19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

Unakıtan ne zaman istifa edecek?

15.09.2005 tarihinde kamuoyunun gündemine, “Kemal Unakıtan, Kutman’la geçen Ramazan Bayramı’nda Hong Kong’ta mıydı? sorusunu getirmiştim. Soru yazılı basında yer buldu, bazı gazetelerde manşet oldu. Başbakandan ve Unakıtan’dan çıt çıkmadı. 

 ANKA Haber Ajansı’na şu açıklamayı yapmıştım:

“Bundan bir hafta önce Kemal Unakıtan’a ve Başbakan Tayyip Erdoğan’a bir soru yönelttim:

“Kemal Unakıtan, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın Tüpraş’ın yüzde 14.76’lık payını yangından mal kaçırır gibi, “babalar gibi” sattıkları Mehmet Kutman ve Ofer ile geçen Ramazan Bayramı’nda Hong Kong’ta beraber miydi?”

Ne Başbakan’dan, ne de Kemal Unakıtan’dan çıt çıkmadı!

Bugün biraz daha ipucu verecek sorular soralım:

- Kutman, Hong Kong’a tarifeli uçak ile Kemal Unakıtan’dan 2 gün evvel gitti. Mehmet Kutman’ın yanında sonradan Tüpraş İdare Heyeti’nde görev alan bir yardımcısı vardı. Kutman’ın seyahatinden iki gün sonra, Kemal Unakıtan, hanımı, Mehmet Kutman’ın kızkardeşi ve Özelleştirme İdaresi Başkanı özel, yabancı bayraklı bir uçakla Hong Kong’a gidip, Mehmet Kutman ile buluştular mı, buluşmadılar mı? Bu uçağın sahibi kimdi?

- Kiminle, “babalar gibi” ne konuştular? Kiminle, “babalar gibi” ne anlaşmaları yaptılar?

Başbakan Tayyip Erdoğan’a soruyorum:

- Size dört ay evvel, Kutman-Ofer’in Tüpraş’ın 14.7’lik payını almasıyla ilgili sorduğum 9 soruyu neden zamanında ciddiye alıp tetkik etmediniz? Siz de işin içinde misiniz?

- Hong Kong seyahatinin detayları ortaya çıktığı zaman ÖİB Başkanı ile İstanbul 1. Bölgeden milletvekilliği adaylığınız düşünce yerinize seçtirdiğiniz, sonra Maliye Bakanı yaptığınız, arkasından da sözünüzü bazen dinlemeyen Abdüllatif Şener’den alarak Özelleştirmeyi bağladığınız “Kemal Ağabey”inizin istifasını mi isteyeceksiniz, görevden mi alacaksınız?

- Bu hadise delilleri ile ortaya çıktığında Kemal Unakıtan’ı Yüce Divan’a sevk ettirecek misiniz?

- Bir ikinci konu daha var: Bugünkü gazetelerde ÖİB’nin akıl almaz bir beyanı var: Tüpraş’ın yüzde 14.7’sini kime sattıklarını bilmiyorlarmış! ÖİB, TÜPRAŞ, Telekom, Erdemir gibi stratejik şirketlerin satışından evvel, muhtemel alıcılar için MİT ve Emniyet’e güvenlik araştırması yapmıyor mu? Türkbank’ın bir Türk’e satışında bile aranılan güvenlik araştırması şartını şimdiki özelleştirmelerde aramayan ÖİB Başkanını ne zaman görevden alacaksınız?

- Başbakana bir üçüncü soru daha: TMSF’nin satışlarında, güvenlik araştırması şartını arıyor musunuz, aramıyor musunuz?

Ülke menfaatine olan Özelleştirmelere evet, yağmaya, hırsızlığa ve hortuma hayır!”

****

Milliyet Gazetesi’nde Şule Yücebıyık’ın haberini okuyoruz:

“Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Tüpraşta satış emri vermeden önce, aynı günün gecesi, şirketin yüzde 14.76'sını ucuza aldığı belirtilen Ofer Grubu ile görüştüğü yönündeki bilgileri şöyle değerlendirdi:

"Bana 'falancayla nasıl konuşursun' diyorlar. Konuşurum tabi. Ben bir sürü ülkeye gittim, özelleştirmeyi anlattım. Burada aktif pazarlama yapıyoruz. Potansiyel alıcılara malı pazarlamak zorundayız.

Sami Ofer'le de görüştüm. Hong Kong'a gittim, orada görüştüm. Bayram günü gittim diye gizli yapıyor havasına sokuyorlar işi. Davos'a gittim orada görüştüm. Otel odasında görüştü diye haber çıkıyor. Dışarısı kar, buz tabii ki otel odasında görüşeceğim. Ben kayak yapmaya gitmedim ki kardeşim. Yatırımcılarla konuşmaya gittim. Yanımda Mehmet Kutman da vardı. Adamın Türkiye temsilcisi tabii ki olacak. Öküz altında buzağı aramanın manası yok.

