Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu tarihten itibaren en ciddi eksen sapması tehlikesini bu dönemde yaşıyor.
Cumhuriyet idaresi altında kendi hayatını yaşayan sıradan halk, örgütlü bir şekilde Cumhuriyete karşı savaş açan çeşitli “unsurların” artık büyüyüp güçlendiğini ve mutlak bir ittifak içinde olduklarını ancak şu son olaylarla fark edebildi!
Herkesin “nasılsa kollayan birileri vardır” diyerek birbirine güvendiği ve gelişimini umursamadığı Cumhuriyet’in aslında çok korumasız ve kırılgan olduğu da böylece ortaya çıkmış oldu!
Yapıları gereği örgütlü halde faaliyet gösteren tarikatlar, bölücüler ve mandacılar Cumhuriyet’in duvarlarının tuğlalarını tek tek sökerken tepki göstermeyen halk, Cumhuriyet!in çatısı da sökülünce gerçeklerle yüzleşmek durumunda kaldı:
Tarikatlar, bölücüler ve mandacılar devletin kalbinde cirit atıyorlardı.
Politikalar artık bu milletin değil; emperyalistlerin (=küreselcilerin) çıkarları doğrultusunda şekilleniyordu!
Bu çöküş, 86 yıl önce emperyalistleri ülkesinden kovan bu millete hiç yakıştı mı, onu siz düşünün?
Umalım ki sade vatandaş da ülkesinin ve dolayısıyla kendisinin kaderine sahip çıkması için sadece günü geldiğinde oy vermesinin değil, örgütlü, uyanık ve demokratik katılımcı olmasının gerektiğini, bugünden sonra öğrensin.
* * *
Uzun vadeli politikalar üretmenin ve yürütmenin önemini, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi ile bir kez daha anlamış bulunuyoruz.
“Petrol denizi” üstünde yüzen Irak’ın uzun yıllar sürdürülen bir politika ve eylemler zinciriyle bugünkü bölünmüş ve parçalanmış haline getirilmesi, bir milletin kendi menfaatleri için yaptıklarına en güzel örnektir.
Ancak, hiçbir proje mükemmel değildir!
Kağıt üzerinde yazılanlar, gerçekle her zaman örtüşmeyebilir.
İşte Irak’ta olan da budur:
Dökülen onca kana ve harcanan milyarlarca dolara rağmen ABD Irak’ta istediğini tam olarak elde edememiştir.
İşte bu yüzden de can havliyle yeni projeleri uygulamaya koymakta, “kervan yolda dizilir” mantığıyla yeni açılımlar ortaya atmaktadır.
Türkiye’de uygulamaya konan ve içeriğini kimsenin bilmediği ancak zamanlamasını sadece Gül ile Erdoğan’ın bildiği Kürt açılımı da bunlardan birisidir.
* * *
Anayasa gereği Irak genel seçimleri en geç 2010 Ocak ayının sonunda yapılmak zorundadır.
Bağdat’ta patlayan tüm bombalara ve verilen kayıplara rağmen Sünniler ile Şiiler bu kez seçim konusunda yaptıkları anlaşmaya sadık kalmaya özen gösteriyorlar:
Sünniler bu kez seçimleri protesto etmeyecekler!
Zaten Başbakan Maliki’nin istediği de bu…
Böylece tekrar başbakan seçilmeyi ve bunun yanında daha güçlü bir meclise sahip olmayı umuyor.
Peki Sünni ve Şiilerin desteklediği Arap ağırlıklı bir Bağdat hükümetinin ilk hedefinin neresi olacağını biliyor musunuz?
Amerikalıların desteğiyle kuzeyde bağımsızlık peşinde koşan Kürtler!
Kuzey Irak’ta “kıpraşan” Kürtlere operasyon hazırlığında olan Bağdat Hükümetinin, bu kez Kürtleri kollamak için o topraklarda bulunması planlanan Türklere “eyvallah” demesini beklemiyorsunuzdur herhalde?
Başkan Obama bugünlerde Washington’da temaslarda bulunan Başbakan Maliki’yi ikna etmeye çalışsa da Maliki genel seçimlerin tam zamanında yapılmasında kararlı!
ABD bölgeyi bir an önce terk etmek istiyor ama gelecekteki bu iç savaş tehlikesi önündeki en büyük engel. O yüzden de bu topraklarda sulh sağlamadan buradan ayrılmak istemiyor.
Oysa ki Başkan Obama’nın en önemli (ve hatta kazanmasına neden olan)seçim vaadi buydu.
Sıkışan Obama yönetimi çareyi Türkiye’yi burada jandarma kılmakta bulduğu için de saçma sapan ve akılsızca hazırlanan bir sürü plan alelacele devreye sokulmaya çalışılıyor.
