihi : 22 Ekim 2004 Cuma 16:49:48


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?