Kimse fabrikaları sırtlanmış götürmüyor. Böyle birisini gördünüz mü? Ahmaklık yapmayın. Türkiye artık geri dönülemez bir yola girdi. Hem işsizlikten bahsedeceksin hem sermaye gelmesin diyeceksin, bu akılla bağdaşır birşey değil. Yabancı sermaye Yeni Cami önündeki kuşlara benzer. Kuşlar neden toplanıyor. Çünkü orası güvenli. Bütün yatırımcıların başımızın üzerinde yeri var. Türkiye'ye gelen herkese hoş geldiniz, sefa getirdiniz diyorum. AKP hükümetinin en temel politikalarının başında özelleştirme geliyor.

Devam edeceğiz, kârlı, zararlı ne varsa hepsini satacağız. Siyasilerin çiftliği olan yerleri satıyoruz, milletin yükünü azaltıyoruz. Bunlar kamburdur. Bazı özelleştirmeler için 'milli menfaatimize aykırıdır' diyorlar. Asıl bunları satmazsak milli menfaate aykırı olur. Biz popülizm yapmıyoruz, kimse palavra atmasın."

Yani nihayet, kendi tabiriyle aktif pazarlamacı, yani “bezirgan” Unakıtan sıkışınca itiraf ediyor. Veciz açıklamasının içine de, “kimse palavra atmasın, ahmaklık yapmayın” gibi kendine yakışır ifadeler kullanıyor.

Asgari etik ve ahlak anlayışı olan bir Bakan veya Başbakan böyle bir durumda istifa eder. Ama neredeeeee?

****

Sorularımız Unakıtan’ı itiraf etmeye zorladı. Şimdi, son sorularımızı Başbakan’a ve Kemal Unakıtan’a yöneltelim ve cevabını bekleyelim. Kendilerini ikaz ediyorum, bundan evvelki sorularda olduğu gibi soruların cevapları ve hakikatler er geç ortaya çıkacaktır.

Sorular:

1- Bu alışverişlerden ve özelleştirmelerden Başbakan ve Maliye Bakanı olarak şahsi bir menfaatiniz oldu mu? Maliye Bakanının oğlunun şahsi bir menfaati oldu mu? Lütfen evet veya hayır diye somut bir cevap bekliyoruz.

2- Sizlerin haricinde Başbakanın hangi yakın danışmanlarının TGRT’nin satışı dahil diğer özelleştirme ve satışlardan menfaatleri oldu? Hangi danışman Güney Fransa’da Hariri’lerle görüştü? Hangi Danışman ABD’de yeni mal mülk edindi?

3- Mehmet Kutman ile Ramazan Bayramı’nda Hong Hong’ta olduğunuzu ve Sami Ofer’le görüştüğünüzü itiraf emişsiniz. Bir eksiğiniz daha kaldı. Dün sorduğum “Hong Kong’a giderken kullandığınız özel uçak kime aitti?” sorusunu da cevaplandırsanıza.

4- Neden yaptığınız seyahatleri, Türkiye’de ve dışarıda her gün kiminle neyi görüştüğünüzü, her günün akşamı bir basın bülteni ile şeffaf bir şekilde kamuoyuna duyurmuyorsunuz? Ben de Bakan olsan kamu menfaati olduğunu düşündüğüm her görüşmeyi yaparım ama hem tutanak tuttururum, hem de hemen görüşmenin detaylarını kamuoyu ile paylaşırım. Bunu da yakalanınca değil, her gün muntazam şeffaf bir şekilde yaparım.

5- Şimdi beşinci ve Başbakan’ı alakadar eden çok önemli bir başka soru:

- Soçi’de, Putin ile görüştüğünüz sırada, ortadan birkaç saat de kaybolduğunuz sırada, Erdemir’i isteyen bazı Rus ve yabancı alıcılarla görüştünüz mü? Kendilerine ne sözler verdiniz?

Cevap bekliyoruz sayın Başbakan.

**** 

Milliyet’te Ahmet Erhan Çelik’in haberi de dehşet. 28 Şubat 2005, saat 23:45’de Mehmet Kutman ile Eyal Ofer, İstanbul’dan uçakla Ankara’ya hareket ediyorlar. 1 Mart 2005 saat 02:00’de, Eyal Ofer, Mehmet Kutman ve ekibi, Özelleştirmeden Sorumlu Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın yanına getirilerek Tüpraş görüşmesine başlıyorlar ve aynı gün saat 09:00’da Bakan Unakıtan kendisine bağlı Özelleştirme İdaresi Başkanlığına, Tüpraş’ın 14.76’sının Mehmet Kutman’ın şirketi vasıtasıyla Ofer’e satışının talimatını veriyor.

