İsterse o hücre evinde dünyanın en azılı ve acımasız teröristi konuşlanmış olsun; isterse o evdekileri yakalayarak bilmem nerelere yapılacak olan eylemler engellenmiş olsun, bu bilanço bir fiyaskodur:
Ölü ele geçirilen 1 teröriste karşılık; 1 Emniyet Amiri ve 1 vatandaş şehit, 7 polis memuru, 1 kameraman ve 2 vatandaş yaralı…
Bu polis ablukası altındaki evde bulunan iki teröristin, evin penceresinden birbirine bağladıkları çarşafı sarkıtarak kayıplara karıştıkları iddiaları da cabası!
* * *
Bu işlerle uzaktan yakından alakası olmayan kişilerin, “Polisin eğitimi mükemmel” şeklindeki beyanlarına rağmen, poliste mesleğin gerektirdiği “pratik eğitimin” eksikliğini her zaman dile getiriyoruz.
Doğrudur, poliste “teorik” hukuk eğitimi Türkiye ve hatta belki dünya standartlarının bile üzerindedir.
Ama “temel polislik eğitimlerinde” Türk polisi sınıfta kalır.
Bunun bir çok örneklerini sıralamak mümkündür.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bu husustaki eksikliği gidermeye çalışmak yerine; ısrarla kulağının üzerine yatmasını anlamak mümkün değildir?
* * *
Polise bir olay anında önce kendi can, sonra da vatandaşın can ve mal güvenliğini nasıl sağlayacağı maalesef öğ-re-til-mi-yor, sadece anlatılıyor!
Dünkü olayda da gördüğümüz gibi, her şey bir panik ortamında ve gayet özensiz olarak gelişiyor.
Kimin aklına nasıl eserse, uygulama öyle yapılıyor.
Böylece zamana yayılarak, sabırlı davranmak suretiyle karşıdakinin direncini kırarak belki de (aslında mutlaka) hiç can kaybı olmadan bitirilecek bir “suçlu yakalama” operasyonu, yukarıdaki üzücü bilançoyla bitiyor.
Suudiler’in, kaçırılan uçaktaki korsanların yanında rehineleri de öldürerek sonuçlandırdığı operasyondan ne farkı kaldı bu operasyonun şimdi?
Oysa ki bu tip silahlı operasyonlarda dünya standardı, polisin ve vatandaşın zayiat vermemesi üzerine tesis edilmiştir.
* * *
Polisin eğitimi eksik de vatandaş çok mu bilinçli?
Bombaların patladığı, kurşunların havaya uçuştuğu yerde film seyreder gibi olayları izliyorlar.
Ellerinde bir ay çekirdeği eksik!
Böylesi durumlarda polisin vatandaşla nasıl cebelleştiğini çok iyi bilirim.
“Bomba var gitme üstüne” dersin; “Benim verdiğim vergilerle maaş alıyorsun, benim yolum bu başka nerden gideceğim?” deyip seni çileden çıkarır.
Ama asıl amacı bombaya yaklaşıp nasıl bir şey olduğunu görmektir!
Fakat bunların hiçbiri mazeret olamaz!
Polis böyle önemli çatışma alanlarında seyirci kalabalığı toplanmasına hiçbir şekilde izin vermemelidir.
* * *
Gazeteci arkadaş ise meslek kazasına uğramıştır.
Ne Vali’yi suçlayabilir ne de Polisi…
Diğer polisler gibi o da işini yaparken yaralanmıştır.
Hepsine geçmiş olsun..
* * *
Yarın Emniyet Müdürlüğü binasında şehit polis için tören yapılacaktır.
Yetkililerden yine şehitliğin ne önemli bir makam olduğunu dinleyip öğreneceğiz.
Bu kez “kanının yerde kalmayacağını” söylemeyecekler; kalmadı çünkü…
Yargısız infaz suçlamasından çekindikleri için bu kez “Kanı yerde kalmadı” lafını da söyleyemeyecekler…
* * *
Allah rahmet eylesin sevgili kardeşlerim…
Merak etmeyin; tek başıma kalsam da sizin şehit olmanıza sebep olan bu saçmalıklar zinciriyle sonuna kadar mücadele edeceğim…
Bundan sonra kimse şehit olmasın, çocuklar yetim kalmasın, ocaklara ateş düşmesin diye…
Çünkü anlaşıldı ki bu böyle gitmeyecek…
Toplumumuzun en önemli ve yaşamsal yaralarından, yaralarından da değil ağır hastalıklarından birine işaret ediliyor. Bizde batı ülkeleri insanlarındaki vicdan eksikliğinden, kayıtsızlığından dem vurularak, birinin sokak kenarında fenalık geçirmesi, can çekişmesi halinde kimsenin başını çevirip bakmadığı örneği verilir. Oysa, çağdaş uygarlığı sindirmiş bu ülkelerde en serî şekilde örgütlü bir müdahale vardır; kuru gürültü yoktur. Manzaraya yüzeysel bakanlar bunun farkına varmaz. Emniyetçi formasyonu olan Sayın yazarın, bu konuya kendine vakfedeceğini söylemesi beni çok umutlandırdı ve duygulandırdı. Olaganüstü hâller karşısında gerek görevlilerin gerekse sade yurttaşın davranış biçimlerinin doğru formlara sokulması , aslında hem gönüllü gruplarca, hem otoritelerce yönlendirilecek toplu ve organize eğitim çalışmalarını gerektirir. Yaşımın ve sağlığımın müsait olmamasına karşın, Sayın yazarı bu yoldaki her hangi bir girişimine olabildiğince çabam ile katılırım.