* * *
İşte o yüzden Başbakanımız Erdoğan, “bedeli ne olursa olsun hazmettire hazmettire yapacağız” diyerek aslında aklının yatmadığı ve büyük siyasi risk aldığı bu “adı var içeriği yok” planları tek tek devreye sokmak zorunda kalıyor!
Çünkü “stratejik ortağımız” ABD bunun böyle olmasını istiyor!
Böylece, Irak sınırında sorun yaratacakları düşünülen PKK’lılar, bu süreçte kendisi için af beklentisi içinde olan hapisteki liderleri Abdullah Öcalan’ın emriyle dağdan iniyor ve bir “savaş esiri” görüntüsünde üniformalarıyla sınırı geçerek mobil Türk mahkemesine çıkarılıyor.
Aslına bakarsanız burada Cenevre Uluslar arası Savaş Esirleri Sözleşmesi harfiyen ve hatta daha da fazlasıyla uygulanıyor.
Çünkü PKK’lılar anında serbest bırakılıyor!
* * *
"Analar ağlamayacak" derken, birileri, anamızı ağlatacaklar gibi geliyor bana?
Cumhuriyet tarihimizin en kritik dönemlerinden geçtiğimiz bu günlerde, köşe yazarlarının metinlerinde, bu metinlere karşı yapılan yorumlarda, siyasilerin dile getirdikleri ve ortaya koydukları konularda; "Kürt" ve "Kürtler" sıfatlarını "pekaka" mevhumuyla birleştirmekten kaçınmalarının çok sıhhatli olacağı kanısındayım. Keza, Kürt vatandaşlarımızın, Batı emperyalistlerinin hamiliğinde Anadolu bozgunculuğu yapan pekaka ile bir irtibat içinde olduklarına, onlara bir sempati beslediklerine kesinlikle inanmıyorum. Millî Mücadelemizde, Kurtuluş Savaşımızda ve Cumhuriyet tarihimizdeki siyasi, idari v.b gösterdikleri azim ve çalışmaları aşikârdır. Bugün, Türkiye Cumhuriyetini, başıyla-gövdesiyle-kuyruğuyla Batı emperyalistlerin beslemesi sayesinde kemirmeye çalışan tek yılanın adı "pekaka" dır.
Analar hala ağlamaya devam ediyor.HER EVDEN BİR ŞEHİT VERİLMEDİKÇE BU MİLLETİN AKLI BAŞINA GELMEYECEK.Eğitim sistemimizi çökettikçe insanlarımız uykularına devam ediyor.Umarım uyanırlar.
pkk ve onların sempatizanları devlete hainlik etmekten vaz geçmezlerse bu ülkede hiç bir açılım bir soruna merhem olmaz hiç bir devlet ve halk kendisini ve tebasını bir terör örgütüne teslim etmez hemde bu terör örgütü avrupadaki haraç uyuşturucu adam kaçırma türkiyde cinayetlerin sebebi ise ona hiç teslim edilemez zaten mantıksızda bir devletin kanunları vardır beğenirsin beğenmessin ama vardır terör örgütünün hiç bir kanunu kuralı yoktur zaten yönetimini dış güçler üslendiği kuruluşlardır terör örgütleri o zaman terörüste vereceğimize direk dış güce teslim edelim daha iyi zaten o güçler ermeniler fransız alman ingiliz yunan ve amerika buradan güneydoğu halkına seleniyorum kendiniz tesmsil etmesi için pkk ve onun yan kuruluşu olan dtp yi seçiyorsunuz bu direk olarak türk halkına savaş demek bu halk sizi bu topraklarda yaşatmaz
Bütün hapishaneler açılsın,bütün teröristler teslim olsun,dağlarda yaban hayvanları dışında hiç kimse kalmasın, en çok bir hafta sessizlik olur.Anaların biriktirdiği iki,üç kilo kumanya bitince,kısa sürede terör yeniden başlar .Ülkemizde ciddi bir işsizlik,yoksulluk ve açlık var.Kız olsun erkek olsun, iyi bir doktor,iyi bir mühendis,iyi bir öğretmen v.b. bir iş sahibi olma şansı yoksa,sağlık sigortası yoksa,bir dilim ekmeği on kişi paylaşıyorsa,kişi kurtuluşu olmadık hayallerde arar.Oyuncak kahramanlıklar,kahramanlıklar seçer,hem kendi acı çeker, hem de Türk toplumu.Tanrı aşkına,politikacılar iş,aş,eğitim,sağlık projeleri üretilmesi için toplumu seferber etsin.Bu böyle olamaz.