Allah için Unakıtan haklı. Şule Yücebıyık’a, “aktif pazarlama yapıyoruz” demiş. Bundan aktif ve süratli pazarlama olur mu?!..

****
Başbakan,  gündüz “Ofer’le hiç görüşmedim” diyor. Herhalde kulağına üflemiş olacaklar ki akşam, “bir kere” görüştüğünü hatırlıyor! Bundan başka yaptığı iki görüşmeyi de sıkışınca yakında hatırlar.

Bu Hükümet hortumları kesen, yolsuzluklarla mücadele eden hükümetti. Hatırladınız mı?

****

Artık en yakınları bile bu Hükümetten yolsuzluk konusunda ümidi kesmiş vaziyetteler. Baksanıza Yeni Şafak Yazarı, Hükümete umumiyetle yakın duran Fehmi Koru bile, ikaz etmeden duramamış.

“Biraz daha açıklık” başlıklı yazısında, Özelleştirme İdaresi ve TMSF’yi ikaz etmek ihtiyacı hissetmiş:

“Ülkeye davet edilen yabancı sermayenin niteliği konusunda titiz davranmakta yarar var. Başka ülkelerdeki varlıkları ortalığı karıştırmaya yol açmış, kaynağı gölgeli veya açıkçası yasadışı varlıklara dayanan bir sermayenin hayati alanlarda egemen hale gelmesinin önü kesilmelidir. Bunu yapmak da siyasi iktidarın görevidir. Bu hükümet şeffaflık ve denetlenebilirlilik ilkelerine uyacağı vaadinin sahibidir. Toplumun ondan beklediği de belli: Vaadini her türlü itiraz ve eleştirileri de dikkate alarak yerine getirmesi”…

Geç kaldın Sevgili Fehmi Koru, çok geç kaldın. Bu ikazları zamanında yapsaydın kimbilir belki dinlerlerdi. Ama şimdi iş işten geçti.

Türk Telekom’da fevkalade tehlikeli, tam tarif ettiğin tipteki bir sermaye ile özel tekel yaratılmak isteniyor. Medya, Büyük Ortadoğu Projesi’nin emrine verilmek isteniyor. İhlas Grubunun TGRT’si kontrol altına alınıyor. TMSF, 1 milyar dolarlık alacağını, elinde 5020 gibi hukuk dışı olmasına rağmen müthiş yetkiler veren bir kanun varken, yüzde 15’ine bir varlık yönetim şirketine satıyor. Bu yabancı isimli varlık yönetim şirketinin içi TMSF’nin eski çalışanları ile dolu. Daha düzinelerle örnek var.

Her taraf çürüyor, kokuyor, dökülüyor.



Sevgili Fehmi Koru,



Artık çok geç. Bad’ül harab’ül Basra. Sen de ikazlarında ve yazılarında dikkatli ol! Senin yazı yazdığın gazetenin patronu Ahmet Albayrak, hem TMSF’den almaya çalıştığı Erol Aksoy’un Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, hem Balıkesir SEKA özelleştirmesi dolayısıyla tam tenkit ettiğin konularda tarif ettiğin çerçeve içindeki bir sermaye grubu. Başbakan’ın kadim yakınları ve dostu. Biliyorsun yazı yazdığın gazetenin Başyazarı Ahmet Taşgetiren de Tayyip Erdoğan’ı hafiften tenkit edecek oldu; işine son verildi! Sonra Ahmet Taşgetiren’in başına gelen senin de başına gelmesin!

Yayın Tarihi : 26 Eylül 2005 Pazartesi 14:20:56


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Ömer Esirgemez IP: 213.139.192.xxx Tarih : 28.09.2005 11:33:31
Sn. Şirin' e teşekkürler...Tek başınıza sürdürdüğünüz bu çalışmalarınız için Sizi kutluyorum.Bana göre sorun, Ülkemiz için seçilen ekonomi modelinin doğru veya yanlış olması noktası olmayıp yöneticilerin, uygulayıcıların kişilik değerleri ve dürüstlükleridir."Bal tutan parmağını yalamamalı" dır.Önceden yalanıyomuşsa da o tarihlerde mikrobiyolojideki bilgilere sahip olunmadığınsdan parmağını yalayıp tekrar bala batıranların mikroplarının zararları görülmüyormuş.Artık "mikrop"ları görebiliyoruz.Zararları ve yanlışları görülebilir hale getirdiğiniz için de Size teşekkürler.